Yağma (Gasp) Suçu Davası Avukatı

Yağma (Gasp) Suçu Davası Avukatı

Yerleşik hayata geçilmesi ile insanlar bir arada yaşamaya başlamışlardır. Bu yaşantının huzur içinde devam edilebilmesi için güvenilir bir ortamın sağlanması gerekir. Güvenli bir ortamın sağlanması için yaptırımları olan kurallara İhtiyaç vardır. Ceza hukuku ise bu ihtiyacı karşılar. Güvenliğin sağlanması için belirlenmiş olan kurallara uymayan kişileri devlet tarafından kanun koyucu tarafından konulmuş kanunlar çerçevesinde cezalar verilir. Bu cezalar da dikkat edilmesi gereken. Belirli sınırların aşılmamasıdır. Cezalar verirken sınırların aşılmaması önemli bir yere sahipken bununla birlikte bu cezaların hukuka uygun olması da gerekir. Ceza yaptırımı ile karşılaşılan suçlardan biri de yağma suçudur. Yağma suçu 5237 sayılı Türk ceza kanunu içerisinde düzenlenmiş ve hükümlerine yer verilmiştir. Yağma suçu davası avukatı olarak çalışan bir ceza avukatı olarak bu konuda bazı bilinmesi gerekenlere bu makalemde yer vereceğim.

Yağma Suçu Davası

Yağma suçu 5237 sayılı Türk ceza kanunun ikinci kısmında yer alan onuncu bölümünde “malvarlığına karşı suçlar” başlığı altındaki maddeler içerisinde düzenlenmiştir. Kanun içerisinde yağma başlığı altında hükümlere yer verilirken bir de yağmanın nitelikli halinin hükümleri düzenlenmiştir. Yağmaya bir kişinin bir başkasını tehdit ederek veya cebir kullanarak bir malı teslim etmesini veya malın alınmasına karşı koyulamamasına mecbur kılınması olarak kanunda yer verilmiştir. Yağma içerisinde yer alan bu tehdit kişinin kendisine veya yakınına karşı ileri sürülmüş olabilir. Bu ileri sürülen tehdit kişinin kendisinin veya yakınının hayatına vücuduna veya bu kişinin kendisinin veya yakınının cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceğine dair olabilir. Bununla birlikte bu tehdit mal varlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratılacağına yönelik olabilir. Bu tür tehditlerde bulunarak veya cebir kullanarak bir malın teslim edilmesine veya malın alınmasına karşı koyamama ya mecbur bırakılmasına zorlayan kişi altı yıldan on yıla kadar hapis cezasına çarptırılır. Bir kişinin bir başkasına karşı cebir veya tehdit kullanarak bu kişinin kendisini veya bir başkasından borç altına sokabilecek bir senedi veya var olan bir senedin hükümsüz kaldığını açıklayan bir vesikayı vermeye mecbur etmesi durumunda aynı ceza verilir. Bununla birlikte kişiyi böyle bir senedin alınmasına karşı koyamamaya, İleri bir zamanda böyle bir senet haline getirilebilecek bir kâğıdı imzalamaya veya var olan bir sildim ha içmeye veya imhasına karşı koyamamaya zorlama halinde yine aynı ceza verilir. Eğer mağdur olan kişi herhangi bir vasıta ile kendisini bilemeyecek ve savunamayacak hale getirilirse bu yağma suçunda cebir sayılır. Yalnız şunu 5237 sayılı Türk ceza kanununda nitelikli halinin bulunduğunu söylemiştik. Yağma suçunun nitelikli halde işlenmesi için bazı hallerin varlığı gerekir. Eğer yağma suçunu işleyen kişi bu suçu silah ile işlerse nitelikli yağma durumu söz konusu olur. Bununla birlikte bu kişi kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, Birden fazla kişi tarafından birlikte, Yol kesmek suretiyle ya da konutta iş yerinde veya bunun eklentilerinde, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olan kişiye karşı, var olan ve varsayılan örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanmak suretiyle, Bir suç örgütüne fayda sağlamak amacıyla ve gece vaktinde işlenirse yağmanın nitelikli hali söz konusu olur. Yağma suçunun nitelikli hali ile işlenmesi halinde suçu işleyen kişi hakkında on yıldan on beş yıla kadar hapis cezası hükmolunur. Eğer yağma suçunun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunu neticesinde gerçekleşecek olan ağırlaşmış hallerin bulunması halinde ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin olan hükümler uygulanır.

Yağma Suçu Nasıl Bir Suçtur?

Ceza kanunu içerisinde yer alan hükümlerin Bir kişi tarafından birden çok defa ihlal edilmesi halinde suç çokluğu oluşur. İşlenilmiş olan suç sayısı kadar ceza olur. Ancak suçların içtimai olarak adlandırılan durumlarda bu kuralın istisnası oluşur. Suçların içtima durumunda birden çok ihlali, ihlal sayısı kadar da suçun varlığı olması gerekir. Suçların içtima durumunda suç sayısı kadar ceza verilir ilkesi ayrılır. Yani suçların içtimai durumu bu kuraldan ayrı bir düzenlemeye sahiptir. Suçların içtimai durumunda her suç için ayrı bir ceza değil sadece tek bir ceza verilir. 5237 sayılı Türk ceza kanunu ikinci kısmının beşinci bölümünde suçların içtimai başlığı altında İlgili hükümler düzenlenmiştir. Burada düzenlenmiş olan suçlar her bir ceza için ayrı bir cezanın değil tek bir cezanın verildiği suçlardır. Buradaki düzenlemelere göre bileşik suç biri diğerinin unsurunu veya ağırlaştırıcı nedenini oluşturması dolayısıyla tek fiil sayılan suçtur. Bu turdan olan suçlara içtima hükümleri uygulanmaz. Yani kanun hükmünde suçların içtimaının Bir türü olan bileşik suç tanımlanmıştır. Öyle ki bileşik suçta birden fazla suç bulunmakla birlikte ancak ya iki suç bir araya gelerek bir başka suçu oluşturmakta ya da bir suç diğerinin ağırlaştırıcı bir nedenini oluşturmaktadır. Şimdiye kadar kullandığımız içtima kelimesinin kelime anlamı toplanma bir araya gelme birleşmedir. Ceza hukuku içerisinde iki tür birleşmeden söz edilir. Bunlar suçların içtima ve cezaların içtima olarak ayrılır. Bu ikisini de birleşme türünde suçların çokluğundan bahsedilir. Fakat kanuna göre her suç için ayrı ayrı değil tek bir ceza verilir. Ancak cezaların içtima durumunda birden çok suç olduğunda bu birden çok cezayı gerektirir Bu cezaların ise gerçek içtima kuralına göre toplanması yapılır. Suçun sayısı belirlenirken dikkat edilmesi gereken. Sadece fiil sayısı değildir. Suçun sayısı içerisinde hareket netice veya fiil önemli yer alır. Birden fazla hareketin olması ile birden fazla suçun olması aynı durum değildir. Bununla birlikte birden fazla fiilin olması da birden fazla suçun olması anlamına gelmez. Bunun yanı sıra hareketin tek olması sonucunda zararın tek olmaması durumu birden çok suçu oluşturur. Birçok durumdan söz edilebileceği için tek bir ölçüt le suçun sayısı belirlenemez. Suç sayısının belirlenmesi için ölçüt olarak normun ihlalinden bahsedebiliriz. Normu ihlal edildiği zaman kanuna ilişkin bütün unsurlar gerçekleşir. Bu yüzden eğer norm ihlal edildiyse bu işlerin sayısı suçun sayısını da gösterir. Bazı durumlarda tek bir hareket yapılmasına rağmen Norman’ı ihlali ve suçun sayısı birden çok olması mümkündür. Fikri içtima durumunda tek fiilin olmasına rağmen kanun içerisinde yer alan birden çok norm ihlal edilmekte ve bu yüzden birden çok suçun oluştuğu söylenebilmektedir. Normal bu ihlalinin birden fazla hükmü ilişkin olabilmesi mümkündür. Bununla birlikte normu bu ihlali tek bir hükmün ihlal edilmesi ile de olabilir. Suçların içtima edildiği haller için bileşik suç fikri içtima ve zincirleme suç türlerinden bahsedebiliriz. Kanunun içerisinde unsuru veya ağırlaştırıcı neden olarak birden çok suçun birleşerek tek bir suç tipini oluşturmasına bileşik suç tipleri denir. Nitelik olarak birbirinden farklı olan suç tipleri birleşerek başka bir suç tipini oluşturur. Bileşik suç kanunda tek başına bağımsız bir suç olarak yer verilmiş olan fiillerin bir araya gelmesiyle başka bir suç unsurunu veyahut tek olarak bağımsız bir suç oluşturan fillerin bir diğer şu an ağırlaştırıcı sebebi ne öngörmesi durumunda nitelikli hal olarak oluşturur. Bileşik suç kendini oluşturan diğer suçlara bölünemeyen bir bütün olarak tanımlanabilir. Eğer başka bir suç altında birleşebilen suçlardan söz edilirse Bu suçların bağımsız olduğu söylenemez. Bileşik suç için iki şekilden bahsetmiştik. Bunlardan biri birinin diğerinin ağırlaştırıcı nedenin oluşturmasıydı. Böyle bir durumda temel suç adını ve niteliğini korur fakat suçun basit şekli değil bu suçun nitelikli halinden söz edilir. Bu kanun hükmünde ağırlatıcı neden olarak hüküm olunmuştur. Bir bileşik suçun oluşabilmesi için birleşik suç oluşturan suçların kanunda açıkça öngörülmüş olması gerekir. Eğer kanunda açıkça öngörme söz konusu değilse işler bağımsız bir suç oluşturur. Bağımsız bir suç olduğunda ise her suçtan dolayı fail ayrı ayrı cezalandırılır. Bileşik suçta kanunda bağımsız bir suç tipi olarak yer almış olan fakat bileşik suç olarak öngörülmüş olan fiilleri gerçekleşmiş oldukları zaman birbirlerini izlemelidir.

Yağma suçu birleşik bir suçtur. Yağma suçunda suçlardan biri diğerinin unsurunu veya ağırlaştırıcı nedenini oluşturur. Yağma suçun unsurları yönünden içerisinde hırsızlık cebir ve tehdit suçlarını yer verir. Bu yüzden bu suçun bir araya gelmesi ile oluşan yağma suçu bir bileşik suçtur. Yağma suçundan faili ayrı ayrı hem hırsızlık hem de tehdit suçundan ceza verilmez. Kanun içerisinde ayrı olarak düzenlenmiş olan yağma suçuna göre ceza verilir. Ancak ayrıca ceza verilmemenin bir istisnası vardır. Bu kanun hükmünde yer almaktadır. Eğer yağma suçunun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerin gerçekleşmesi durumu söz konusu ise ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler de uygulanır.

Suç tanımında eğer birden çok hareketin seçenek olarak gösterilmiş olması söz konusuysa ve bunlardan herhangi birinin yapılması suçun oluşması için yeterliyse bu suç seçimlik hareketli suçtur. Suçun oluşması için birden fazla seçenek olarak hareket öngörülmüş bunlardan herhangi birinin ya da birilerinin yapılması suçun oluşmasını gerektirmiştir. Yağma suçu seçimlik hareketli bir suç niteliğindedir. Yağma suçunun da iki hareketten en az birinin yapılması öngörülmüştür. Bu hareketler ise cebir ve tehdittir. Bununla birlikte fail olan kişinin taşınır bir mali almış olması gereklidir. Failin bu z işleyebilmesi işleyebilmesi için ancak bu iki hareketten birini gerçekleştirmesi gerekir. Bir kişinin hile ile malının alınması halinde diğer tüm şartlar gerçekleşmiş olsa bile yağma suçu oluşmaz.

Yağma Suçunun Unsurları

5237 sayılı Türk ceza kanununda yer alan suçlar için bazılarında fail bakımından kişiler belirlenmiştir. Ancak kanunda ki nitelikleri taşıyan kişinin fail olacağı düzenlenmiştir. Buna örnek olarak zimmet suçunun verebiliriz. Kanundan zimmet suçunu işleyen kişinin faili olabilmesi için kamu görevlisi olması gerektiği düzenlenmiştir. Kamu görevlisi olan kişi görevi sebebiyle zilyetliği kendisine verilmiş olan veya gözetmesi gerektiği mallar üzerinde görevi aykırı bir şekilde tasarruf da bulunursa veya bu malları kendisinin veya bir başka kişinin zimmetine geçirirse zimmet suçundan bahsedebiliriz. Ancak zimmet suçu sadece kamu görevlisi tarafından işlenir. Bu suçu işleyen kişi eğer kamu görevlisi değilse zimmet suçu sebebiyle yargılanmaz. Tabi bu kişilerin yargılanmaması anlamına gelmez sadece farklı bir suç sebebiyle yargılanırlar. Örneğin Bu suç işleyen kişi kamu görevlisi değilse hırsızlık veya güveni kötüye kullanma suçu ile yargılanır. Öyle ki zimmet suçu için failin kamu görevlisi olma özelliği taşıdığı söylenebilir. Oysa yağma suçu için böyle bir fail öngörülmemiştir. Yağma suçunu işleyen her kişi bu suçun faili olabilir.

5237 sayılı Türk ceza kanununun Şahsi cezasızlık sebebi veya ceza da indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebep başlığı altında bazı hükümlere yer verilmiştir. Bu hükümlere göre haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin üstsoy veya alt soyunun veya bu derecede kayın hısımlarından birinin veya evlat edinen veya Evlatlığın aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden birinin zararına olarak bir suç işlenirse ilgili akraba hakkında cezai hüküm olunmaz. Ancak bu ilgili kişilerin zararını olarak işlenen suçun yağma veya nitelikli yağma olması halinde bu durumdan bahsedilmez. Eğer yağma Ve nitelikli yağma suçu işlenirse ve bu suçun zararına olarak işlenmesi halinde ilgili akraba hakkının cezaya hükmolunur. Burada düzenlenmiş olan şahsi cezasızlık sebepleri veya cezada İndirim yapılması gerektiren şahsi sebepler de yağma suçu için bir uygulama olmayacaktır. Yağma suçu mağduru yönünden de herhangi bir özellik aramamıştır. Her kişi yağma suçunun bir mağduru olabilir. Yağma suçu için Kanunda yer alan şekliyle bir mali teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kalınan kişi mağdurdur.

Cebir

Cebir Arapça kökenli bir kelimedir. Bu kelimenin anlamı ise zor, zorlayıştır. 5237 sayılı Türk ceza kanununun hürriyete karşı suçlar başlığı altında cebir ile ilgili hükümlere yer verilmiştir. Eğer bir şey yapması için bir kişiye karşı cebir kullanılırsa kasten yaralama suçunun da verilecek olan ceza üçte birinden yarısına kadar arttırılarak hükmü olunur. Bununla birlikte bir kişi ye bir şeyin yapmaması için cebir kullanılması durumunda da aynı hüküm söz konusudur. Bir kişiye karşı bir şeyi kendisinin yapmasına müsaade etmesi için cebir kullanılması halinde yine aynı hüküm söz konusudur. Kasten yaralama suçundan verilecek olan ceza üçte birinden yarısına kadar arttırılarak hükmolunur. Bileşik bir suç olarak kanunda yer alan yağma suçu içerisinde cebir suçuna da yer verir. Yağma suçunun oluşması için ilk durumda faili mağduru karşı cebir suçunu işlemeli ve mağdurun bir mali teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılınması gerekir. Burada failin hareketi cebir suçu olur. Yağma suçundan cebirim sayılabilmesi için mağdur olan kişinin herhangi bir vasıta ile kendisini bilmeyecek ve savunamayacak hale getirilmesi gerekir. Örneğin kişinin içeceğine ilaç atılarak bayıltılması ile Bu kişinin malının alınması durumunda yine cebir kullanılmış sayılır. Çünkü burada kişi kendisini bilmeyecek ve savunamayacak hale getirilir.

Tehdit

Tehdit kelimesi de Arapça kökenli bir kelimedir. Tehdit gözdağı anlamına gelir.

Tehdit 5237 sayılı Türk ceza kanunun yedinci bölümün de hürriyeti karşı suçlar başlığı altında düzenlenmiştir. Bir kişinin bir başkasına kendisinin veya yakınım hayatına bu kişinin vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahis ile tehdit etmesi durumunda bu kişi altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Kişiyi Malvarlığı itibari ile büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahsederek tehdit etmesi durumunda mağdurun şikâyeti üzerine altı aya kadar hapis veya adli para cezasına çarptırılır. Eğer bu tehdit Silahla kişinin kendisini tanımayacak bir hale koyma suretiyle imzasız mektupla veya özel işaretlerle birden fazla kişi tarafından birlikte var olan veya varsayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak işlenmesi durumunda faili hakkındaki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Eğer tehdit amacı ile kasten öldürme kasten yaralama veyahut mal varlığına zarar verme suçu da işlenirse ayrıca bu suçlardan dolayı ceza verilir. Yağma suçunun hareket unsuru tehdit olduğu zaman yağma suçu içerisinde tehdit suçunu da barındırır. Kanun tehdidin hangi yollar ile olacağını düzenlemiştir. Yani kanunda düzenlenmiş olan durumlarda tehdit söz konusu olur. Eğer yaşama hakkı vücut dokunulmazlığı cinsel dokunulmazlık ve mal varlığı hakkı ile ilgili olarak tehditte bulunulduysa bunlar tehditti oluşturur. Kişi tarafından kullanılan tehdit mağdur üzerinde korkutucu bir etki yaratmalıdır. Eğer mağdur failin tehdit de bulunduğu fiilin Gerçekleşmeyeceğini biliyor ve yine de failin isteklerini yerine getiriyor ise yağma suçu oluşmayabilir.

Yağma Suçunun Nitelikli Halleri

Yağma suçunun nitelikli halleri daha ağır cezayı gerektiren hallerdir. Bunlar 5237 sayılı Türk ceza kanununun yağma suçunun nitelikli hali başlığı altında yer almaktadır. Yağma suçunun nitelikli halleri daha önceden söylediğimiz gibi silahla kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması yoluyla birden fazla kişi tarafından birlikte yol kesmek suretiyle ya da konutta iş yerinde veya bunların eklentilerinde beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı var olan veya varsayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak suç örgütüne yarar sağlamak maksadıyla ve gece vaktinde işlenmiş durumu yağma suçunu nitelikli halini oluşturur. Bunlardan bazıları ayrıca aşağıda incelenecektir.

Yağma Suçunun Silahla İşlenmesi

Yağma suçunun silahla işlenmesi Türk ceza kanunu içerisinde yer alan yağma suçunun nitelikli halleri içerisinde ilk olarak öngörülmüş durumdur. Silah kelimesinden anlaşılması gereken ile ilgili olarak Türk ceza kanunu içerisinde bazı hükümler yer almaktadır. Kanunun tanımlar başlığı altında silah deyimiyle anlaşılması gereken unsurlar verilmiştir. Silah deyiminden ateşli silahlar patlayıcı maddeler saldırı ve savunma da kullanılmak için yapılmış her türlü kesici delici veya belirleyici alet, saldırı ve savunma amacıyla yapılmış olmamasına rağmen fiilen saldırı ve savunma da kullanılmaya elverişli olan diğer şeyler, yakıcı aşındırıcı yaralayıcı boğucu zehirleyici sürekli hastalığa yol açıcı nükleer radyoaktif kimyasal biyolojik maddeler anlaşılır. Bunlar ceza kanunu göre silah sayılır. Eğer bunlardan biri tehdit veya cebirle birlikte kullanılıp yağma suçunun işlenmesinde Yer alırsa yağma suçunun nitelikli hali ortaya çıkar.

Yağma Suçunun Kişinin Kendisini Tanınmayacak Bir Hale Koyması Suretiyle İşlenmesi

Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle yağma suçunun işlenmesi bu suçun nitelikli hallerinden birini oluşturur. Bu durum cezayı artırıcı nitelikli hal olarak kabul edilir. Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle yağma suçunun işlenmesi durumunun nitelikli hal olmasının sebebi failin sonradan tespitinin yapılmasının ve mağdurun kendini savunma olanağının azalmış olmasının sonucudur. Bu durumun nitelikli hal olarak uygulanabilmesi için failin kendisini dış görünüş bakımından tespitinin yapılamayacağı bir şekilde değiştirmiş olması gerekir.

Yağma Suçunun Birden Fazla Kişi Tarafından Birlikte İşlenmesi

Suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi yağma suçunun nitelikli halini oluşturur. Suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesinin yağma suçunu oluşturmasının sebebi Birden fazla kişinin tek bir kişiye göre mağdur üzerinde daha fazla korkutucu hal oluşturmasıdır. Yani birden çok kişinin mağdura karşı bir suç işlemesi mağdurda oluşacak etkiyi artıracaktır. Bu sebepten suçun birden fazla kişi ile birlikte işlenmesi suçu nitelikli halini oluşturur. Bu nitelikli hal için faillerin birlikte fail olarak hareket etmeleri gerekir. Eğer bu kişiler azmettirme ve yardım etme durumunda iseler suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hali ile nitelikli hal söz konusu olmayacaktır.

Yağma Suçunun Yol Kesmek Suretiyle ya da Konutta İş Yerinde Veya Bunun Eklentilerinde İşlenmesi

Suçun yol kesmek suretiyle ya da konutta iş yerinde veya bunun eklentilerinde işlenmesi durumu yağma suçunun nitelikli halini oluşturur. Suçun yol kesmek suretiyle işlenmesi durumunun söz konusu olması için failin yolda mağduru özellikle bekleyerek bu suçu işlemesi durumu olmalıdır. Eğer Farklı bir durum söz konusuysa bu nitelikli hali oluşturmaz. Örneğin faili ile mağdur yolda karşılaştı ise ve bu suç tamamen bir tesadüf sonucu yolda oluştu ise Yol kesmek suretiyle yağma suçunun nitelikli halinin oluşması söz konusu olmaz. Eğer yağma suçu konutta iş yerinde veya bunların eklentilerinde işlenirse bu durumdan suçu nitelikli hali oluşur ancak bunun yanında ayrıca konut dokunulmazlığı suçu İçin ceza verilmez. Çünkü bileşik suç hükümleri sebebiyle faile ayrıca ceza verilmeyecektir. Sadece nitelikli yağmadan ceza verilir.

Yağma Suçunun Gece Vakti İşlenmesi

Yağma suçunun gece vakti işlenmesi bu suçun nitelikli hallerinden birini oluşturur. 5237 sayılı Türk ceza kanununun tanımlar başlığı altında gece vaktinden anlaşılması gereken belirtilmiştir. Bu tanıma göre güneşin batmasından bir saat sonra başlayan ve doğmasından bir saat evvele kadar devam eden zaman süresi kanunda belirtilen gece vaktidir. Eğer yağma suçu bu zaman aralıklarında işlenir ise cezanın nitelikli hali söz konusu olur ve cezanın artırılması gerekir.

Yağma Suçu Yargıtay Kararları

Yağma suçunu Yargıtay kararlarında görmek mümkündür. Örnek olarak üç karardan bahsedilebilir.

T.C. YARGITAY 1. CEZA DAİRESİ E. 2020/3958 K. 2021/6912 T. 14.4.2021 DAVA : … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince verilen 28/02/2020 tarih ve 2020/32 Esas – 2020/596 Karar sayılı kararının sanık müdafii ve katılan vekili tarafından 5271 Sayılı CMK’nin 291. maddesinde belirtilen süre içinde temyiz edildiği anlaşılmıştır. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü: KARAR : 1-) Sanık … müdafiinin maktul …’ı kasten öldürme, nitelikli yağma, müşteki …’a yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve 6136 Sayılı Kanun’a muhalefet suçlarından verilen hükümlere ilişkin temyiz talebinin incelenmesinde; Sanık müdafii tarafından 02/03/2020 tarihinde temyiz süre tutum dilekçesi verilerek temyiz iradesi açıklanmış ise de, … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince verilen 28/02/2020 tarih ve 2020/32 Esas – 2020/596 Karar sayılı gerekçeli kararının sanık müdafiine 18/03/2020 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen, sanık müdafii tarafından 30/06/2020 tarihinde 5271 Sayılı CMK’nin 295/1. maddesinde belirtilen 7 günlük kanuni süresinden sonra gerekçeli temyiz dilekçesi verildiği anlaşılmakla, süre tutum dilekçesi temyiz sebeplerini içermediğinden, temyiz isteminin CMK’nin 294 ve 298. maddeleri uyarınca REDDİNE, 2-) Katılan … vekilinin sanık hakkında kasten öldürme ve nitelikli yağma suçlarından verilen hükümlere yönelik temyiz talebinin incelenmesinde; Sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının 5 yılın üzerinde olması nedeniyle bölge adliye mahkemesince verilen kararların temyize tabi olduğu belirlenerek yapılan incelemede; … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince “nitelikli yağma” suçundan dosya üzerinden vermiş olduğu “istinaf başvurusunun esastan reddine” ilişkin karar ile “kasten öldürme” suçundan yapmış olduğu duruşma sonrasında verdiği “… 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 08/10/2019 tarih ve 2019/71 Esas – 2019/347 Karar sayılı kararının 5271 Sayılı CMK’nin 280/2. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve sanığın 5237 Sayılı TCK’nin 82/1-h, 62 ve ve 5271 Sayılı CMK’nin 283. maddesi uyarınca 25 yıl cezası ile cezalandırılmasına” dair hükmünün tüm dosya kapsamına göre hukuka uygun olduğu anlaşıldığından; katılan vekilinin sanık hakkında TCK’nin 62/1. maddesi hükmünün uygulanmamasına ve cezanın en üst hadden verilmesi gerektiğine ilişkin ve yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddiyle, 5271 Sayılı CMK’nin 302/1. maddesi gereğince istem gibi TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Dosyanın, 28.02.2019 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7165 Sayılı Kanun’un 8. maddesiyle değişik 5271 Sayılı CMK’nin 304/1. maddesi gereğince … 6. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise SONUÇ : … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.04.2021 gününde oybirliği ile karar verildi.(www.kazanci.com)

T.C.

YARGITAY

1. CEZA DAİRESİ

E. 2021/5243

K. 2021/5852

T. 1.4.2021

DAVA : Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;

Gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1-) Sanık … hakkında katılan …’a karşı hakaret suçundan verilen ceza vermekten vazgeçilmesine ilişkin hükmüne yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;

5237 Sayılı TCK’nin 129. maddesi uyarınca hakaret suçunun karşılıklı olarak işlendiğinin kabul edilmesi nedeniyle, doğrudan 5271 Sayılı CMK’nin 223/4-c. maddesi gereğince ”ceza verilmesine yer olmadığına” karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında yazılı şekilde ”ceza vermekten vazgeçilmesine” şeklinde hüküm kurulması,

Bozma istemeyi gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 1412 Sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 1412 Sayılı CMUK’un 322. maddesince düzeltilmesi mümkün görüldüğünden “hükümdeki 3. bendin 5237 Sayılı TCK’nin 129/3. maddesi gereğince ceza vermekten vazgeçilmesine” dair kısmın hüküm fıkrasından çıkartılarak yerine “Hakaret suçunun karşılıklı işlenmesi nedeniyle 5271 Sayılı CMK’nin 223/4-c maddesi uyarınca sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına” cümlesinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

2-) Sanıklar Abdulaziz hakkında katılanı kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet ve sanık … hakkında kasten yaralama suçuna yardım etmekten verilen beraat hükmüne yönelik katılan vekilinin temyiz talebinin incelenmesinde;

Sanık …’e 19.11.2014 tarihli duruşmada, nüfus ve sabıka kaydının okunduğu, sanık hakkında TCK’nin 58/1. maddesinden ek savunma hakkı tanınmamış olsa da sanığın sabıka kaydı konusunda savunması alındığından; katılan … hakkında da temyize konu bir mahkumiyet hükmü bulunmadığından tebliğnamedeki bu hususla ilgili bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.

Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;

a-) Yargılama sırasında suçun ”yağmaya teşebbüs” suçunu da oluşturabileceği değerlendirilerek yerel mahkeme tarafından görevsizlik kararı verildiği ve Ağır Ceza Mahkemesi tarafından görevsizlik kararının kabul edilmeyerek dosyanın tekrar Asliye Ceza Makemesine gönderilmesi üzerine yerel mahkemenin sanıklar hakkında ”yağmaya teşebbüs” suçundan suç ihbarında bulunduğu, … Cumhuriyet Başsavcılığının 17.03.2015 tarih, 2015/627 numaralı iddianamesi ile sanık … ve dosyamızın katılanı … hakkında ”yağmaya teşebbüs” suçundan kamu davasının açılması karşısında; öncelikle bu konunun akibetinin araştırılarak ya da davaların birleştirilerek sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun tayin edilmesi gerekirken eksik kovuşturma ile hükümler kurulması,

Kabul ve uygulamaya göre de;

b-) Kim tarafından başlatıldığı kesin olarak tespit edilemeyen kavgada, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarihli, 2002/4-238 Esas ve 367 Karar sayılı kararı ile bu kararla uyumlu Dairemizin yerleşmiş ve süreklilik gösteren uygulamalarında benimsendiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediği hallerde, sanık … lehine 5237 Sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik indirimi uygulanırken, TCK’nin 3. maddesinde yer verilen “cezada orantılılık ilkesi” gözetilerek asgari oranda (¼) indirim uygulanması gerekirken, (½) oranında indirim uygulamak suretiyle sanık … hakkında eksik ceza tayini,

c-) TCK’nin 62. maddesinde öngörülen…………………………………………………………………….hakkında takdiri indirimin uygulanmaması,

d-) Sanık … hakkında kasti suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesi’nin 24.11.2015 tarih ve 29542 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas-2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 Sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmiş olması ve …………………………………….

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanık … ve katılan vekilinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu nedenlerle 6723 Sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesiyle yürürlükte bulunan 1412 Sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 01.04.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi. (www.kazancı.com)

T.C.

YARGITAY

1. CEZA DAİRESİ

E. 2021/2452

K. 2021/5072

T. 24.3.2021

DAVA : Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;

Gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 1-) Sanık hakkında 6136 Sayılı Kanun’a aykırılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;

Hapis cezasına ilişkin mahkumiyet hükmü yönünden; Anayasa Mahkemesi’nin 24.11.2015 tarih ve 29542 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas-2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 Sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibareler iptal edilmiş ise de bu husus infaz aşamasında dikkate alınabileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.

Yerinde görülmeyen diğer temyiz nedenlerinin reddine, ancak;

a-) Hapis cezasına ilişkin mahkumiyet hükmü yönünden; tekerrüre esas olduğu kabul edilen … 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 09.04.2007 tarihli ve 2007/64 Esas – 2007/159 Karar sayılı ilamına konu “yağma” suçunun işlendiği tarihte onsekiz yaşından küçük bulunması karşısında, 5237 Sayılı TCK’nin 58/5. maddesi uyarınca sanık hakkında ilgili ilamın tekerrüre esas alınamayacağı ancak adli sicil kaydında yer alan … 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 28.02.2007 tarihli ve 2007/37 Esas – 2007/98 Karar sayılı ilamı ile 5237 Sayılı TCK’nin 142/2-b maddesi gereğince “hırsızlık” suçundan hükmolunan “2 yıl 6 ay” hapis cezasına ilişkin mahkûmiyet hükmünün tekerrüre esas olduğunun gözetilmemesi,

b-) Hapis cezasına ilişkin mahkumiyet hükmü yönünden;………………………………………………………………………………….. infaz yetkisinin kısıtlanması,

Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten 6723 Sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesiyle yürürlükte bulunan 1412 Sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 1412 Sayılı CMUK’un 322. maddesi uyarınca hükümden sanık hakkında 5237 Sayılı TCK’nin 58. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulamasına ilişkin paragrafların çıkartılarak yerine “… 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 28.02.2007 tarihli ve 2007/37 Esas- 2007/98 Karar sayılı ilamı ile 5237 Sayılı TCK’nin 142/2-b maddesi gereğince “hırsızlık” suçundan hükmolunan 2 yıl 6 ay hapis cezasına ilişkin mahkumiyetinin tekerrüre esas alınmasına, sanık hakkında hükmolunan cezanın 5237 Sayılı TCK’nin 58. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” şeklinde cümlesinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

2-) Sanık hakkında kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;

Yerinde görülmeyen diğer temyiz nedenlerinin reddine, ancak;

a-) Adli tıp kriterleri açısından kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisinin hafif (1) ila ağır (6) derece şeklinde sınıflandırılması ve 5237 Sayılı TCK’nin 87/3. Maddesinde kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etkisine göre cezanın en fazla (1/2) oranında artırılmasının öngörülmüş olması karşısında, mağdur hakkında düzenlenen doktor raporunda, vücudundaki kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etkisinin orta (3.) derece olduğunun belirtilmesine rağmen, TCK’nin 3. maddesine göre orantılılık ilkesine aykırı olarak sanığın cezasında (1/2 oranında artırım yapılması suretiyle fazla ceza tayini,

b-) Mağdur hakkında düzenlenen doktor raporlarına göre, sanığın bıçakla ve ateşli silahla mağduru, kolundan ve kalçasından yaraladığı olayda, suçun işleniş şekli, meydana gelen zararın ağırlığı ve sanığın kastının yoğunluğu da dikkate alınarak, 5237 Sayılı TCK’nin 61. maddesi gereğince temel cezaya hükmedilirken, TCK’nin 3. maddesindeki cezada orantılılık ilkesi de gözetilerek hakkaniyete uygun şekilde alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi,

c-) Tekerrüre esas olduğu kabul edilen … 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 09.04.2007 tarihli ve 2007/64 Esas – 2007/159 Karar sayılı ilamına konu “yağma” suçunun işlendiği tarihte onsekiz yaşından küçük bulunması karşısında, 5237 Sayılı TCK’nin 58/5. maddesi uyarınca sanık hakkında ilgili ilamın tekerrüre esas alınamayacağı ancak adli sicil kaydında yer alan … 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 28.02.2007 tarihli ve 2007/37 Esas – 2007/98 Karar sayılı ilamı ile 5237 Sayılı TCK’nin 142/2-b maddesi gereğince “hırsızlık” suçundan hükmolunan “2 yıl 6 ay” hapis cezasına ilişkin mahkûmiyet hükmünün tekerrüre esas olduğunun gözetilmemesi,

d-) 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 108. maddesi uyarınca mükerrirler hakkında denetim süresini belirleme ve gerektiğinde uzatma görevi hükmü veren mahkemeye değil, hükümlünün infaz aşamasındaki davranışlarını da değerlendirerek koşullu salıverme ile ilgili kararı verecek olan mahkemeye ait olacağı gözetilmeden, hükümlülük kararında mükerrir olan sanık hakkında 5237 Sayılı TCK’nin 58/6, 7. madde ve fıkrası uyarınca “mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirlerinin uygulanmasına” karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, denetimli serbestlik tedbirinin süresinin “1 yıl” olarak belirlenmesi suretiyle infaz yetkisinin kısıtlanması,

e- ………………………………………………………… hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle 6723 Sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesiyle yürürlükte bulunan 1412 Sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 24.03.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.(www.kazanci.com)

Yağma suçlarına bakan avukat olarak özellikle İzmir’de Ceza Avukatı İdil Su Aydın’a ulaşabilir ve yağma (gasp) davası avukatlığı konusunda destek alabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir