Tehdit Suçu (TCK 106)

Tehdit Suçu (TCK 106)

Tehdit Suçu Nedir?

Tehdit suçu 5237 sayılı Türk ceza kanunun yedinci bölümünde yer alan hürriyete karşı suçlar başlığı altında yer bulmaktadır. Bu kanunun 106. maddesinde tehdit başlığı ile açıklanmaktadır. 5237 sayılı Türk ceza kanunu göre tehdit suçunda bir başka kişinin kendisinin ya da yakınının yaşamına, vücut ya da cinsel dokunulmazlığına dair bir saldırı söz konusu olmasından kasıtla tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezasına çarptırılır. Bu suç içerisinde yer alan hükümlere Çok güncel bir ekleme yapılmıştır. Öyle ki tehdit suçunun kadına karşı işlenmesi durumunda cezanın alt sınırı dokuz aydan az olamaz.

Mal varlığı itibarıyla büyük bir zarara uğra atılacağından ya da sair bir kötülük edileceğinden bahisle tehdit edilmesi gibi bir durumun söz konusu olması halinde mağdur konumunda yer alan kişinin şikâyeti üzerine altı aya kadar hapis ya da adli para cezasına hüküm olunması gerekir. Bununla birlikte tehdit suçunun silahla, bir kişinin kendisini tanımayacak bir hale koyması halinde, imzasız mektubu ya da özel işaretler ile birden fazla kişi tarafından bir arada, var olan ya da varsayılan suç örgütlerin oluşturmuş oldukları korkutucu güçten faydalanmak suretiyle işlenmiş olması durumunun söz konusu olması halinde fail konumda yer alan kişi ile ilgili olarak iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hüküm olunması gerekir. Tehdit amacı gidilerek kasten öldürme, kasten yaralama ya da mal varlığına zarar verme suçunun işlenmiş olması durumunda ariyeten bu suçlardan dolayı ceza verilmesi gerekir. (TCK 106)

Tehdit Suçunda Korunması Gereken Hukuki Değer Nedir?

5237 sayılı Türk ceza kanunu hürriyete karşı uyku suçlar başlığı altında yer alan 106. maddedeki Tehdit suçunun gerekçesi içerisinde tehdidin korumuş olduğu hukuki değerin kişilerin huzur ve sükûnu olduğuna yer verilmiştir. Böylelikle kişilerde Bir güvensizlik duygusunun söz konusu olması Halinin önüne geçilmesi amaçlanmaktadır. Bundan kaynaklı olarak söz konusu madde ile insanın kendisine özgü huzur ve sükûna karşı işlenmiş olan saldırıların cezalandırılması olması amaçlanmaktadır. Ancak tehdidin bu madde hükmü ile istediği asıl değer kişinin karar verme ve hareket etme hürriyetinin korunmasıdır. Hür bir şekilde karar veriyor olabilme ve karar vermiş olduğu hususu gerçekleştirebilme özgürlüğü insanların sahip olduğu en temel özgürlük olduğu söylenebilir. Bir kişinin karar verdiği sırada hiçbir baskı ya da müdahalenin söz konusu olmadan özgür davranması önemlidir. Kişinin mevcudiyetine ve kişiliğinin geliştirilmesini mümkün olabilmesi için özgürlüğün zorunluluk teşkil ettiği su götürmez. Bununla birlikte tehdit altında bulunan kişilerin özgür bir şekilde karar vermelerini mümkün olması ya da vermiş oldukları kararlarını hayata geçirmelerine olanak sağlanması mümkün değildir. Tehdit gibi bir suçun mağduru konumunda yer alan kişi bu özgürlüğünden yararlanamaz. Bununla birlikte tehdit suçu bireyin iç huzuru ve hukuki güvenlik duygusunun korunması bakımından önem teşkil etmektedir.

Tehdit Suçunun (TCK 106) Maddi Unsurları Nelerdir?

5237 sayılı Türk ceza kanunu hürriyete karşı suçlar başlığı altında yer alan tehdit suçundan faili bakımından bir özelliğin söz konusu olduğundan bahsedemeyiz. Tehdit suçunun herkesin işlemesi mümkündür. Yani tehdit suçu herkes tarafından işlenebilen mi bu suçun failinin herkes olması mümkün olabilen bir suçtur. Tehdit suçunun işler olması neticesinde kendi yararına dair haksız bir menfaat sağlamış olan tüzel kişiler ile ilgili olarak bunlara dair özel güvenlik tedbirleri ne hüküm olunması gereklilik arz eder. Suçun mağduru konumunda yer alan kişi belirli bir kişi ya da belirlenebilir bir kişi olması gereklidir. Halk içerisinde endişe, korku gibi durumlar yaratmak maksadıyla hayat, sağlık, vücut ya da cinsel dokunulmazlık veya mal varlığı bakımından aleni bir şekilde tehditte bulunmuş olan kişi halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit suçunu işlemiş olur. Burada 5237 sayılı Türk ceza kanunun 106. maddesinde yaralan tehdit suçunun işlenmiş olduğundan bahsetmemiz mümkün olmaz. Çünkü burada işlenmiş olan suç halka karşı işlenmiştir. Mağdurun halk olması halinde 5237 sayılı Türk ceza kanununun 213. maddesinde düzenlenmiş olan halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit suçu meydana gelir. Yani konumuz olan ve 106. madde hükmü içerisinde yer bulmuş olan tehdit suçu böyle bir durumda söz konusu olmaz. Tehdit hakkında söz konusu olan kötülük ya da haksızlığın mağdur konumunda yer alan kişiye yöneltilmiş olması da gerekli değildir. Öyle ki madde hükümleri içerisinde mevcut olan kendisinin ya da yakınının ifadesi de bunu açıklamaktadır. Kanun hükmünde mevcut olan yakını konumundaki kişinin mutlaka akraba niteliği taşımasının da gereklilik arz ettiğinden bahsedemeyiz. Öyle ki kötü suçuna konu olan yakına mağdur konumunda yer alan kişinin akrabası olmak zorunda değildir. Burada mağdur konumunda yer alan kişinin sıkı bir ilişki içerisinde olduğu arkadaş ya da dost veya bu kadar ama dâhil olan her kişi olarak açıklanabilir. Örneğin bir kişinin evlilik ve nişanlılık bağı olmasa bile erkek arkadaşı ya da kız arkadaşı konumunda yer alan kişiye zarar verileceğinden kasıtla tehditte bulunmuş olması halinde mağdur konumunda yer alan kişinin yakınına tehdit söz konusu olur. Yani bu örnekte 5237 sayılı Türk ceza kanunu hürriyete karşı suçlar başlığı altında yer bulmuş olan tehdit suçunun meydana geldiğinden bahsetmemiz mümkündür. Mağdur konumunda yer alan kişinin tehdidin anlam ve sonuçlarını kavrayabilecek durumda olması önem teşkil eder. Öyle ki ayırt etme gücü olmayan bir akıl hastasının ya da Küçüğün tehdit ediliyor olması mümkün değildir. Fakat bu fiili Bu kişilerin yakınları öğreniyor ise ve fil bu kişilerin iç huzurunu bozmaya ondan korkma ya imkân sağlar ise bu kişilere karşı tehdit suçunun işlenmiş olması gibi bir durum söz konusu olur.

Tehdit Suçunda Eylem Nedir?

5237 sayılı Türk ceza Kanunu hükümleri içerisinde suçun temel işleniş şekli mağdur konumunda yer alan kişinin şahsının ya da bu kişinin yakını konumunda yer alan kişilerin hayatına, vücut ya da cinsel dokunulmazına dair saldırının gerçekleşeceğinden bahisle tehdit edilmesi durumunun mevcut olmasıdır. Öyle ki suçun mevcudiyetinin söz konusu olduğunu söyleyebilmek için ileriki bir zamanda bir saldırının meydana geleceğinin mağdur konumunda yer alan kişiye bildiriliyor olması gereklilik arz eder. Tehdit suçunun cebir bir suçundan farklı olmasını sağlayan nokta cebir suçunda zorlama teşkil eden fiilin o esna içerisinde gerçekleşiyor olmasıdır. Yani tehdit suçundan cebir suçunu farklı kılan durum tehdit suçunun ileriki bir zaman içerisinde gerçekleşmesinin ileri sürüldüğü bir saldırıyı barındırıyor olması ancak cebir suçunun ise o anda gerçekleştirilecek bir saldırı içerisinde barındırıyor olmasıdır. Kanun hükümlerinde açık bir şekilde belirtilmiş olmasa bile saldırının haksız bir saldırı niteliği taşınmış olması önem teşkil eder. Kanun hükümleri içerisinde suçun basit şekli bakımından bu vurgulama yapılmamış olsa dahi bu suçun daha az cezayı gerektiren hal olan mal varlığına yönelik tehdit bakımından büyük bir zararın söz konusu olmasına dair hüküm vardır. Bu yüzden suçun basit şekli bakımından saldırının ağır nitelik taşıması önemli değildir. Fakat kanun hükmünde belirtilmemiş olsa bile saldırının haksız olmasının önemlilik arz ettiğini söylememiz gerekir. Zararın büyüklüğü ise somut olayın özellikleri, özellikle mağdur konumunda yer alan kişinin ekonomik durumu dikkate alınarak saptanacaktır. Tehdit suçunun basit şekli bakımından tehdidin mağdur konumunda yer alan kişinin kendisinin ya da yakın hayatına, vücut ya da cinsel dokunulmazlığına yönelik olması gerekir. Bunların haricinde suçun daha az bir cezayı gerektiren ve takibi şikâyete bağlı nitelikte olan şekli bakımından ise tehdidin Malvarlığı değerlerine ya da diğer hukuki değerlere yönelik olması önem teşkil eder. Kanun hükümlerinde Sair bir kötülük geleceğinden bahisle ibaresinin kullanılmış olması tehdidin görülebileceği değerler bakımından sınırlayıcı bir sayı mı söz konusu olmadığını göstermektedir. 5237 sayılı Türk ceza kanunun tehdit ile ilgili olan hususlarına göre fail konumunda yer alan kişinin mağdur konumunda yer alan kişiden bir şekilde davranmasına, bir şey yapıyor olmasını ya da bir şey yapmamasını istemese dahi tehdidin meydana geleceğinden bahsetmek mümkündür. Öyle ki faili konumunda yer alan kişinin mağdurun yalnızca seni öldüreceğim şeklinde bir tehdit de bulunması suçun meydana gelmesi için yeterlilik arz eder. Yani bu kişiden bir şey istemek amacıyla tehditte bulunmaktan ziyade herhangi bir sebebe dayanmadan da Tehdit içerikli söylemlerde bulunmak tehdit suçunun oluşması mümkündür. Bununla birlikte şartlı bir tehdidinin söz konusu olması durumu halinde 5237 sayılı Türk ceza kanununun 61. maddesinde söz konusu olan failin amacı ve saiki kriterlerine yönelik olarak cezanın belirlenmesinde Önem teşkil ettiğini söylemek mümkündür.

Söz konusu tehdidin geleceği yönelik olup muhakkak zarar tehlikesi içermesi sebebiyle soyut tehlike suçu niteliğinde olduğunu söylemek mümkündür. Öyle ki faili konumunda yer alan kişinin mağdur konumunda yer alan kişiye meydana getireceğinden bahisle zararın meydana gelmesi gerekli değildir. Bundan kaynaklı olarak bu suç sırf hareket suçudur. Zarar tehlikesinin objektif bir şekilde varlığı gerekli ve yeterli karşıdır. Kan hükümleri içerisinde yer alan hususlara dayalı olarak söz konusu olan gerekçeye göre suçun meydana gelmesi açısından tehdit konusu kötülüğün gerçekleşip gerçekleşmemesi önemli değildir. Tehdidin objektif bir şekilde ciddi bir mahiyet arz etmesi gerekir. Öyle ki istenilen şeyin yerine getirilmemesi durumunda Tehdit konusu kötülüğün gerçekleşeceği ihtimali objektif bir şekilde mevcut olması gerekir. Kanun hükümlerinin gerekçesi içerisinde söz konusu olan bu durumun yanı sıra Yargıtay’ın kararları da bunu desteklemektedir. Tehdit suçu içerisinde mağdur konumunda yer alan kişinin özelliklerinin bir önem taşıdığını söylemek mümkün değildir. Meydana getireceği bildirilen tehdit sebebiyle ortalama özelliklere sahip bir kişinin davranışlarının etkilenmesini mümkün olabileceği bunun bu kişiyi belirli bir davranışı yapmaya yeteceği, bu kişinin huzur ve sükûnunun bozul acı durumları söz konusu olabiliyorsa tehdidin elverişli olduğunu söylemek mümkündür. Öyle ki faili konumunda yer alan kişinin meydana getireceğini bildirmiş olduğu zararı gerçekleştirme yeterliliği ne sahip olmaması gibi bir durum söz konusuysa ya da gerçekleşmesinin imkânı mümkün olmayan bir zarar söz konusu ise tehdit suçunun meydana geldiğinden bahsetmek mümkün olmaz. Bundan kaynaklı olarak da halk arasında kullanılan bazı ifadelerin tehdit suçunu oluşturduğunu söylememiz mümkün olmaz.

Tehdidi meydana getiren eylemin mutlaka sözlü bir şekilde meydana gelmesi de gerekli değildir. Öyle ki tehdit suçu bir mektupla veya herhangi bir farklı suretle işlenmesi mümkün olan bir suçtur. Tehdit suçunun sadece doğrudan konumunda yer alan kişi bakımından mağdur konumunda yer alan kişiye söylenmek suretiyle meydana gelmesi gibi bir durumdan bahsetmek mümkün değildir. Tehdit suçu üçüncü bir kişi aracılığıyla da işlenmesi mümkün olan bir suçtur. Öyle ki bu suç bir kişinin aracı olarak kullanılmasıyla da işlenebilir. Bu gıyapta tehdit olarak adlandırılır. Tehdit içeren ifadelerin mutlaka açık bir şekilde olması da gerekli değildir. Öyle ki dolaylı ifadeler ile de tehdit suçunun işlenmesi mümkündür. Yargıtay’ın mevcut olan kararlar içerisinde mağdur konumunda yer alan kişinin iş yerine faili konumunda yer alan kişi tarafından ateş edelim olay yerinden uzaklaşma eğiliminin tehdit olarak kabul edilmesi gibi bir durum söz konusu dur. Fakat faili konumunda yer alan kişilerin kasten yaralama ya da öldürmeye yönelik olup olmadığının da tespitini gerekli önem arz etmektedir. Bundan kaynaklı olarak tehdit suçu bağlı hareketli bir suç niteliğinde değildir. Tehdit suçu serbest hareketli bir suç niteliği taşır. Bu suçun tamamlanmasını mümkün olabilmesi için birden fazla hareketin gerekli olmadığının da söz konusu olmasından dolayı çek hareketli bir suç tipi niteliği taşıdığını söylemek mümkündür.

Tehdit Suçunu Etki Eden Haller Nelerdir?

Tehdit suçunu etki eden halleri daha az ceza verilmesini gerektiren haller ve daha fazla ceza verilmesini gerektiren haller ikiye ayırarak açıklamak mümkündür. Öyle ki 5237 sayılı Türk ceza kanunun hürriyete karşı suçlar başlıklı yedinci bölümü içerisinde Düzenlenmiş olan tehdit suçuna etki eden haller daha az ceza verilmesini gerektiren hal ve daha fazla ceza verilmesini gerektiren haldir.

İlk olarak tehdit suçunu etki eden hallerde daha az ceza verilmesini gerektiren hallerden bahsetmek mümkündür. Tehdit suçunun düzenlenmiş olduğu 106. maddenin ilk fıkrası içerisinde de mal varlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından ya da şair bir kötülük edeceğinden bahisle tehdit suçunun basit şekline göre daha az ceza verilmesini gerektiren hali niteliğinde düzenleme bulmuştur. Bununla birlikte bu nitelikli hal açısından suçun soruşturulması ve takibinin şikâyete bağlı olduğundan bahsetmek mümkündür. Şair bir kötülük içerisine kişi özgürmüş şeref ve onur, özel yaşam gibi hukuki değerleri günlük kötülüklerin girilmesinin söz konusu olduğundan bahsetmek mümkündür. Faili konumunda yer alan kişi kendisini ya da bir başkasına yarar sağlamak amacıyla bir kişinin şerefi de saygınlığına zarar verecek özellikteki hususların açıklanmış olacağını veya isnat edileceği tehdidinde bulunması durumunda tehdit suçunun değil Şantaj suçunun oluşacağını söylemek gerekir. Öyle ki faili konumunda yer alan kişinin ilgili elimi yapma niyeti taşımaması yalnızca bunu karşındaki kişiyi istediğin şeyi yaptırmak için kullanmak amacıyla dile getirmesi halinde Şantaj suçunun meydana geleceğini söylemek gerekir. Şantaj suçunda bir eylemin yapılıp yapılmaması bir koşula bağlanmaktadır. Tehdit suçunda ise aleni bir şekilde kişiye yönelik bir zararı meydana getireceğini ileri sürme eylemi meydana gelmektedir. 5237 sayılı Türk ceza kanunun 106. maddesinde yer alan tehdit suçunun ikinci fıkrası içerisinde cezayı ağırlaştıran nitelikli haller ilgili olayın özelliklerine uygun düştüğü müddetçe şikâyet koşuluna yer vermeksizin gerçekleştirilen tehdit de uygulanmış olabilmesi mümkündür.

5237 sene Türk ceza kanunun hürriyeti karşı suçlar başlığı altında düzenlenmiş olan tehdit suçunu eskiden hallerle ilgili olarak daha az ceza verilmesini gerektiren hallerden bahsettik. Burada bahsedilmesi gereken bir diğer durum daha fazla ceza verilmesini gerektiren hallerdir. Tehdit suçunun kanuni gün içerisinde yer olan halinden daha fazla güzel verilmesine gerekli kıran durumlar açıklanmıştır. Bununla birlikte Yargıtay tehdit suçundan dolayı verilecek temel cezanın belirlenmesinde 5237 sayılı Türk ceza kanunun 61. maddesi içerisinde yer alan hükümler göz önünde bulundurularak birden fazla nitelikli halin bir araya gelmesi halinde cezanın alt sınırından uzaklaşmak suretiyle tespit ve tayin edilmesinin gerekli olduğunu ileri sürmektedir. Kanun hükümlerinde daha fazla ceza verilmesini gerektiren haller olarak suçun silahla işlenmesi, suçun kişinin kendisini tanınmayacak Bir hale koyması suretiyle işlenmesi, imzasız mektupla ya da özel işaretle işlenmesi, suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi, suçun var olan ya da varsayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korku düşük güçten faydalanmak suretiyle işlenmiş olması, suçun sağlık çalışanlarına karşı işlenmesine yer verilmiştir.

Burada daha fazla ceza verilmesini gerektiren hallerden ilk olarak suçun silahla işlenmesi ile ilgili olan hususlardan bahsetmek mümkündür. Suçun Silahlı işlenmesinin nitelikli bir hal olarak düzenlenmiş olmasını sebebi tehdidin silahla işlenmesi durumunda mağdur konumunda yer alan kişinin korkutulma oranının yüksek olması ve bu kişiye verilen zararın daha ağır bir nitelik taşımasıdır. Silah kavramından ne anlaşılması gerektiği ise 5237 sayılı Türk ceza kanunun altıncı maddesi içerisinde yer verilmiştir. Öyle ki buradaki silah kavramının ne olduğuna kanunu bu hükmün okuyarak ulaşmak mümkündür. Kanunun altıncı maddesinde yer alan hükümdeki silahı karşılayanlar aracılığıyla tehtidin meydana gelmiş olması tehdit suçunun daha fazla ceza verilmesini gerektiren halini oluşturur. Suçun silah ile işlenmiş kabul edilebilmesinin mümkün olabilmesi için mutlaka silahın mağdur konumunda yer alan kişi yöneltilmiş olması zorunlu teşkil etmez. Silahın yalnızca gösterilmiş olması ya da çıkarılması da mağdur konumunda yer alan kişiye korkutmayı itici ve sözlü yapılacak olan tehdidini etkisini artıracak nitelikte olduğu için nitelikli halin uygulama bulmasına önem teşkil eder. Bununla birlikte faili konumunda yer alan kişinin yalnızca silahlı olması nitelikli halin uygulama bulmasına gerektirmez. Faili konumunda yer alan kişinin her zaman silah bulunduran olması ancak tehdit etmesi sırasında bu silahı kullanmıyor olması suçun nitelikli halinin meydana gelmesini gerektirmez.  Bununla birlikte faili konumunda yer alan kişinin içi boş olan bir tabanca ile tehdit suçunu işlemesi ile mümkün olup olmayacağı tartışmalı bir konu niteliği taşımaktadır. Bunun için bazı görüşleri mevcudiyeti söz konusudur. Bir görüş içerisinde mağdur konumunda yer alan kişinin silahın boş olduğunu bilmiyorsa tehdit suçunu meydana getireceğinin kabul edilmesi gerektiğini ileri sürmesi söz konusu olmaktadır. Bununla birlikte objektif olarak silahın gerçek olmadığının anlaşılması durumu mevcut ise tehdit suçu meydana gelmez. Fakat mağdur konumunda yer alan kişinin gerçek bir silahın boş nitelik taşıyıp taşımadığına emin olabilme ihtimalinin zayıf olması su götürmezdir. Bundan kaynaklı olarak bu Susta suçun meydana geleceğini söylemek gerektiği görüşte mevcuttur.

Tehdit suçunda daha fazla ceza verilmesini gerektiren hallerinden bir diğeri suçun kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, imzasız mektupla ya da özel işaretlerle işlenmesidir. Kanun biçimlerinde mevcut olan durumlardan ilk ikisini nitelikli hal kabul edilmesinin sebebi suçun işlenmesinin kolay bir hale getirilmesidir. Bununla birlikte mağdur konumunda yer alan kişinin kendisini savunabilmesinin zorlaşması durumu da söz konusudur. Bu iki durum bakımından faili konumunda yer alan kişinin uğraşmasına rağmen mağdur konumunda yer alan kişinin faili konumunda yer alan kişinin kimliğini saptayamaması ya da imzasız mektupta fail konumunda yer alan kişinin edasından onu tanıması durumunda nitelikli halin uygulanması gereklilik arz eder. İmzasız nitelikte bir mektuptan bahsedilmesi gereken hukuki anlamda imzaladı. Kişinin adı ve soyadının el yazısı ile yazması olduğu için fail konumunda yer alan kişinin kimliğini belirtmeden herhangi bir yazı yazmış olmasıdır. Faili konumunda yer alan kişinin yazının altına normalde imza kabul edilebilecek bir işaret konmuş olması mümkündür. Bununla birlikte bu imza da faili konumunda yer alan kişinin kim olduğunun açık olarak anlaşılması mümkün değilse nitelikli halin uygulama bulması gibi bir durumda söz edebiliriz. Yazının içerisinde imzanın mevcut olmamasına rağmen kullanmış olan ifadelerden faili konumunda yer alan kişinin kimliğinin açık bir şekilde belli olması durumu söz konusu ise bu nitelikli halin uygulanması söz konusu olmayacaktır. Burada söz konusu olan nitelikli halin uygulanması ancak faili konumunda yer alan kişinin kim olduğu anlaşılmadığı hallerdedir. Mektup faili konumunda yer alan kişi tarafından yazılmış yazıları içeren herhangi bir kâğıt ya da kâğıt niteliği taşıyan bir şey olabilir. Burada mektup ifadesinden anlaşılması gereken yalnızca klasik kâğıtta mektup değildir. Elektronik posta da bunun içerisine girmektedir. E-postanın kim tarafından gönderildiğini teknolojik gelişmeler sayesinde saptanmasında mümkün olmasına rağmen bunun nitelikli halin uygulanmasını engel teşkil ettiğini söylemek mümkün değildir. Kişinin kim olduğunu belirtmeden göndermiş olduğu tehdit içerikli mesaj için elektronik ortamda gönderse dahi nitelikli hal uygulaması söz konusu olacaktır. Öyle ki burada önem teşkil eden durum araştırma ile faili konumunda yer alan kişinin kimliğinin saptanabilir olup olmadığı değildir. Burada önemli olan durum faili konumunda yer alan kişinin kendi kimliğini açıklamadan tehdit suçunu meydana getirir nitelikte eylemde bulunmasıdır. Bununla birlikte suçun özel işaretler ile işlenmesi halinde faili konumunda yer alan kişinin kimliğini saklamış olmasının gerekli olduğundan bahsedemeyiz. Faili konumunda yer alan kişi kimliğini saklamadan da özel işaretlerle suçu işlemesi halinde nitelikli hal oluşur. Bunun yanı sıra kimliğini belirterek de bir kişiye posta yoluyla bir tehdit içerikli şey gönderilmiş olması durumu olasıdır. Böyle bir durumda nitelikli halin kabul edilmesinin mümkün olabilmesi için özel nitelikteki işaretin mağdur konumunda yer alan kişiyi korkutur nitelikte olması ve zarar vermesi durumunun mevcut olması gerekir.

5237 sayılı Türk ceza kanunu hürriyete karşı suçlar başlığı altında mevcut olan tehdit suçunun daha fazla ceza verilmesini gerektiren hallerinden suçun silahla işlenmesi, suçun kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyma suretiyle imzasız mektupla ya da özel işaretlerle işlenmesi ile ilgili olumsuzlardan bahsettik. Burada bahsedilmesi gereken bir diğer daha fazla ceza verilmesini gerektiren her suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesidir. 5237 sayılı Türk ceza kanunu hükümleri içerisinde yer alan bazı suçlar için suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde nitelikli hal sayılması durumu söz konusudur. Öyle ki bu kanun hükümlerinde yer alan suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesinin yer buldu suçların arasında tehdit suçu da yer almaktadır. Burada söz konusu olan suçun iştirak halinde işleniyor olması değildir. Burada söz konusu suçun icra hareketlerini meydana getiren kişi sayısının birden fazla olması durumundan bahsedilmektedir. Öyle ki nitelikli hal kabul edilmesinin sebebi mağdur konumunda yer alan kişinin huzurunun ağır bir şekilde bozulmasına neden olunmasıdır.

5237 sayılı Türk ceza kanunun hürriyete karşı suçlar başlığını taşıyan yedinci bölüm içerisinde mevcut olan tehdit suçunun için daha fazla ceza verilmesini gerektiren haller ile ilgili olarak suçun silahla işlenmesi, suçun kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, imzasız mektupla ya da özel işaretine işlenmesi ve suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi ile ilgili olan hususlardan bahsettik. Burada bahsedilmesi gereken bir diğer suça daha fazla ceza verilmesini gerektiren hal suçun var olan ya da varsayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanarak işlenmesidir. 5237 sayılı Türk ceza kanunu hükümleri içerisinde yer bulmuş olan tehdit suçunun gerekçesinde gizli ya da açık mevcut olan ya da varsayılan suç örgütlerinin meydana getirdikleri tehdit gücünün de kişileri paniğe kapılacak şekilde korkutmasına mümkün olması nedeniyle suçun nitelikli hal olarak sayılması uygun görülmüştür. Eski kanun hükümlerinden farklılık teşkil Her şekilde örgütün gizli bir örgüt olmasına gerek yoktur. Örgütün gerçekten de var olması da gerekli değildir. Burada diğer suçlar da söz konusu olan örgüt kabul edilme kriterlerinin aranması da gereklilik arz etmez. Önem teşkil eden durum mağdur konumunda yer alan kişinin örgütün var olduğu düşüncesine sahip olmasına neden olmasıdır. Böylelikle faili konumunda yer alan kişi örgütün üyesi olması ya da ilgili suçun örgüt faaliyeti şeklinde işler olmasında gereklilik arz ettiğinden bahsedemeyiz. Burada önem teşkil eden tek durum mağdur konumunda yer alan kişiye örgütün mevcut olmasının İleri sürülmesi ile korkutulmasıdır.

5237 sayılı Türk ceza kanununun yedinci bölümünde hürriyete karşı suçlar başlığı altında yer alan 106. maddedeki tehdit suçu ile ilgili olarak daha fazla ceza verilmesini gerektiren hallerden suçun silahla işlenmesi, suçun kişinin kendisi tanınmayacak bir hale koyma suretiyle, imzasız mektupla ya da özel işaretlerle işlenmesi, suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi ve suçun var olan ya da varsayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten faydalanmak suretiyle işlenmesi İle ilgili olan hususlardan bahsettik. Burada bahsedilmesi gereken suça daha fazla ceza verilmesini gerektiren bir diğer husus suçun sağlık çalışanlarına karşı işlenmesidir. Tehdit suçu için bu nitelikli hal 3359 sayılı sağlık hizmetleri temel kanunun ek 12. maddesi hükmü içerisinde mevcuttur. Buradaki hükümlere göre kamu ya da özel sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan sağlık personeli ile yardımcı sağlık personeline karşı görevleri nedeniyle işlenen 5237 sayılı Türk ceza kanununda yer alan kasten yaralama, tehdit, hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından kanun hükümlerine göre tayin edilecek cezalar yarı oranında artırılacağına yer verilmiştir. Burada Türk ceza kanunun 51. maddesi içerisinde yer bulmuş olan hapis cezasının ertelenmesi hükümlerinin uygulama bulması gibi bir durum söz konusu olmaz. Bu madde hükümleri için kamu kurumları ya da özel sağlık kurumları arasında herhangi bir farkın olduğundan bahsetmemiz mümkün değildir. Her iki tür kurum içerisinde de ilgili suçun meydana gelmesi halinde bu hükümlerin uygulama bulması durumu söz konusu olacaktır.

Tehdit Suçunun Hukuka Aykırılık Unsuru Nedir?

5237 sayılı Türk ceza kanununun hürriyete karşı suçlar başlığı altında yer almış olan tehdit suçunda mağdur konumunda yer alan kişiye karşı gerçekleşeceği söylenmiş olan saldırının kanun hükümlerinde açıkça belirtilmesi de haksız bir saldırı olmasının gereklilik arz etmesi önem teşkil eder. Saldırının haksız bir nitelik taşımaması durumunda Şantaj suçunun işlendiğinden bahsedilmesi durumu söz konusu olabilir. Saldırının haksızlığı ile ilgili olarak bazı görüşleri mevcudiyeti söz konusudur. Bir görüş içerisinde saldırının haksızlığı ile ilgili kusurluk çerçevesinde düşünmek hususunda yer verilmiştir. Bir başka görüş içerisinde ise hukuka aykırı konusu çerçevesinde düşünme hususunda yer verilmiştir. Burada üzerinde durulması gereken iki durumun mevcut olduğundan bahsetmek mümkündür. İlk olarak fail konumunda yer alan kişinin gerçekleştireceğini bildiği saldırının hukuka aykırılık teşkil etmesi gerekmektedir. İkinci olarak faili konumunda yer alan kişinin mağdur konumu yaranan kişiden talep etmiş olduğu davranışını hukuk aykırılık teşkil etmesini gereklidir. Bu suç içerisinde asıl hukuku aykırılık teşkil eden durum bu durumlardan ilkidir yani fark konumunda yer alan kişinin gerçekleştirileceğini bildiği saldırının hukuka aykırı nitelik taşımasıdır. Faili konumunda yer alan kişinin mağdurdan talebi hukuka uygun nitelikte olabilir fakat gerçekleştirileceğini bildirmiş olduğu şey hukuka aykırı nitelikte ise suç niteliği taşımaktadır. Burada bahsedilmesi gereken husus tehdit de bulunan kişinin talebinin hukuka aykırı olmamasının bir önem teşkil etmemesidir. Fail konumunda yer alan kişinin kendi hakkı olan bir şeyi bir diğer kişiden istemesi gibi bir durum da söz konusu olabilir. Ancak burada talebini sunduktan sonra tehdit içerikli bir cümle kurar ise yine de tehdit suçu meydana gelecektir. Ancak burada altını çizmemiz gereken husus tehdit niteliği taşıyan ibarenin hakkın kullanılmasını teşkil eder nitelikte olması gerektiğidir. Öyle ki bir kişi bir talepte bulunurken bunun yapılmaması halinde kendi hakkını kullanacağını ileri sürmüş ise bu tehdit suçunu oluşturmaz. Fakat bu kişinin talibi kanuna aykırılık teşkil ediyor ya da mağdur konumunda yer alan kişinin yükün olmadığı bir şeyi yapmış olmaya ya da yapmamaya veyahut haksız bir çıkar elde etmeye yönelik ise Şantaj suçunun meydana geldiğinden bahsetmek mümkündür. Faili konumunda yer alan kişinin amacı kendisini ya da bir başkasını haksız bir saldırıdan korumak niyeti ise meşru bir savunmanın söz konusu olmasından bahsedilmesi mümkündür.

Tehdit Suçunda Manevi Unsurlar Nelerdir?

5237 sayılı Türk ceza kanunun hürriyete karşı suçlar başlığı altında mevcut olan tehdit suçunun meydana gelmesi için genel kast yeterlilik arz eder. Öyle ki bu suç genel kastla işlenen bilen bir suçtur. Tehdit suçunun oluşması bakımından faili konumunda yer alan kişinin herhangi bir saygı ile hareket etmesinin bir önemi yoktur. Bundan kaynaklı olarak olası kastla da işinle bilmesi mümkündür. Fail konumunda yer alan kişinin açık bir şekilde şaka yapma niyeti ile tehdit içerikli ifadeleri belli konumda ise tehdit suçunun mevcut olduğundan bahsetmemiz mümkün değildir. Öyle ki kişinin bir arkadaşına şaka amaçlı olarak bana bu konuda yardım etmezsen öldün sen tarzı ifadeleri tehdit suçunu meydana getirmez. Burada tehdit suçunun meydana gelmediği ve kişinin şaka amaçlı bir ifadede bulundu açıktır. Böyle bir ifade eden suç işlediğini söylemek mümkün olmaz. Kişi yalnızca şaka maksatlı bir cümle kullanmakta amacı asla tehdit olmamakta ve yapacağını ileri sürdüğü bir ifadeyi içerisinde barındırmamaktadır. Öyle ki Yargıtay kararları içerisinde mevcut olan gerekçe de de söz konusu olduğu gibi bahsetmiş olduğumuz ifadelerin objektif bir şekilde ciddi olmadığı açık ise tehdit suçunun meydana geldiğinden bahsetmemiz mümkün değildir. Tehdidi meydana getiren sözlerin kızgınlık ya da fevri bir hareketle söylenmiş olması yine suçun meydana gelmesine engel olmaz. Öyle ki kişinin kızgın mı suçun işlenmesine ortadan kaldırmaz. Bunun için Yargıtay’ın kararları içerisinde bu duruma Yer verilmiştir. Yargıtay’ın da görüşü kişinin kızgınlıkla ya da fevri olarak söylemiş olduğu sözlerin tehdit suçunu ortadan kaldırmadığını yöneliktir. Kişi kızgın ve fevri bir şekilde bir ifade bulunsa dahi bugüne de tehdit suçunun meydana getirir. Böyle bir durumda koşulları oluşmuş ise haksız tahrik hükümlerinin uygulama bulması mümkündür. Haksız tahrik koşulları eğer oluşmamış ise bu durumun cezanın belirlenmesinde dikkate alınması mümkündür. Bununla birlikte zorunluluk hali mevcut olması durumlarında da tehdit suçunun ortadan kalktığından bahsedemeyiz. Zorunluluk hali mevcut olduğu hallerde kişinin tehdit içerikli sözler sarf ediyor olmasa yine tehdit suçunu işlemiş olduğu anlamına gelir. Zorunluluk hali tehdit suçunu ortadan kaldırmaz. 5237 sayılı Türk ceza kanunun şerife karşı suçlar başlığı altında yer bulmuş olan 125. Maddesindeki hakaret suçundan karşılıklı hakaretin söz konusu olması halinde suçun ortadan kalkacağı hüküm altına alınmıştır. Bu düzenlemeye benzer nitelikte bir düzenlemenin olduğu tehdit suçu bakımından söylenemez. Tehdit suçunda karşılıklılık durumunun söz konusu olması suçu ortadan kaldırmaz. Örneğin bir kişinin bir başka kişiye karşı tehdit suçunu işlemiş olması ve kendisine karşı tehdit suçu işlenmiş olan kişinin de şahsına karşı tehdit suçu işleyen kişiye karşı tehditte bulunmuş olması ortada bir karşılıklı söz konusu olmasından kaynaklı olarak tehdit suçunu ortadan kaldırmaz. Burada karşılık olarak birbirinin tersi olan kişilerin her ikisi de tehdit suçundan dolayı cezalandırılması gerekir. Kendisine karşı yapılmış olan tehditten korunmak amacıyla ya da ona tepki olarak tehdit suçunu işlemiş olan kişilerin eğer mevcut koşulları karşılamaları gibi bir durum söz konusu ise meşru savunma ya da haksız tahrikten yararlanmasının olası olduğunu söylemek mümkündür.

Tehdit Suçunda Teşebbüs Hükümleri Nelerdir?

Teşebbüs ile ilgili hususlar 5237 sayılı Türk ceza kanunun 35. maddesi hükümleri içerisinde kişinin izlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya bağlayıp da elinde olmayan sebeplerle tamamlayamaması halinde teşebbüsten dolayı sorumlu olacağı yer almaktadır. Eski kanunumuz olan 765 sayılı Türk ceza kanunumuz içerisinde düzenlenmiş olan tam ve eksik teşebbüs ayrımına yeni kanunumuz olan 5237 sayılı Türk ceza kanunu hükümleri içerisinde yer verilmemiştir. Teşebbüs ile ilgili onun yükünün uygunluğu bilmesine mümkün olabilmesi için suçun kanun hükümlerinde yaralan tanımdaki unsurları içermesi gerekmektedir. Böylelikle eylemin icrasına ilişkin hareketler ile başlanmış olması gerekmektedir. Ancak fail konumunda yer alan kişinin elinde olmayan nedenlerle gerçekleştirilmek istenen sonucun meydana gelmemesi durumunun söz konusu olması durumundan bahsetmemiz gerekir. Kanun hükümleri içerisinde düzenleme bulmuş olan genel kurallar tehdit suçuna teşebbüs bakımından da aynen geçerlilik arz eder. Tehdit suçunun meydana gelmesi için ilgili neticenin gerçekleşmiş olması kanun hükümleri içerisinde aranmamaktadır. Tehdit teşkil eden hareketlerin tamamlanması ile suçun meydana geldiğini söylememiz mümkündür. Tehdit suçu tehlike suçu olmaktadır. Bundan kaynaklı olarak tehdit suçu teşebbüse elverişli nitelikte değildir. Eylemden kaynaklı olarak mağdur konumunda yer alan kişinin etkilenmiş olması iç huzurunun bozulması irade hürriyeti ne etkilenmiş olması gerekmemektedir. Yalnızca sonucu meydana getirecek onu objektif elverişli hareketlerin meydana getirilmesi ile suç tamamlama bulur. Bununla birlikte salt hareket suçu niteliği taşımaktadır. Tehdit suçunun meydana gelmesi için fark konumunda yer alan kişinin bundan bir sonuç elde Edip etmemesi önem teşkil etmemektedir. Zarar tehlikesi meydana getiren eylemin mağdur konumunda yer alan kişiye bildirilmiş olması yeterlik arz eder. Sözel ya da davranışı dayalı tehdit eylemleri içerisinde sözün söylenmiş olduğu anda bunun mağdur konumunda yer alan kişi tarafından anlaşıldığı ve algılanmış olduğu an suç tamamlama bulmuş demektir. Söze dayalı tehdit eylemi içerisinde kişi ifadelerini tamamlamış olsa dahi somut olayın niteliğine göre ortaya çıkan davranış ile bir bütünlük sağlamış olduğu an itibari ile suçun tamamlanmış olduğunu söylemek mümkündür. Tehdit suçu niteliği itibari ile teşebbüsü müsait nitelikte değildir. Ancak doktrin içerisinde bazı hususların söz konusu olabileceğini söyleyebiliriz. Sözel ya da davranışlar özellikler taşımayıp mektup e-posta gibi özel işaretler veya Semboller ile ön hazırlık yapmayı gerekli kılan hareketlerde teşebbüsün mevcudiyetini söz konusu olabileceği tartışma niteliği taşımaktadır. Tehdit suçunun sahip olduğu nitelikli halleri içerisinde icra hareketlerini bölünmesinin mümkün olacağından bahsedilmektedir.  Bundan kaynaklı olarak eksik teşebbüs olması mümkün olabileceği durumundan bahsetmemiz mümkündür. Öyle ki tehdit içerikli bir mektubun faili konumunda yer alan kişiye gönderilmesinden sonra mektubun mağduru ulaşmadan faili konumunda yer alan kişinin buna engel olmak suretiyle mağdur konumunda yer alan kişi ulaşmasını engellemek durumunda eylemin eksik teşebbüs niteliğinde olduğunu söylemek mümkündür. Uygulama içerisinde ve kanlı günler içerisinde buna kat ılınmamaktadır. Bunun sebebi mağdur konumunda yer alan kişinin yüzüne karşı hem de yokluğunda meydana getirilen tehdit suçunda hareket ile sonucu birbirinden ayırmanın mümkün olmaması ve hareket gerçekleştiği anda suçun tamamlanıyor olmasıdır. Tehdit eylemi mağdur konumunda yer alan kişinin yokluğunda yapılmış olsun ya da olmasın mağdur konumunda yer alan kişinin fiili öğrenmiş olduğu an tamamlama bulmaktadır. Bununla birlikte mağdur konumunda yer alan kişinin eline ya da bilgisine ulaşmadıysa tehdit içerikli ifadeler, teşebbüs açısından değerlendirilmesinin mümkün olduğundan bahsedemeyiz. Bunun nedeni bu suçun oluşması için bu hususun yeterli olmamasıdır. Öyle ki tehdit içeren beyanı mağdur konumunda yer alan kişi tarafından öğrenilmiş olması ve bunun objektif ölçüler içerisinde mağdur konumunda yer alan kişiyi etkilemiş olması suç oluşması için zorunluluk teşkil eder.

Özetle 5237 sayılı Türk ceza kanunu hürriyete karşı suçlar başlığı altında yer alan tehdit suçunun neticesi harekete bitişik bir suç olmasından kaynaklı olarak bu suçun tamamlanması için hareketten ayrılabilir bir neticenin meydana gelmesinin gerekli kar ettiğinden bahsetmek mümkün değildir. Faili konumunda yer alan kişinin tehdidine mağdur konumunda yer alan kişinin ciddiye almamış veya korkmamış olması söz konusu olabilir. Böyle bir durum söz konusu olsa dahi gerekçe de belirtilmiş olmasından kaynaklı olarak bu durumda suç tamamlanmış olur. Önemli olan durum mağdur konumunda yer alan kişinin tehdidi vakıf olmasından kaynaklanmaktadır. Bununla birlikte söz konusu hareket zaman bakımından parçalara bölünebilir nitelik yaşadığından suçun teşebbüse müsait olduğunu söylemek mümkündür. Öyle ki tehdit içerikli bir mektubun fail konumunda yer alan kişiye karşı gönderilme niyetinde bulun olmuş olması ancak fail konumunda yer alan kişinin elinde olmayan sebeplerle mağdur konumunda yer alan kişiye bu tehdit içerikli mektubun İletilememesi halinde suçun teşebbüs halinde kaldığından bahsetmek mümkündür.

Tehdit Suçununsa İştirak İle İlgili Olan Hususlar Nelerdir?

5237 sayılı Türk ceza kanunun hürriyete karşı suçlar başlığı altında yer bulmuş olan tehdit suçu iştirakin her haline mümkün kılmaktadır. Bu yüzden de genel düzenlemelerden farklı bir özellik içerisinde barındırmaz. Tehdit suçu tek faile işlenmesi mümkün olabilecek nitelikte bir suç olarak anılmaktadır. Faili konumunda yer alan kişinin suçu tek başına gerçekleştirmesi mümkün olabilecektir. Bunun yanı sıra faili konumunda yer alan kişinin tehdit suçunu birlikte bir suç işleme kararının icrası kapsamında birden fazla kişiyle birlikte gerçekleştirmesi de mümkündür. Burada önem teşkil eden durum aynı suç işleme kararının icrası altında toplanmaları ve bir arada gerçekleştirmeleri ortak iradesini meydana getirmeleridir. Suça katılan kişilerin suç yerinde beraber olmalarının gereklilik arz ettiğinden bahsedemeyiz. Suça katılma ile ilgili olarak iradelerini maddi ya da manevi destek vermek, yardım etmek hareketleri ile ortaya koymaları da mümkündür. Kanun hükümleri içerisinde tehdit suçunu birden fazla kişi tarafından bir arada gerçekleştirmiş olmaları durumu eylemin mağdur konumu üzerinde yer alan kişiyle üzerinde meydana getireceği etkinin ağırlığını dikkate almasından kaynaklı olarak suçun birden fazla kişiyle birde işlenmesi nitelikli hal konumunda yer almaktadır. Faili konumunda yer alan kişinin mağdur konumunda yer alan kişiden gerçekleştirilmesinin ya da gerçekleştirmemesine talep ettiği davranış ayriyeten başka bir suçu ortaya çıkarıyorsa aynı zamanda bu suçtan dolayı da faal konumunda yer alan kişiyi cezalandırma yoluna gidilecektir. Faili konumunda yer alan kişinin amacına ulaşmak için karar vermek olanağına sahip olmayan ya da onayı ile ilgili olarak harekete kısıtlı olmayan veya çocuk gibi kişilerin kullanılması da mümkün olabilir. Öyle ki çocukların suçun işlenmesi için araç onura kullanılması mümkündür. Böyle bir durumda suçun gerçekleştirilmesi için yeterli eylem ve iradeye sahip olmayan kişilerin tehdit suçunu oluşturacak eylemi yapmasına neden olan kişi bu suça azmettirmekten sorumlu nitelik taşıyacaktır.

Özetle 5237 sayılı Türk ceza kanunun hürriyete karşı suçlar başlığı altında yer bulmuş olan tehdit suçunda iştirak bakımından bir özellik göstermediğini söyleyebiliriz. Bu suçta iştirak şekillerinin tamamının gerçekleşmiş olması söz konusu olabilir. Özellikle birlikte faildik hallerinde mağdur konumunda yer alan kişinin tehdit edilmesinde Tehdit içerikli sözlerin hepsinin söylenmiş olmasına gerek yoktur. Burada önem teşkil eden durum faili konumunda yer alan kişinin fiili ile fonksiyonel bağlılık içerisinde olan diğerlerinin de yardım eden değil birlikte faili olarak kabul edilmesinin mümkün olduğudur. Böylelikle daha fazla ceza verilmesini gerektiren hal olarak düzenleme bulduğunu söylememiz mümkündür.

Tehdit Suçunda Suçların İçtima İle İlgili Olan Hususlar Nelerdir?

İçtima ile ilgili olan hususlardan bahsetmenin mümkün olabilmesi için birden çok suçun bir arada olması gereklilik arz etmektedir. Tehdit suçu tek olarak ortaya çıkabileceği gibi farklı suçların bir araya gelmesiyle de işlenmesi mümkün niteliktedir. Ceza hukuku içerisinde mevcut olan kaç hareket söz konusu ise o kadar cezanın verilmesi durumuna gidilir. Kanun hükümleri içerisinde içtima değişik şekillerde düzenleme bulunmaktadır. Öyle ki Kanun hükümlerinde içtima kendini bileşik suç, zincirleme suç ve fikri içtima olarak gösterebilir. Tehdit suçu zincirleme suç şeklinde gerçekleştirilmesi mümkün haldedir.

Bileşik suç 5237 sayılı Türk ceza kanunun 42. maddesi hükümleri içerisinde düzenlenmiştir. Biri diğerinin unsurunu ya da ağırlaştırır nedenin oluşturması dolayısıyla tek fiil sayılan suça birleşik suç denmektedir. Bu tür suçlar da içtima hükümleri uygulama bulunmamaktadır. Nitekim 5237 sayılı Türk ceza kanunun 106. madde hükümleri içerisinde belirtilmiş olduğu gibi tehdit suçu bizzat mağdur konumunda yer alan kişi korkutmak huzurunu ve sükûnunu bozmak ve irade serbestîsini kaldırma şeklinde müstakil olarak gerçekleştirilebilmesi mümkün olabileceği gibi farklı bir amaca ulaşmak amacıyla araç niteliğinde de kullanılması yoluna gidilebilir. Tehdit suçu farklı bir suçun unsurunu veya nitelikli halini oluşturması durumlarında bileşik suç söz konusu olacak ve faili konumunda yer alan kişi tehdit suçlarından dolayı ayriyeten cezalandırılması yoluna gidilmeyecektir. Nitekim tehdit eyleminin farklı bir suçun unsuru veya Uğraştırıcı nedenin oluşturması halinde artık gerçek içtima kuralları uygulama bulmayacaktır. Bununla birlikte tehdit suçu ile bileşik suç ilişkisinden ayrı olarak ayriyeten farklı suçların meydana gelmesi durumunda olayın meydana geliş biçimlerinin değerlendirilmesi yoluyla gerçek içtima hükümlerin uygulama bulmasından da bahsetmek mümkün olacaktır. Zincirleme suç hükümlerine göre fark konumunda yer alan kişi aynı suç işleme kararının icrası bakımından aynı eğilimi birden fazla kişiye karşı değişik zamanlarda gerçekleştirmiş olması durumunda tehdit suçundan dolayı kişiye tek ceza verilir ancak artırma gidilir. Tehdit eyleminin aynı mağdura karşı farklı zamanlarda birden fazla gerçekleştirilmesi mümkün olmasının yanı sıra birden fazla kişiye karşı aynı anda işlenmesi de mümkün olacağından burada da zincirleme suç hükümleri meydana gelecektir. Fikri içtima ile ilgili hususlar 5237 sayılı Türk ceza kanunun 44. maddesi günler içerisinde düzenlenmiştir. İşlemiş oldu bir fiil ile birden fazla farklı suçun ve meydana gelmesine neden olan kişi bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan kaynaklı olarak cezalandırılır.

5237 sayılı Türk ceza kanunun hürriyete karşı suçlar başlığı altında yapılan tehdit suçu yağma ve insan ticareti suçlarının bir unsuru konumunda yer almaktadır. Bununla birlikte tehdit suçu konut dokunulmazlığı ihlali ve hükümlü ya da tutuklunun kaçması suçlarının da nitelikli unsuru olarak düzenlenmiştir. Bundan kaynaklı olarak bu suçlar bakımından bileşik suç hükümlerine uygun bulacağını söylememiz mümkündür. Bileşik suç hükümlerinin uygulanmasından kaynaklı olarak faili konumunda yer alan kişinin ayriyeten tehdit suçunun cezalandırılması gibi bir uygulamaya gidilmez. Faili konumunda yer alan kişinin tek bir eylemi ile birden fazla kişi test etmiş olması halinde ya da aynı mağduru aynı suç işleme kararı çerçevesinde değişik zamanlarda tehdit etmesi durumu söz konusu olmuş ise zincirleme suç hükümleri uygulama bulabilir. Öyle ki faili konumunda yer alan kişi tek bir ifadesiyle birden çok kişiyi tehdit etme eylemini meydana getirmiş olabilir. Bir ortamda birden fazla kişi vardır ve faili konumunda olan kişi tek bir cümlesi ile bu tüm kişileri kapsar nitelikte bir tehdit içerikli cümle kuruyor olabilir. Bununla birlikte tek bir mağdur konumunda yer alan kişiye karşı tehdit suçunun fail konumunda yer alan kişi tarafından farklı zamanlarda tehdit etmiş olması gibi bir durumda söz konusu olabilir. Bu iki durumda da zincirleme suç hükümlerinin uygulama bulması söz konusu olacaktır. Zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için tek bir ifadeyle birden fazla kişinin tehdit edilmesi ya da aynı mağdura karşı değişik zamanlarda aynı suçun işlenmiş olması gerekir. Bu iki her zincirleme suçu kümlerini meydana gelmesi için önem teşkil eder.

5237 sayılı Türk ceza kanunun 106. maddesinin üçüncü fıkrası içerisinde tehdit amacıyla kasten öldürme, kasten yaralama ya da mal varlığına zarar verme suçunun işlenmiş olması durumunda ayriyeten bu suçlardan dolayı ceza verilir hükmüne yer verilmiştir. Bu hüküm içerisinde sayılmış olan suçların tespiti amacıyla gerçekleştirilmiş olması gibi bir durumu söz konusu olmuş ise gerçek içtima hükümlerinin uygulanması ve sayılmış olan suçlardan hem de tehdit suçundan ceza verilmesi gerekir. Burasıda bahsedilmesi gereken önemli bir husus fikri içtima kurallarıdır. Fikri içtima kurallarına göre bir kişiye karşı birden fazla suçun işlenmiş olması halinde en ağır suçtan dolayı ceza verilir. Gerçek içtima da ise kişinin işlemiş olduğu her suçtan dolayı cezalandırılması uygulamasına gidilir. Gerçek içtimaının söz konusu olması için kanun hükümlerinde açık bir şekilde bu hususun belirtilmiş olması gereklidir. 5237 sayılı Türk ceza kanununun hürriyete karşı suçlar başlığı altında yaralan tehdit suçunda ise gerçek içtima hükümlerinin uygulama bulması için düzenlemeye yer verilmiştir. Tehdit amacıyla kasten öldürme, kasten yaralama ya da mal varlığına zarar verme suçunun işlenmiş olması durumunda ayriyeten bu suçlardan dolayı da ceza verilmesi gereklilik arz eder. Örneğin bir kişi birine tehdit etmek amacıyla kasten yaralanmış olması halinde burada fikri içtima hükümlerinde olduğu gibi en ağır olan suçtan ceza verilmesi yoluna gidilmeyecektir. Burada hem tehdit suçundan hem de kaçtan yaralama suçundan ayrı ayrı faili konumunda yer alan kişinin cezalandırılması durumu söz konusu olacaktır. Yine tehdit amacıyla mal varlığına zarar verme suçunun işlemiş olan faili konumunda yer alan kişiye hem mal varlığına zarar verme suçundan hem de tehdit suçundan ayrı ayrı ceza verilmesi gerekir. Burada gerçek içtima uygulanır. Tehdit amacıyla kasten öldürme suçunun işlenmiş olması halinde de yine faili konumunda yer alan kişiye tehdit suçundan ve kasten öldürme suçundan ayrı ayrı ceza verilir. Öyle ki 5237 sayılı Türk ceza kanunu hürriyete karşı suçlar başlığı altında yer alan tehdit suçundan faili konumunda yer alan kişiye karşı işlemiş olduğu suçtan dolayı fikri içtima uygulanmaz. Tehdit suçunda uygulama bulan durum gerçek içtimadır.

Kanun hükümlerinde yaralan durum kasten öldürme kasten yaralama ve mala zarar mı suçlarının tertemiz işlenmesine özgü nitelik taşımaktadır. Burada hem teorik hem de sayılan suçun işlenmesine söz konusu olmasına bahsetmek mümkün değildir. Tek bir fiilin mevcudiyeti söz konusudur ancak bu fiil tehdit amacıyla işlenmiştir. Öyle ki selam filler işleme kasti ile değildir. Öyle ki burada şunu söylemek gerekir ki faili konumunda yer alan kişinin mağdur önce tehdit etmesi ve hemen ardından tehdit ettiği kişiyi öldürmesi veya yaralanması hallerinde hangi şekilde içtima ilişkisinin söz edilebileceği tartışmalıdır. Ancak burada tartışmalı olan husus öldürme ya da yaralama tehdit amacıyla değil tehdidin devamlı olarak işlenmekte oğlum filin tek değil birden fazla olmasıdır. Böyle bir durumda tehditten hemen sonra işlenmiş olan kasten öldürme ve kasten yaralama suçları açısından iki ayrı suçun değil yalnızca gerçek yaşam neticenin haksızlık ücretini de kaplamış olduğundan dolayı ayrıca tehditten ceza vermemek gerektiği görüşü mevcuttur

Faili konumunda yer alan kişinin mağdur konumunda yer alan kişiyi tehdit ederken bunun yanı sıra hakaret suçunu işlemiş olması halinde hakaret suçundan ayrıca cezalandırılması gereklilik arz eder. Yine bununla birlikte tehdit suçunun aile bireylerine kötü muamele suçuna göre özel bir tipte olmasından kaynaklı olarak da ikisinin aynı olay içerisinde birleşmiş olduğu hallerde sadece tehdit suçundan hüküm kurmak gereklilik arz eder.

Tehdit Suçunun Diğer Benzer Suçlardan Farkları Nelerdir?

Tehdit Suçunun Şantaj Suçundan Farkları Nelerdir?

Farklı bir yer alan bir kişinin bir kimseyi Bir şey yapmaya veya yapmamaya zorlamasın özel hali olarak ortaya çıkan suç Şantaj suçudur. Şantaj suçu Türk ceza kanunun özel hükümler başlıklı ikinci kitabı içerisinde hürriyete karşı suçların düzenlemiş olduğu yedinci bölümde kanunun 107. maddesi içerisinde yer almaktadır. Kanuni çimlerinde yer alan Şantaj suçuna göre hakkı olan ya da yükümlü olduğu bir şey yapacağından ya da yapmayacağından bahisle, bir kişi kanuna aykırı ya da yükümlü olmadığı bir şey yapmaya ya da yapmamaya veya haksız bir çıkar sağlamaya zorlamış olan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis ve 5000 güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Kendisine ya da bir başkasına fayda sağlamak amacıyla bir kişinin şerefi de saygının nasıl zarar verecek nitelik taşıyan hususların açıklanınca ya da isnat edileceği tehdidinde bulunması durumunda yine Şantaj suçuna göre cezaya hükmedilir. Şantaj suçunun meydana gelmesini mümkün olabilmesi için bir kişinin bir şey yapmama ya da Yapmaya bir başka kişi tarafından zorlanıyor olması önem teşkil etmektedir. Şantaj suçu içerisinde tehdidin özel bir biçimi Yer almaktadır. 5231 sayılı Türk ceza kanununun hürriyeti karşı suçlar başlığı altında yer alan tehdit suçu içerisinde mağdur konumunda yer alan kişiye ait hukuksal değerlere yönelik doğrudan bir saldırının meydana getirileceği zarar verileceği veyahut kötülüğün yapılacağını ileri sürülürken yine hürriyete karşı suçlar başlığı altında yer alan Şantaj suçunda ise mağdur konumunda yer alan kişinin kanunları ihlal eden ya da yapmakla yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya ya da yapmamaya veyahut haksız bir fayda sağlamaya zorlanması halinde maddi hükümlerin de söz konusu olan şekillerde tehdit edilmesi durumu meydana gelir.

Yeni Türk ceza kanunu hükümleri içerisinde yer bulmuş olan Şantaj suçu eski kanunumuz olan 165 sayılı Türk ceza kanunun içerisinde yer alan şartlı tehdit suçunun bazı unsurlarını ve tehdit yoluyla menfaat sağlama suçunun bazı unsurlarını içerisinde barındırmaktadır. Öyle ki yeni konumuz hükümleri içerisinde yer bununla tehdit suçu eski kanlı kimler içerisinde yarın şuna şartlı tehdit ve tehdit yoluyla menfaat sağlama suçlarının birleştirilmesi ile ortaya çıkmış bir suç olarak nitelendirilmesi mümkündür. Maddenin gerekçesi içerisinde suçun nasıl oluştuğunun açıklanması söz konusu olmuştur. Öyle ki 5237 sayılı Türk ceza kanunun hürriyete karşı suçlar başlığı altında yer bulmuşlar Şantaj suçunun gerekçesinde kişinin suç işlemiş olan bir kişiyi İş var edeceğinden bahisle kendisine bir fayda sağlamaya zorlanmış olması durumunda Şantaj suçu meydana gelir. Yani bu şekilde işlenmiş olan bir suçu ihbar etmek kişiler bakımından hem bir haktır hem de yükümlülük taşımaktadır. Bununla birlikte bir gazetecinin bir siyasi şahsiyeti kendisine muayyen miktar para vermesi durumunda hakkında ileri sürülmüş olan yolsuzluk iddialarını haber yapmayacağını bildirmesi suretiyle kendisine bir fayda sağlamaya zorlanması durumu da bir suçun meydana getirir. Burada şunu belirtmek gerekir ki tehdit eylemi eğer 5237 sayılı Türk ceza kanununun 107. maddesi hükümleri içerisinde düzenlenmiş olan hükümlere göre meydana gelmişse artık tehdit suçundan bahsetmemesi mümkün olmayacaktır. Böyle bir durumda Şantaj suçu meydana gelecektir. Aynen bir kişinin bir başka kişiyi istediği miktarda parayı vermezse elinde bulundurduğu uygunsuz fotoğrafları yayımlayacağı ne parayı vermediği takdirde onu tüm herkesin rezil edeceğinden bahisle para istemiş olması durumu Şantaj suçunu meydana getirmektedir. Çünkü burada 5237 sayılı Türk ceza kanunun hürriyete karşı suçları düzenlenmiş olduğu bölümde yer alan Şantaj suçunun tanımında söz konusu olan haksız çıkar sağlamaya zorlaması durumu meydana gelmektedir. Kişinin kendisine ait olmayan bir parayı bir başkasına ait olan parayı kendisine fayda sağlamak amacıyla bu kişiden almaya çalışması bunu sağlamak için ne bu kişinin uygunsuz görüntülerini yayınlamakla tehdit etmesi Şantaj suçunda meydana getirecektir. Şantaj suçunun meydana gelmesini mümkün olabilmesi için mağdur konumunda yer alan kişinin faili konumunda yer alan kişi tarafından zorlanması yeterlik arz eder. Mağdur konumunda yer alan kişinin ilgili zorlamanın etkisiyle istenilen şey yapmışsa suçun meydana gelmesi açısından gerekli değildir. Öyle ki kişi yaptı şu anda sonucunda mağdur konumunda yılan kişi korkutamamış ve istediğini elde edememiş olabilir. Ancak bu durum bu kişinin Şantaj suç işlediğini bu kişiyi haksız menfaat sağlamak amacıyla tehdit ettiğini veyahut farklı bir unsuru meydana getirdiğini engellememektedir. Böyle bir durumda bu kişi mağdur konumunda yer alan kişiye Şantaj suçu işlemek suretiyle zarar vermektedir. Kanun hükümleri içerisinde tehdit suçundan faili konumunda yer alan kişinin amacının mağdur konumunda yer alan kişi tehdit etmek olduğuna yer verilmiştir. Kanun hükümlerinde yer alan Şantaj suçunda ise Tehdit bir araç olarak kullanılmaktadır. Bununla birlikte tehdit suçu içerisinde mevcut olan eylemler hukuka aykırılık unsuru içermektedir. Şantaj suçu içerisinde hukuka aykırılık ögesi taşınma yani hem nerede mağdur konumunda yarından kişinin zor durumda bırakılması mümkün niteliktedir. Şantaj suçunun bir diğer şeklin düzenlenmiş oldu 107. maddenin ikinci fıkrası içerisinde söz konusu suçun tehdit suçundan ayrılmış olan bir başka durum faili konumunda yer alan kişinin menfaat sağlama amacıdır. Öyle ki bir menfaat temin arıcı söz konusu olmaksızın faili konumunda yer alan kişinin mağdur o şerefe da saygınlığını zarar verecek hususları açıklayıcı ya da isnat edici şekilde tehdit etmesi durumu tehdit suçunu meydana getirirken söz konusu fiile menfaat temin amacıyla işlemiş olması halinde ise Şantaj suçunun düzenlenmiş olduğu maddenin ikinci fıkrasındaki halini meydana getirir. 5237 sayılı Türk ceza kanunu hükümleri içerisinde suçun tüzel kişiler tarafından meydana getirilmesi durumunda neler olacağı ile ilgili hükümler de yer almaktadır. Öyle ki 5237 Sayılı Türk ceza kanunu hükümlerine göre eğer bu suç tüzel kişiler tarafından meydana getiriyor ise haksız menfaat sağlamış olan tüzel kişilerle ilgili olarak bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hüküm olunması gerekmektedir.

Tehdit Suçunun Cebir Suçundan Farkları Nelerdir?

Cebir suçu 5237 sayılı Türk ceza kanunun hürriyeti karşı suçlar başlığı altında yer alan 108. maddede düzenlenmiştir. Bu madde hükümlerine göre bir şey yapması ya da yapmaması veya kendisinin yapmasına müsaade etmesi için bir kişiye karşı cebir kullanılması durumunda kasten Yarınımız suçundan verecek ceza üçte birinden yarısına kadar artırılarak hükmü olmuş denilmektedir. Cebir bir kişi üzerinde fiziksel bir kuvvet kullanılarak onun ya da üçüncü bir kişinin iradesi ve davranışı üzerinde zorlayıcı bir etkinin meydana getirilmesi hususunda dayanmaktadır. Cebir mağdur konumunda yer alan kişinin direncini kırmaya yönelik zorlayıcı etkiler sen her türlü davranış niteliği taşımaktadır. Mevcut olan davranış söz konusu bir direnmeyi kırmaya dair olabileceği gibi ileriki bir zamanda oluşması mümkün olacak bir direnmiyor daha önceden engellemek suretiyle de gerçekleştirilmiş olabilir. Bununla birlikte söz konusu cebrin mağdur konumunda yer alan kişinin direncini kırmaya objektif olarak elverişli olması yeterli kar etmektedir. Bunu örnek olarak Yargıtay’ın vermiş olduğu bir kararda söz konusu durumdan bahsetmemiz mümkündür. Yargıtay’ın ilgili kararına göre miras payından yoksun bırakmak amacıyla kardeşim eniştesinin mağdur konumunda yer alan kişiye zorla Parmak bastırmak suretiyle senet imzalatır olması cebir suçunu ortaya çıkaracaktır. Cebir suçu belirli bir irade tarafından saptanmış bir zorlama ya kullanma niyeti içermesi gerekmektedir. Cebir karşısında ilgili kişiye karşı fiziki güç kullanmak suretiyle hem onun hem de üçüncü bir kişinin iradesi ve davranışı üzerinde zorlayıcı bir etki ortaya çıkarılması gerekmektedir. Cebir aynı zamanda kasten yaralama suçunu da meydana getirmesi mümkün olan bir suçtur. Fakat kesen yaralama suçundan farkı söz konusudur. Öyle ki kişiye belirli bir şey yapması ya da yapmaması veya yapılmasını istenmesi bir şey yapmasına müsaade etmesi için cebir uygulanması durumu söz konusu olmaktadır. Bundan kaynaklı olarak ceviz düşünebilecek olan ceza kasten yaralama suçundan verilecek olan cezanın belirli bir oranda artırılması yoluyla belirlenir. Cebir suçunun konusu bireylerin bağımsız karar alması ve almış oldukları bu karara göre hareket etme özgürlüklerinin mevcut olmasıdır. Öyle ki burada irade özgürlüğünün suçun konusu olduğunu söylememiz mümkündür. 5237 sayılı Türk ceza kanunu hükümleri içerisinde yer bulmuş olan cebir suçunda faili konumunda yer alan kişinin fiili gerçekleştirmek İçin sahip olduğu amaç kişi bir şey yapmasın ya da yapmaması veya yapılması istediği bir şey yapmasına müsaade etmesini sağlamak ve belli bir amaca ulaşmak için cebir uygulanmasıdır. Burada suçun tehdit suçundan farkı cebir suçunu da zorlamanın hemen kullanılması durumudur. Tehdit suçu içerisinde bir kötülüğün ileride meydana geleceği bildirilmesi suretiyle mağdurun korkutulması durumu söz konusu olmaktadır. Tekin içerisinde mağdur ileride bir zarar verici saldırı gerçekleştirileceği beyanı ile tedirgin edilmekte mi korkutulması söz konusu olmaktadır. Cebir suç içerisinde hâlihazırda bir zararın verilmesi gibi bir durum söz konusu dur. Mağdur konumunda yer alan kişi ile ilgili olarak yapılmış olan hareketin farklı onun yerine on kişinin vücut hareketi olmasa dahi meydana gelmesi mümkündür. Fail konumunda yılan kişiden meydana gelen farklı bir hareketle söz konusu olabilir. Öyle ki fail konumunda yer alan kişinin mağdura bir başka araç kullanarak güç kullanması mümkündür.

Tehdit Suçunun Yağma Suçundan Farkları Nelerdir?

5237 sayılı Türk ceza kanunun onuncu bölümün de yaralan mal varlığına karşı suçlar içerisinde 148. madde hükmünde yağma suçu düzenlenmiştir. Bir başka kişiyi kendisinin ya da yakınının hayatına vücut ya da cinsel dokunulmazlığına dâhil bir saldırı gerçekleştirileceğinden veya mal varlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek ya da cebir kullanmak suretiyle bir mali teslimi ya da malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kalmış olan kişi altı yıldan on yıla kadar hapis cezasına çarptırılır. Cebir ya da tehdit kullanmak suretiyle mağdur konumunda yer alan kişinin kendisini ya da bir başkasını borç altına sokabilecek bir senedir ya da var olan bir şeyde hükümsüz kaldığını açıklayan bir vesikayı vermeye böyle bir senin alınmasına karşı koymamaya nerede böyle bir sünnet haline getirebilecek bir kâğıda imzalamaya ya da var olan bir senedi İmha etmeye ya da imhasına karşı koymasının engellenmesine mecbur edilmesi durumunda aynı ceza verilmesi durumu meydana gelir. Mağdur konumunda yer alan kişinin herhangi bir maske ile kendisini bilmeyecek ve savunamayacak hale getirilmesi yağma suçunda cebir sayılır. Yalnız suçunun silahla işlenmiş olması faili konumunda yer alan kişi ile ilgili olan verilecek ceza da değişiklik olmasına neden olur. Öyle ki yağma suçunun silahla işlenmesi nitelikli hal oluşturur ve faili olarak on yıldan 15 yıla kadar hapis cezasına hüküm olunur. Yağma suçunun kişinin kendisini tanımayacak bir hale koyma suretiyle işlenmesi durumunda faile ilgili olarak on yıldan 15 yıla kadar hapis arasında uygun olunur. Yine yağma suçunun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi durumunda nitelikli yağma suçu oluşur ve faili hakkında verilecek olan ceza on yıldan 15 yıla kadar hapis cezası olarak hüküm olunur. Yağma suçunun yol kesmek suretiyle ya da konutta iş yerinde ya da bunların eklentilerinde işlenmesi durumunda faili hakkında on yıldan 15 yıla kadar hapis cezasına uygun olunması gerekir. Yağma suçunun beden ya da ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bundan bir kişiye karşı işlenmesi durumunda yine nitelikli hal oluşturur ve verilecek olan ceza on yıldan 15 yıla kadar hapis cezası niteliğindedir. Yağma suçunun var olan ya da varsayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanarak işlenmesi durumunda faili konumunda yer alan kişi ile ilgili olarak on yıldan 15 yıla kadar hapis cezasını konulması gerekir. Yağma suçunun suç örgütüne yarar sağlamak maksadıyla işlenmiş olması durumunda yine nitelikli hal oluşturur. Yağma suçunun gece vaktinde işlenmesi durumu daha nitelikli halini meydana getirir. Yağma suçunun işlenmesi durumunda kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerin gerçekleşmesi halinde ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümlerin uygulanması gerekir. Yağma suçunda daha az cezayı gerektiren haller mevcudiyeti söz konusudur. Kişinin bir hukuki ilişkiye dayanan alacağını tahsil etmek amacı ile tehdit edici bir kullanması durumunda ancak tehdit ya da kasten yaralama suçu işgücünün uygulama bulunması söz konusu olur. Yağma suçunun konusunu meydana getiren malın değerinin az olmasından kaynaklı olarak ölecek olan ceza Üçte birden yarıya kadar indirilebilir.

Yağma suçu cebir kullanma ya da tehdit ve hırsızlık suçlarının bir araya gelmesiyle meydana gelen bir suç müziği taşımaktadır. Bundan kaynaklı olarak hukuksal konusu çok olan yağma suçu ile hırsızlık suçunda olduğu gibi Zilyetlik ve mülkiyet hem de kişinin sahip olduğu özgürlük koruma altına alınmaktadır. Cebir suçunun mal varlığına karşı gerçekleştirilmiş olması halinde suçun yalnızca aracı bulunması durumu söz konusu olduğu için yağma suçu mal varlığına karşı işlenen bir suç içerisinde düzenleme bulmuştur. Tehditten bahsedilmesi mümkün olabilmesi için faili konumunda yer alan kişinin bu kötülüğü gerçekleştirmek istemesini mevcut olup olmaması ya da kötülüğün gerçekleştirilmesinde mümkün olup olmaması önem teşkil etmemektedir. Burada önemli olan durum mağdur konumunda yer alan kişinin bunu algılıyor olmasıdır. Zilinin mal üzerinde tasarruf Olanağının ortadan kalktığı ana kadar cebir ve tehdidi başvurulmuş olması halinde yağma suçu meydana gelmektedir. Yağma suçunun meydana gelmesini mümkün olabilmesi için kullanmış olan cebir ya da tehditten dolayı mağdur ya malı teslim etmeleri veya malın alınmasına karşı koymamalıdır. Bu bakımdan suç da kullanılan cebir ödetirim bunu sağlamaya elverişli olması gerekmektedir. Bahsetmiş olduğumuz gibi daha az cezayı gerektiren nitelikli haller söz konusudur. Hukuki bir ilişkiden alacağını tahsil etmek amacıyla fail konumunda yer alan kişi tarafından tehdit ya da cebir uygulanması durumunda özel bir ceza bulunmadığından kaynaklı olarak faili konumunda yer alan kişi ile ilgili olarak tehdit ya da kaçta yanına ilişkin hükümlerin uygulama bulması durumu söz konusu olacaktır.

Tehdit Suçunun Eğitim Öğretimin Engelleme Suçundan Farkları Nelerdir?

Eğitim ve öğretimin engellenmesi suçu 5237 sayılı Türk ceza kanunun hürriyete karşı suçlar başlığı altında 112. maddede düzenlenmiştir. Cebir ya da tehdit kullanmak suretiyle ve hukuka aykırı başka bir davranış ile devletçe kurulmuş olan ya da kamu makamlarının vermiş olduğu izni dayı olarak üretilmiş olan her türlü eğitim öğretim faaliyetlerine kişinin eğitim ve öğretim hakkını kullanmasına, Öğrencilerin toplu olarak oturmuş oldukları binaları da bunların eklentilerine girilmesine ya da orada kalınmasına engel olunması durumunda faili konumunda yer alan kişiyle ilgili olarak iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hüküm olunması gerekir. 5137 sayılı Türk ceza kanunu hükümleri içerisinde yer bulmuş olan bu düzenlemenin yanı sıra anayasanın 42. maddesi hükümleri içerisinde kimsenin eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamayacak ona öğrenim hakkının kapsamının kanla tespit edilip düzenleneceğine dair husus yer almıştır. Bu suçun meydana gelmesi mümkün olabilmesi için suçun gece bir ya da tehdit kullanılarak veya hukuka aykırı başka bir davranış ile gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Faili konumunda yer alan kişinin cebir ya da tehdit kullanmak suretiyle ve hukuka aykırı başka bir davranış ile eğitim öğretim engellemeye çalışması yeterlik teşkil etmemektedir. Bu suçun meydana gelmesine mümkün olabilmesi için aynı zamanda kısa süreliğine de olsa eğitim veya örtün faaliyetinin kesin yorulması önem teşkil etmektedir. Bununla birlikte eğitim veya öğretim faaliyetinin durmuş olması ya da öğrenci konumunda yer alan kişilerin hep beraber birlikte oturdukları binalara girmelerine ya da orada kalmalarını geçici bir sürede engel olmuş olması önem teşkil etmektedir. Eğitim öğretimin engelleniyor olması zarar suçu oluşturmaktadır. Bu sonuçların meydana gelmemesi halinde eylemin tamamlanmış olmasından bahsetmek mümkündür. Suçun meydana gelmesinin mümkün olabilmesi için hükümler de öğrencilerin başlamış olan eğitim öğretim faaliyetine engel olunması, beraber birlikte yaşadıkları ya da bunların eklentilerine girmelerini veya kanlılarına engel olunması durumlarına yer verilmiştir. Engelleme cebir ya da tehdit veya hukuka aykırı farklı bir davranış ile meydana getirilmesi gerekmektedir. Madde günleri kesin düzenlenmiş olan suç için cebir ve tehdit bunun yanında başka Hukuka aykırı davranışlarla beraber farklı farklı seçimlik unsur meydana getirmektedir. Böyle bir durumda belirli bir amaç ile uygulanmış olan tehdit mi cebir meydana gelmektedir. 5237 sayılı Türk ceza kanunun eğitim ve öğretime engel olunması suçuna vücut veren tehdit ve cebir düzenlemeleri tehdit ve cebire göre Özelleşmiş konumdadır.

Tehdit Suçunun Kamu Hizmetlerinden Yararlanma Hakkının Engellenmesinden Farkları Nelerdir?

5237 sayılı Türk ceza kanunu hürriyete karşı suçlar başlığı altında yarına 113. maddesinde kamu hizmetlerinden yararlanma hakkının engellenmesi ile ilgili hususlara yer verilmiştir. Cebir ya da tehdit kullanmak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla Birçok faaliyetin yürütülmesine, kamu kurumlarında ya da kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarında verilmiş olan veya kamu makamlarının verildiği izni dayanılarak sunulan hizmetlerden yararlanılmasına engel olunması durumunda faili konumunda yer alan kişiyle ilgili olarak iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hüküm olunur. Suçun konusunun sağlık hizmeti olması durumunda verilecek ceza altıda bir orana kadar artırılır. Kamu hizmetlerinden yararlanma hakkının engellenmesi suçun da bu suçun konusunu sağlık hizmeti olması durumunda verecek olan cezanın artırılması hususu çok güncel bir şekilde kanuna eklenmiştir. 2022 yılında kanuna eklenen bir düzenlemedir. Öyle ki kamu hizmetlerinden yararlanma hakkının engellenmesi suçunun konusunu sağlık hizmeti oluşturması durumunda verilecek olan ceza altıda bir oranında kadar artırılır.  Öyle ki kamu hizmetlerinden yararlanma hakkının engellenmesine dair olarak kullanılan cebir ya da tehdit 5237 sayılı Türk ceza kanunu cebir ve tehdit suçlarına göre özel nitelik taşımaktadır. Söz konusu suç da tehdit suçunun aracı olmayıp unsuru niteliğindedir. Maddi hükümleri içerisinde belirtmiş ona eylemlerinin meydana getirebilmesi mümkün olabilmesi için tehdidin kullanılması halinde mürekkep suç meydana geleceğinden faili konumunda yer alan kişinin artık teyze suçundan ayrı cezalandırılması söz konusu olmayacaktır. 5237 senin Türk ceza kanunu hükümleri içinde düzenleme buluşmak tehdit suçunun nitelikli hallerine dair hükümler bu suç içinde geçerli teşkil etmektedir. Bu hallerin bulunması durumunda faili konumunda yer alan kişinin cezasında artırım yapılması gibi bir duruma gidilecektir. Kamu hizmetlerinden yararlanma hakkının engellenmesi suçunun meydana gelmesinin mümkün olabilmesi için aynı zamanda kısa süreliğine de olsa eğitim ya da öğretim faaliyetini kesilmesi durmuş olması ya da bu faaliyeti belli bir süre ara verilmiş olması gereklilik arz etmektedir. Öyle ki suçun zarar suçu olmasından dolayı bu sonuçların gerçekleşmemiş senin eylemin tamamlanmamış olmasından bahsetmek mümkün olmayacaktır.

Tehdit Suçunun İş ve Çalışma Hürriyetinin İhlal Suçundan Farkları Nelerdir?

5237 sayılı Türk ceza kanunun hürriyete karşı suçlar başlığı altında iş ve çalışma hürriyetinin ihlali ile ilgili olan hususlara yer verilmiştir. Cebir Yâda tehdit kullanmak suretiyle veya hukuka aykırı farklı bir davranışla iş ve çalışma hürriyetin ihlal etmiş olan kişiye mağdur konumunda yer alan kişinin şikâyeti durumunda altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ya da adli para cezası verilmesi gerekmektedir. Çaresizliğini, kimsesizliğini ve bağlılığını söylemek suretiyle kişi ya da kişiler ücretsiz olarak ya da sağladığı hizmet ile açık bir şekilde orantısız düşük bir ücretle çalıştırmış olan ya da bu durumda bulunan kişi insan onuruyla bağdaşmayacak çalışma ve konaklama koşullarına tabi kılan kimseye altı aydan üç yıla kadar hapis ya da 100 günden az olmamak suretiyle adli para cezası verilir. Yukarıdaki hususlarda belirtilmiş olan durumlara düşürmek üzere bir kimseyi tedarik ya da sevk ya da bir yerden diğer bir yer nakletmiş olan kişiye de aynı cezanın verilmesi durumu söz konusu olur. Cebir ya da tehdit kullanmak suretiyle işçi ya da işverenlerin ücretleri azaltıp çoğaltma ya da evvelce kabul edilenlerden başka şartlar altında anlaşmaların kabulüne zorlayan veya bir işin durmasına, Sona ermesini veyahut durmanın devamına Neden olan kişiye de altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilmesi gerekir.

5237 sayılı Türk ceza kanunu 117. maddesi içerisinde hüküm bulmuş olan iş ve çalışma Hürriyetin ihlali suçunda cebir ya da tehdit kullanılarak veya hukuka aykırı farklı davranışlarla kişilerin iş ve çalışma özgürlüğünü ihlal etmek bu suçun maddi konusu niteliğini taşır. Kanun hükümleri içerisinde yer bulmuş olan durumun söz konusu olabilmesi için bir kişinin iş ve çalışma hürriyetin ihlal edilmiş olması önem teşkil etmektedir. Yani cebir ya da tehdit kullanılması suretiyle ve farklı bir davranış ile bir kişinin ismi çalışmıyor ihlal edilmesi durumunun ortaya çıkması gerekir. Cebir ya da tehdit kullanmak suretiyle işçi ya da işverenler ücretlerini azaltıp çoğaltmaya da bence farklı koşullar altında anlaşma kabulüne zorlayan veya bir işin durmasına son verilmesine ya da durmanın devamlı neden olan kişiye ceza verilmesi gerekmektedir. Maddi hükümleri içerisinde farklı suç tipleri söz konusu olmaktadır. Cebir ya da tehdit kullanmak suretiyle işçiyi ya da işverenlerin ücretlerini azaltıp çoğaltmaya ya da evvelce farklı şartlar altında anlaşma kabulüne zorlamaya neden olmak ve yine cebir ve tehdit kullanmak suretiyle bir işin durmasına bir işin Sona ermesine veyahut bir işin durmanın devamına neden olmak eylemleri söz konusu dur. Tehdit içerisinde bulunan eylemlerin mağdur konumunda yer alan kişinin iradesini etkileyecek nitelikte olması gerekmektedir.  5237 sayılı Türk ceza kanunu hükümleri içerisinde düzenlenmiş olan tehdit suçu nitelikli hallerine dair hükümler bu suç tipi içerisinde geçerlik arz etmektedir. Bu hallerin söz konusu olması durumunda faili konumunda yer alan kişinin cezasında artırma gidilir. Öyle ki suçun silahla kendisini tanımayacak bir hale koymak suretiyle, imzasız bir mektupla ya da özel işaretlerle, birden fazla kişiyle birlikte var olan ya da varsayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutur güçten yararlanmak suretiyle, kamu görevini sağlamış olduğu nüfusu kötüye kullanmak suretiyle gerçekleştirmiş olması durumunda Kanun hükümlerinde belirtilmiş oranlarda ceza artırımına gidilir.

Tehdit Suçunun Genel Güvenliğin Kasten Tehlikeye Sokulması Suçundan Farkları Nelerdir?

5237 sayılı Türk ceza kanunun üçüncü kısmında yaralan topluma karşı suçlar başlığının altında yer alan birinci bölümde genel tehlike yaratan suçlar içerisinde 172. maddede genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçuna yer verilmiştir. Kişilerin hayatı sağlığı ya da mal varlığı açısından tehlike arz edecek şekilde veya kişilerin korku kaygı ya da panik içerisinde olmalarına neden olacak şekilde yangın çıkaran, bina çökmesinde, toprak kaymasında, Çığ düşmesine, sel ya da taşkına sebep olan, Silahla ateş eden ya da patlayıcı bir madde kullanmış olan kişi altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına çarptırılması gerekir. Yangın bina çökmesi toprak kayması, Çığ düşmesi, sel ya da taşkın tehlikelerine sebep olan kişi üç aydan bir yıla kadar hapis ya da adli para cezasına çarptırılır.

Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçunun gerekçesi içerisinde bu suçu meydana getiren seçimlik hareketler, yangın çıkarmak, bina çökmesine, toprak kaymasında, Çığ düşmesinde, sel ya da taşkına sebep olmak silahla ateş etmek ya da izinsiz patlayıcı madde kullanmak şeklinde belirtilmiştir. Fakat bu eylemlerin dolayısıyla failin cezalandırılması mümkün olabilmesi için kişilerin hayatı sağlığı ya da mal varlığı üzerinde somut bir tehlikenin ortaya çıkması gerekli kart etmektedir. Bundan kaynaklı olarak suç bir somut tehlike suçu olarak tanımlama bulmuştur. Böyle bir Önlemini mevcut olması ile 5237 sayılı Türk ceza kanunu hükümleri içerisinde yer bulan tehdit suçu arasında farklar ortaya çıkarılmıştır. Tehdit suçunun da bir tehlike suç olmasından dolayı genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçu tehdit suçunu göre daha yakın ve somut bir tehlikeye ortaya çıkarmaktadır. Tek bir fiille yasanın ilgili hükümlerinde yer alan durumların ihlal edilmesi durumunda fikri içtima hükümleri söz konusu olacak ve fail ile ilgili olarak en ağır cezaya hükmedilecektir.

Tehdit Suçunun Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçundan Farkları Nelerdir?

5237 sayılı Türk ceza kanunun dördüncü kısmında yer alan milleti ve devleti karşı suçlar ve son hükümler başlığı altındaki birinci bölümündeki kamu idaresinin güvenilirliğine ve işleyişine karşı suçlar başlığı altındaki 265. maddede görevi yaptırmamak için direnme suçunu yer verilmiştir. Kamu görevlisine karşı görevini yapmasına engel olmak suretiyle cebir ya da tehdit kullanan kişi altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına çarptırılır. Suçun yargı görevi yapmış olan kişilere karşı işlenmiş olması durumunda iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasına çarptırılmasına hüküm olunur. Suçun kişinin kendisini tanımayacak bir hale koyması suretiyle veya birden fazla kişinin bir araya gelmesiyle birlikte işlenmiş olması halinde verilecek olan cezanın üçte biri oranında artırılması yoluna gidilir. Suçun silahla ya da var olan ya da varsayılan suç örgütlerin oluşturmuş oldukları korkutucu güçten yararlanarak işlenmesi durumunda söz konusu cezanın yarı oranında artırılması yoluna gidilir. Suçun işlenmesi esnasında kasten yaralama suçunun neticesi nedeniyle ağırlaşmış halini meydana gelmiş olması halinde ayriyeten kasten yaralama suçuna ilişkin hükümlerin uygulanması gibi bir durum söz konusu olur.

Görevi yaptırmamak için direnme suçu seçimlik hareketli bir suç niteliği taşımaktadır. Görevi yaptırmamak için direnme suçunun meydana gelmesinin mümkün olabilmesi için kamu görevlisine karşı, yerine getirmiş olduğu görevini yaptırmamak amacıyla cebir ya da tehdit veya her ikisini birlikte kullanılmış olması gerekmektedir. Görevin yapılmasını engellemekten bahsedilmesi gereken faili konumunda yer alan kişinin yapılmakta olan görevi engellemesi ya da henüz Başlamayan ancak ileride başlaması mümkün olacak iş için öncesinden kamu görevlisine cebir ya da tehdit kullanmak suretiyle bu işin yapılmasını engellemeye çalışma durumudur. Görevi yaptırmamak için direnme suçunun meydana gelmesi için kullanılmış olan cebrin kasten yaralama suçunun temel şeklini veya daha az cezayı gerektirmiş olan halini oluşturan şekilde kapsayacak nitelikte olması gereklilik arz eder.

İzmir’de tüm tehdit suçları ve TCK 106 ile ilgili suçlamalarla ilgili Ceza Avukatı İdil Su Aydın ile iletişime geçebilir ve destek alabilirsiniz. İzmir ceza avukatı için bizi arayın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir