Kişilerin kendi sağlığı ve vücudunun kontrolünü elinde bulundurması kendisinin rızası olmadan herhangi bir tıbbi müdahaleye veya herhangi bir deneysel müdahaleye tabi olmamasına sağlık hakkı denir. Kişilerin sahip olduğu bu sağlık hakkının korunması ve bu haklardan yararlanması sağlık hakkı ile ilgili olan hizmetlerin düzenlenmesi önleyici sağlık hizmetleri birey ve toplumun korunması birey ve bireyin sağlık hizmeti almış olduğu sağlık kuruluşları arasındaki ilişki gibi durumların hak sorumluluk ve yükümlülüklerini düzenleyen hukuk dalına sağlık hukuku denir. Sağlık hukuku toplum içerisindeki bireylerin sağlık bakım ve benzeri hizmetlerden yararlanma haklarını kişilerin bu sağlık bakım hizmetlerinin düzenlenmesi bununla ilgili olarak önleyici sağlık hizmetlerinin sağlanması sağlık hukukunun uğraş alanına girer. Sağlık hukuku ile ilgili olan uyuşmazlıklarla Sağlık Hukuku Avukatları ilgilenir. İzmir sağlık hukuku avukatı olarak hukuk büromuzla iletişime geçerek sağlık ve tıp hukuku alanında detaylı bilgi alabilirsiniz.

Sağlık hakkı tüm dünyada kişileri sağlanması gereken bir haktır. Bununla birlikte sağlık hakkı insan hakları evrensel bildirgesi içerisinde yer almaktadır. İnsan hakları evrensel bildirgesi içerisindeki hükümlere göre sağlık hakkı her kişinin gerek kendisinin gerekse ailesi için mesken yiyecek giyim tıbbi bakım gerekli olan sosyal hizmetler dâhil olmak Üzere bu kişilerin sağlığı ve refahını sağlayacak uygun bir yaşam seviyesinde ve sakatlık ihtiyarlık dulluk hastalık işsizlik ya da geçim imkânlarının iradesi dışarısında bırakılmasına neden olan diğer durumlarda korunması sağlayacak hakkı vardır.

Sağlık hakkının evrensel boyutunun yanı sıra ülkemizde de sağlık hakkı ile ilgili birçok düzenleme yer almaktadır. Bununla birlikte sağlık hakkı anayasal bir haktır. Temel haklarımızın yer aldığı anayasa içerisinde sağlık hakkına yer verilmiştir. Sağlık hukuku avukatı İzmir için de bizden destek alabilirsiniz.

Anayasada yer alan sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması başlığı altındaki 56. madde içerisinde sağlık hakkı ile ilgili olan hükümlere yer verilmiştir. Bu hükümlere göre her kişi sağlıklı ve dengeli bir çevre içerisinde yaşama hakkına sahip olmaktadır.  Çevreyi geliştirmek çevre sağlığının korunmasını sağlamak ve çevrenin kirlenmesini önlemek devletin ve devlet içerisinde yaşayan vatandaşların ödevidir. Devlet her kişinin yaşamını beden ve ruh sağlığı içerisinde sürdürmesine olanak sağlamak insani ve maddi güçteki tasarruflarda bulunarak verimi arttırarak işbirliğini gerçekleştirme amacıyla sağlık kuruluşlarını tekelden planlayıp hizmet verilmesini düzenler. Devlet üzerine düşen bu görevi kamu kesimlerinde ve özel kesimlerinde Yer alan sağlık kurumları ve sosyal kurumlardan yararlanarak ve onları denetleyerek yerine getirir. Yani devletin görevini yerine getirmek amacıyla com kesimlerindeki özel kesimlerdeki sağlık ve Sosyal kurumlardan yararlanması mümkündür. Bununla birlikte devlet yararlanmış oldu kamu ve özel kesimlerinde sağlık ve sosyal kurumların denetlenmesinde kendisi yapar. Sağlık hizmetlerinin yaygın Bir şekilde yerine getirilmesi amacıyla kanunun içerisinde genel sağlık sigortası kurulması mümkündür.

Toplum sağlığının korunmasının sağlanması ve bu amaçla gerekli önlemlerin alınması ve bu önlemlerin uygulanması bununla birlikte önlemlerinin uygulanmasını sağlayacak görev ve yetkilerini yaptırımların düzenlenmesi kamu sağlığı açısından önem teşkil eder. Kamu sağlığın korunması görevi devlete aittir. Devlet vatandaşların sağlıklarını korumak amacıyla gerekli önlemleri ve tedbirleri alma bununla birlikte gerekli olan düzenlemeleri yapma yükümlülüğü altındadır. Devletin sağlanmış olduğu bu hizmet Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri tarafından ya da bunların denetimleri altında genel ve ortak gereksinimlerini karşılamak kamu yararı veya çıkarını sağlamak amacıyla yapılmış olan ve topluma sunulmuş bulunan sürekli ve düzenli etkinliklerden oluşur. Anayasamızda da yer alan kamu sağlığı ayrı yasalar içerisinde de korunmaktadır. Özel kanunlar içerisinde de kamu sağlığı ile ilgili olarak özel düzenlemelere yer verilmiştir. Bu özel kanunlar içerisinde en eski kanun umumi Hıfzıssıhha kanunudur. Bu kanun ile genel olarak toplum içerisinde bulaşıcı hastalıklardan toplumun korunması ve toplum için sağlık bilgisi kurallarının oluşturulması Toplum içerisinde yer alan hastalıkların erken teşhisinin yapılması ve kişilerin erkenden tedaviye alınması için alınması gereken tedbirler bu yasa ile düzenlenmiştir.

Sağlık hukukunda bilinmesi gereken bazı kavramlar vardır. Bu kavramlar sıklıkla karşımıza çıkan ve sağlık hukukunda yer bulmuş kavramlardır. Tıbbi müdahale, komplikasyon endikasyon malpraktis sağlık hukuku içerisinde bilinmesi gereken kavramlar arasında yer alır.

Sağlık hukuku avukatı arayışınız varsa tıp hukuku alanında detaylı hizmet veren avukatlık büromuzla iletişime geçebilirsiniz.

Tıbbi Müdahale Nedir?

Tıbbi müdahale tıp mesleğine sahip olan ve bu mesleği icra eden yetkili kişi tarafından doğrudan tedavi amacına yönelik olarak ya da dolaylı tedavi amacına yönelik olarak kişinin bedensel ve ruhsal bütünlüğünü karşı gerçekleştirilmiş olan her faaliyeti tanımlar. Hekimler tıbbi müdahaleyi tedavi amacına yönelik olarak yaparlar. Tıbbi müdahalede amaç bir hastalığı anormalliği veya bunun eksikliğinin Önüne geçmek bu eksiklikten kurtulmak veya bu durumu tamamen ortadan kaldırmak ya da negatif etkileri en düşük seviyede tutmaktır. Tıbbi müdahale birçok sebepten yapılabilir. Bu sebeplerden bazıları hastalığın teşhis edilmesi, hastalığın tedavi edilmesi, tedavinin mümkün olmadığı durumlarda hastalığın daha hafif hale gelmesi, hastalığın ilerlemesinin durdurulması ya da bu hastalığın kötüye gitmesinin önlenmesi, hastalık sebebiyle kişilerin acılarının dindirilmesi henüz ortada olmayan ancak ortaya çıkması muhtemel olan hastalıkların önüne geçilmesidir.

Tıbbi müdahale kavramını hasta hakları Yönetmeliğinin amaç kapsam dayanaktan tanımlar ve ilkeler başlığındaki birinci bölüm içerisinde dördüncü maddede bulmak mümkündür. Hasta hakları Yönetmeliği temel insan haklarının sağlık hizmetleri sahası içerisindeki bir yansıması olarak ve başta Türkiye cumhuriyeti anayasası içerisinde diğer mevzuatta ve milletlerarası hukuku metinler içerisinde kabul edilmiş olan hasta haklarını somut bir biçimde gösterir. Bununla birlikte hasta hakları Yönetmeliği sağlık hizmeti verilmiş olan tüm kurum ve kuruluşlar içerisinde ve sağlık kurum ve kuruluşları dışarısında sağlık hizmeti verilmesi mümkün olan durumlarda insana yakışır şekilde her kişinin hasta haklarından yararlanması ne sağlamak için hazırlanmıştır. Bununla birlikte hasta hakları Yönetmeliği kişilerin hak ihlallerinden korunabilmesine ve gerekli olan durumlarda hukuku korunma yollarını fiilen kullanabilmesine dair usul ve esasların düzenlenmesini sağlamak amacı taşır. Ayrıca hasta hakları Yönetmeliği sağlık hizmeti verilmiş olan resmimi özel tüm kurum ve kuruluşları bu kurum ve kuruluşlar içerisinde ya da bu kurum ve kuruluşların dışarısında hizmet veren her kademe içerisindeki ve her Unvan içerisindeki ilgileri ve hizmetten yararlanma hakkına haiz olan tüm partileri içine alır. Yukarıda da söylediğimiz gibi hasta hakları Yönetmeliği tıbbi müdahale kavramına içerisinde yer vermiştir. Bu yönetmeliğe göre tıbbi müdahale tıp mesleğini icra etmeye yetkili olan kişiler tarafından uygulanan sağlığın korunması hastalıkların teşhis edilmesi mi bu hastalıkların tedavisi için ilgili mesleki yükümlülükler ve standartlara uygun olarak tıp sınırları içerisinde gerçekleştirilmiş olan fiziki ve ruhu girişime ifade eder.

Komplikasyon Nedir?

Komplikasyon bir hastalığın mevcut olmasına rağmen yeni bir hastalığın ya da sorunun eklenmesi durumudur. İlave olan bu sorun yapılmış olan ilaç tedavisi ya da cerrahinin yanı sıra ortaya çıkar.

Komplikasyona tıbbi anlam içerisinde bir rahatsızlığın hastalığın ya da tıbbi bir tedavi işleminin ardından öngörülebilen istenmeyen etkilerdir. Kişilere uygulanan tıbbi uygulamalar içerisinde bazı riskleri sahiptirler. Bu riskler bazı zamanlarda yüksek bazı zamanlarda ise daha düşük olur. Hekim bir hastanın bakımını üstlenirse hasta olan kişinin hekimin bu yükümlülüğünden fayda sağlayacağı düşünülür. Ancak bunun kesinlik taşıdığı söylenemez. Yani hekimin üstlenmiş olduğu bakım yükümlülüğü bazı durumlarda hasta yarar sağlamaması mümkündür. Hekimin yapmış olduğu tıp uygulama sonrasında tıp uygulamanın doğasından dolayı sahip olduğu riskler hekim tarafından gerekli olan dikkat ve özen gösterilmiş olsa bile kaçınılmaz bir nitelik taşıması mümkündür. Tıbbi uygulama sonrasında ortaya çıkacağı ya da tıbbi uygulama sonrasında ortaya çıkması muhtemel olan ve bunun bilinmesi ve öngörülmesinin mümkün olduğu halde uygulamanın yapılmış olması hasta yararına ise hekim tarafından yapılan bu uygulama engel içermez. Yani yapılacak olan müdahale yüksek oranda hastanın yararına ise içinde bazı riskler barındırmasına rağmen bu müdahalenin hekim tarafından hastaya uygulanması engel teşkil etmez. Eğer komplikasyon sonucunda ortaya çıkacak durumlar hastanın bilgisine sunulmuş ise ve buna dair hasta tarafından onan verilmiş ise uygulama sonrasında çıkacak zararlardan hekimin sorumluluğu yoktur. Komplikasyona bu yüzden izin verilmiş olan risk denilmesi de mümkün olur. Yani hastanın rızası ile hekimin müdahalesi sonrasında ortaya çıkan komplikasyonlardan hekim sorumlu olmaz. Hastanın rızası ile müdahale yapıldıktan sonra ortaya çıkan komplikasyonlardan hekimin sorumluluğundan bahsedilemese dahi eğer ortaya çıkan komplikasyonlar hekim tarafından doğru yönetilmemiş ve zamanında fark edilmemiş ise bunun sonucunda da müdahale edilmemiş ise ortada tıbbi bir hatanın olduğundan bahsetmek mümkündür.

Endikasyon Nedir?

Endikasyon Bir ilacın Hangi hastalıklar için uygulanacağı ve hangi şekilde uygulanacağı ya da bir operasyonun uygulanması için hangi koşulların gerekli olduğunu tanımlar. Endikasyon bir hastalık ile ilgili olarak tedavi süresi içerisinde meydana gelen aşamalara karşılık gelir. Endikasyonu tıbbi bir gereklilik olarak tanımlamakta mümkündür. Endikasyon tıbbi müdahalenin hukuka uygunluğunu sağlar.  Endikasyonu mevcudiyetinin söz konusu olmadığı durumlarda müdahalede bulunmasının mümkün olmadığı ve endikasyon olmadan böyle bir müdahalenin yapılmaması gerektiği ile ilgili olarak yasal düzenlemelerin varlığından söz etmek mümkündür. Endikasyon ile ilgili olarak hasta hakları Yönetmeliğinin tıbbi gereklilikler dışında müdahale yasağı başlığı altındaki 12. maddede bazı hükümleri rastlamak mümkündür. Hasta hakları Yönetmeliği‘ne göre teşhis tedavi ya da koruma amacı olmadan ölüme ya da hayati tehlike yol açılması muhtemel olan ya da vücut bütünlüğüne ihlal getirebilecek ya da akli ya da bedeni mukavemeti azaltması mümkün olan hiçbir şeyin yapılması ve talep edilmesi mümkün değildir. Öyle ki tıbbi zorunluluğun dışında kalan durumlarda kişinin bedensel bütünlüğünü dokunması mümkün değildir. Böyle bir zorunluluk ile karşı karşıya kalınmadığı sürece kişinin bedensel bütünlüğüne dokunulamaz. Kişinin dokunulmazlığına karşı koruma anayasamızda da yer almaktadır. Anayasanın kişinin hakları ve ödevleri başlığındaki ikinci bölümü içerisinde kişinin dokunulmazlığı maddi ve manevi varlığını yer verilmektedir. Kişinin dokunulmazlığı maddi ve manevi varlığı başlığı altındaki 17. maddesine göre her kişi yaşama maddi ve manevi varlığını koruma bununla birlikte her kişi maddi ve manevi varlığını geliştirme hakkına sahiptir. Tıbbi zorunluluklar ve kanun içerisinde yazılı olan haller dışında kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz. Kişinin isteği ve rızası olmadan hiçbir bilimsel ve tipi deneyler içerisinde yer alamaz, zorunlu tutulamaz. Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz. Bununla birlikte hiç kimse insan haysiyeti ile uyuşmayan herhangi bir cezai ya da muameleye tabi tutulamaz. Anayasa içerisinde yer alan bu hükümlere göre hiç kimsenin tıbbi zorunluluk ve kanun içerisinde yazılı hallerin dışında vücuduna vücut bütünlüğünü dokunulması mümkün değildir. Endikasyonu tıbbi zorunluluk olarak tanımladığımıza göre kişilerin vücut bütünlüğüne müdahalede bulunulması için yasal düzenlemelerin olması gerekir. Kişilerin vücut bütünlüğüne tıbbi müdahalede bulun olduğunda endikasyonu söz konusu olduğu hallerde bu durum hukuka uygun olur. Fakat bununla ile ilgili olarak bazı istisnai durumlardan bahsetmek mümkündür. Örneğin toplumumuz içerisinde yaygın bir gelenek olan sünnet tıbbi bir zorunluluk taşımaz. Sosyal bir gereklilik olan sünnet eylemi tıbbi bir gereklilik değildir. Ancak buna rağmen hekimler tarafından yapılan sünnet etme uygulamasının hukuka uygun olduğundan bahsetmek mümkündür. Çünkü sosyal bir gereklilik olan sünnet endikasyon unsurunu içerisinde barındırır. Bunun yanı sıra tıbbi endikasyon bulunmasa dahi endikasyon unsuru taşıyan bazı haller vardır. Bunlardan bir diğeri de estetik müdahalelerdir. Estetik müdahaleler tıbbi zorunluluk niteliği taşımazlar. Buna rağmen hekimlerin estetik müdahaleler için hastalara uyguladığı tıbbi müdahaleler endikasyon unsuru taşır. Bu müdahalelerin kanun içerisinde düzenlenmiş olmaları sebebiyle hukuka uygunluğundan bahsetmek mümkün olur.

İzmir sağlık hukuku avukatı İdil Su Aydın Avukatlık Bürosu ile iletişime geçerek davanız veya sorununuz konusunda bilgi edinebilirsiniz.

Malpraktis Nedir?

Malpraktis Bir meslek mensubu olan kişinin kendi mesleğini uyguladığı sırada ortaya çıkan hatalı hareketlerini ifade eder. Tıpta malpraktis kavramı hekimin tedavi sırasında güncel ve standart olan uygulamaları yapmaması hastaya uygulanması gereken tedavi ye vermemesi sonucunda ortaya çıkan zarar olarak tanımlanması mümkündür. Hekimlik meslek etiği ve kuralları içerisindeki hekimlerin kötü uygulanması başlığı altında 13. maddede malpraktis kavramı tanımlanmıştır. Hekimlik meslek etiği kurallarına göre malpraktis İlgisizlik bilgisizlik veya deneyimsizlik sebebiyle bir hastanın zarara uğraması hekimliğin en kötü uygulanmasına karşılık gelir.

Hasta Hakları Nelerdir?

Her bireyin hastalıklardan korunmak için uygun bir hizmet alma hakkı vardır. Bireylerin bu hizmeti almasını sağlama görevi sağlık hizmetlerine düşer. Hizmet almak ve bunun gibi bir sürü hak bireylere tanınmıştır. Hastaların sahip olduğu bazı haklarla yer vermek mümkündür.

Sağlık Hizmetlerinden Faydalanma Hakkı

Hastaların sahip olduğu hakları içerisinden öncelikle sağlık hizmetlerinden faydalanma hakkından bahsetmek mümkündür. Sağlık hizmetlerinden faydalanma hakkı hasta hakları Yönetmeliği içerisinde yer almaktadır. Hasta hakları Yönetmeliği içerisinde Yer verilmiş olan sağlık hizmetlerinden faydalanma hakkı içerisinde bazı durumları ve diğer hakları da barındırır. Sağlık hizmetlerinden faydalanma hakkı içerisinde adalet ve hakkaniyet uygun olarak faydalanma bilgi isteme sağlık kuruluşunun seçme ve değiştirme personeli Tanıma seçme ve değiştirme öncelik sırasını belirlenmesini isteme tıbbi gereklere uygun teşhis tedavi ve bakım gibi hakları da barındırır.

Sağlık hizmetlerinden faydalanma hakkı içerisinde yer alan haklardan ilk olarak adalet ve hakkaniyet uygun olarak faydalanma hakkından bahsedilebilir. Adalet ve hakkaniyet uygun olarak faydalanma hakkına göre hasta adalet ve hakkaniyet ilkeleri kapsamında sağlıklı bir hayatın sağlanmasına yönelik uygulamalar ve koruyucu sağlık hizmetleri de dâhil olmak şartıyla sağlık hizmetlerinden kendi ihtiyaçlarına uygun olarak faydalanma hakkına sahiptir. Yani hasta bulunduğu duruma göre bir sağlık hizmetine ihtiyaç duyuyorsa bu sağlık hizmetinden kendi ihtiyaçlarına uygun bir şekilde faydalanma hakkına sahip olur. Hastanın sahip olduğu adalet ve hakkaniyet uygun olarak faydalanma hakkı sağlık hizmeti veren tüm kurum ve kuruluşlar ile sağlık hizmeti içerisinde görev yapan personelin adalet ve hakkaniyet ilkelerine uygun hizmet verme sorumluluklarını kapsar. Bununla birlikte kişilerin sahip olmuş olduğu bu hak sadece hizmeti veren kurum ve kuruluşlar değil Bu kurum ve kuruluşları içerisinde hizmet veren personelin de yükümlülüklerini içine alır.

Sağlık hizmetlerinden faydalanma hakkı içerisinde yer alan bir yer hakkında bilgi isteme hakkıdır. Hasta olan kişi sağlık hizmetlerinden faydalanacakken bu sağlık hizmetinin nasıl olacağı konusunda bilgi isteme hakkına sahiptir. Bireyler bir hastalık ile karşı karşıya geldiklerinde ve hasta olarak tanımlandıklarında hastalıkları ile ilgili bir sağlık hizmetinden faydalanırken bu sağlık hizmeti içerisinde kendisine uygulanacak tıbbi uygulamaların nasıl olacağı konusunda bilge istemesi en doğal hakkıdır. Bu yüzden bu hakka bireylere bilgi isteme hakkı olarak Yönetmelik içerisinde yer verilmiştir. Bilgi isteme hakkının hangi sağlık kuruluşu içerisinde hangi şartlara göre Verileceği sağlık kurum ve kuruluşları tarafından verilmiş olan her türlü hizmet ve olanakların nelerden oluştuğu ve kişiler tarafından müracaat edilen bu kuruluşlarda verilen sağlık hizmetlerinden yararlanma usulü bilgilerinin öğrenilmesi bilgi isteme hakkı içerisinde yer alır. Tüm sağlık kurum ve kuruluşları yukarıda verilmiş olan bilgiler ile hastaları bilgilendirmek için yeterli teknik donanıma sahip birimleri oluşturma sorumluluğu altındadır. Yine bu sağlık kurum ve kuruluşları oluşturmuş oldukları birimlerde hastaya yeterli ve kesin bir bilgi verebilme olanağına sahip nitelikte ve ehliyette personeli geçici olmayacak şekilde istihdam etmelidir. Hastaların durumlarına göre ihtiyaç duydukları birimlere en kolay şekilde ulaşabilmesini sağlamak üzere sağlık kuruluşlarının uygun yerlerinde bilgilendirmeyi sağlayan tabela broşür ve işaretler bulundurma gibi önlemleri alma yükümlülüğü altındadır.

Sağlık hizmetlerinde faydalanma hakkı içerisinde yer alan bir diğer hak sağlık kuruluşuna seçme ve değiştirme hakkıdır. Hasta olan kişi kendisinin tabi olduğu kanunun öngörmüş oldu usul ve koşullara uyumak şartı ile sağlık kurumu ve sağlık kuruluşuna seçme ve seçmiş olduğu sağlık kuruluşunda verilmiş olan sağlık hizmetinden yararlanma hakkına sahiptir. Yani hasta olan kişi yasalara uymak şartıyla istediği sağlık kurum ve kuruluşunda verilen hizmetten faydalanabilir. Hasta sağlık kuruluşları arasından birini seçme hakkına sahiptir. Kanun tarafından belirlenmiş sevk sistemine uygun olma koşulu ile hastanın sağlık kuruluşunu değiştirmesi mümkündür. Fakat bu kuruluşu değiştirmenin eğer hayati bir tehlike yol açması durumu söz konusu ise tıbben bir sakıncanın görülmemesi esas oluşturur. Bununla birlikte hastanın yer aldığı kuruluşu değiştirmenin hastanın sahip olduğu hastalığın daha ağır bir hale gelmesi hususunda hasta olan kişinin hekim tarafından aydınlatılması hasta olan kişinin hayati tehlikesi bakımından sağlık kuruluşunun değiştirilmesinde tıbben sakınca görülmemesi gerekir. Acil ve kaldırım dışında herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olan ve bu sosyal güvenlik kuruluşuna bağlılıkla kanun tarafından öngörülmüş sevk zincirine uyum sağlamayanlar aradaki ücret farkını kendileri ödemesi gerekir. Yani sevk edildiği zaman Fiyat farkı ortaya çıkarsa sevkin sağlanmasını isteyen hastalar eğer acil bir vaka durumu söz konusu değilse Fiyat farkını kendileri karşılaması gerekir. Öyle ki sağlık kuruluşuna değiştirmek için bazı durumlarla karşılaşılır. Ortaya çıkan fark ücreti gibi durumlar kişilerin sağlık kuruluş değiştirme taleplerinin karşılığında ortaya çıkan durumlardır. Eğer hastaların bulmuş oldukları sağlık kuruluşlarında kalmaları tıp ben yarar sağlamayacaksın ya da bir başka sağlık kuruluşuna nakil yapılması gerekiyorsa bu durum hasta olan kişinin kendisine ya da yönetmelik içerisinde yer alan maddedeki belirtilmiş olan kişilere açıklanır. Nakil işleminin yapılmasından önce gerekli olan bilgiler naklin yapılması isteğinde bulunmuş olan ya da tıbben uygun görülen sağlık kuruluşuna sevki yapacak olan kuruluşuna ya da mevzuat içerisinde belirtilmiş olan yetkili kişiler tarafından verilir. Belirtilmiş olan her durumda da verilecek olan hizmetin herhangi bir aksama yaşamadan ve kesintisiz olarak verilmesi gerekir.

Sağlık hukuku avukatı İzmir için bizimle irtibata geçebilirsiniz.

Hastaların sağlık kuruluşunun seçme ve değiştirme hakkının olmasının yanı sıra bir diğer hakka da personeli tanıma seçme ve değiştirme hakkıdır. Yine personeli tanıma seçme ve değiştirme hakkı hastaların sağlık hizmetlerinden faydalanma hakkı içerisinde yer alır. Personeli tanıma seçme ve değiştirme hakkına göre hastanın İstemesi halinde hasta ya sağlık hizmeti verecek olan ya da hastaya sağlık hizmetine vermekte olan hekimlerin ve diğer personelin kimlikleri ve bu hekimlerin ve diğer personellerin unvanları hakkında bilgi verilmesi mümkündür. Mevzuat içerisinde belirtilmiş olan usulüne uymak şartı ile hasta olan kişiler kendilerine sağlık hizmeti verecek olan personeli serbestçe seçme hakkına sahiptirler. Bununla birlikte yine mevzuat içerisinde belirtilmiş olan usulleri uyan hastalar kendilerinin tedavisi ile İlgilenen hekimi değiştirme ve başka hekimlerin Konsültasyonuna isteme haklarına sahiptirler. Sağlık hizmetine ihtiyaç duyan hasta olan kişiye İhtiyaç duyduğu sağlık hizmeti bir hekim tarafından verilmeye başlanmış ve verilmeye devam ediyorken bile hasta kişi bu hekimin değiştirilmesi talebinde bulunma hakkına sahiptir. Bununla birlikte hastaya sağlık hizmeti veren hekimin yanı sıra sağlık hizmetine verecek olan ya da vermekte olan personelin de serbestçe seçilmesi hak olarak tanınmışken değiştirilmesi de mümkündür. Personeli seçme hekimi değiştirme ve Konsültasyon talebinde bulunma hakları kullanıldığı zaman mevzuat içerisinde belirtilmiş ücret farkı bu hakları kullanan hasta tarafından karşılanması gerekir.  Hasta kendisine sağlık hizmeti veren hekimi değiştirme talebinde bulunurken bu talep karşılığında ortaya çıkan ücret farkını kendisi karşılar.

Sağlık hizmetlerinden faydalanma hakkı içerisinde yer alan bir diğer hak ise öncelik sırasının belirlenmesini isteme hakkıdır. Sağlık kuruluşunun verdiği hizmetin imkanlarının yeterli olmaması ya da sağlık kuruluşu tarafından verilen hizmet ve imkânların sınırlı olması nedeniyle sağlık hizmeti talebinde bulunmuş olan kişinin bu isteği zamanında karşılanmaması durumu söz konusu olduğunda hasta olan kişi öncelik hakkının tıbbi kriterlere dayalı olarak ve objektif olarak belirlenmesini istemesi mümkündür. Acil durumlar ve adli durumlar ile yaşlılar engelliler ile ilgili olarak öncelik sırasının belirlenmesinde ilgili mevzuatta bulunan hükümlerin uygulanması gerekir.

Sağlık hizmetlerinden faydalanma hakkı içerisinde verilmiş olan bir diğer hak ise tıpa gerekleri uygun teşhis tedavi ve bakımdır. Tıbbi gereklilikleri uygun teşhis tedavi ve bakıma göre hasta olan kişi modern tıp bir bilgi ve teknolojinin gereklerine uygun olarak kendisine teşhisinin konulmasına ve bu gerekleri uygun olarak tedavisinin yapılmasını ve kendisine yapılacak bakımın yapılmasını isteme talebinde bulunma hakkına sahiptir. Tıbbi gerekleri uygun teşhis tedavi ve bakım hakkının hastaları sağlanmasının yanında tıbbi gereklilikler dışında hastalara müdahale etme yasağı bulunmaktadır.  Herhangi bir acısız tedavi ya da kurulma amacı olmadan ölüme ya da hayati tehlike yol açması muhtemel olan ya da vücut bütünlüğünü ihlal edilmesi sonucuna varan ya da akli ya da bedeni mukavemeti azaltabilmesi ihtimali taşıyan hiçbir şeyin yapılması mümkün değildir. Bu tür müdahalenin yapılmasının mümkün olmamasının yanı sıra talep edilmesi bile mümkün değildir. Sağlık hukuku içerisinde yer alan ve hasta haklarında değinilmesi gereken bir diğer önemli durum ötenazi yasağıdır. Tıbbi gereklilikler dışında müdahale etmenin yasak olduğunu söylemiştik. Ötenazi de yasaktır. Ötenazi yaşamından umut kesilmiş olan ve öleceği kesinlikle bilinen bir hastanın çektiği ıstırabın bir an önce bitmesi amacı ile ve hastanın talebi üzerine yaşamına bir hekim tarafından son verilmesidir. Yani hastanın talebiyle hekimin öleceği kesin olan bir hastayı öldürmesidir. Bu durum Hukukumuzda yasaktır. Tıbbi gereklerden bahis ile ya da her ne sebep ile olursa olsun hayat hakkından vazgeçilmesi mümkün değildir. Kişinin ölmesi kuvvetle muhtemel ise öleceği garanti olursa ve ölmeyeceğine dair hiçbir umut yok olsa dahi kişinin yaşama hakkından vazgeçilmesi mümkün değildir. Kişinin yaşamının kesinlikle sana vereceği söz konusuysa ve kişinin bunu kendisi İstese dahi ya da bir başkasının isteği olsa dahi kişinin hayatına son verilmesi mümkün değildir. Hekimler hastanın kendi talibi olsa bile onların hayatlarına son veremez. Ötenazi Hukukumuzda yasaktır. Hekimin her ne sebeple olursa olsun hastanın hayatına son verme hakkı bulunmamaktadır.

Sağlık hizmetlerinden faydalanma hakkı içerisinde hastanın bir de kendisine tıbben özen gösterilmesi hakkı bulun maktadır. Personel hasta olan kişinin durumunun ortaya çıkardığı haller ile ilgili olarak tıbbi özeni gösterme yükümlülüğü altındadır. Hasta olan kişinin hayatının kurtarılması ya da hasta olan kişinin sağlığının korunması mümkün olmadığı takdirde bile bu kişilerin acılarının azaltılması ya da dindirilmesi için personelin çalışma yükümlülüğü vardır. Bu yüzden hastanın içinde bulunduğu durumu ile ilgili olarak gerekli özenin personel tarafından gösterilmesi gerekir.

Sağlık Durumu ile İlgili Bilgi Alma Hakkı

Her bireyin kendisinin sağlık durumu ile ilgili olarak mevcut sağlık hizmetleri mi bu sağlık hizmetlerinden nasıl yararlanmasının sağlanacağı konusunda ve tüm bilimsel araştırmalar ve tüm teknolojik yenilikler ile ilgili bilgi isteme hakkı bulunmaktadır. Sağlık hizmetine veren yetkili kişiler ve profesyoneller hasta olan kişinin dini dili kökeni ve benzeri özelliklerine inceleyerek hastanın onun anlayacağı bir şekilde bilgilenmesini sağlama yükümlülüğü altındadır. Sağlık hizmetleri ile ilgili olan bilgilerin kolay bir şekilde ulaşılır olması gereklidir.  Sağlık hizmetleri ile ilgili olarak bürokratik engellerin kaldırılması gerekir.  Sağlık hizmetlerinin verecek olan hizmetli kişilerin yani sağlık elemanlarının eğitilmesi ve bilgi içeriği olan materyallerin hazırlanması ve sunulması gereklidir. Hasta olan kişilerin kendin ilerine dair dosyaların ve bu hasta olan kişilerin kayıtların içerisinde yer alan kendi hastalıkları ile ilgili olan bilgileri isteme hakları vardır. Bununla birlikte hasta olan kişiler kendilerine ait bilgilerin yer aldığı dosya ve kayıtlardaki bilgileri fotokopi ile çoğaltma bunlarla ilgili olarak soru sorma ve herhangi bir hata mevcut ise bunların düzeltilmesinin sağlanması talebinde bulunma hakkına sahiptirler. Hasta olan kişiler sağlık kuruluşlarından detaylı bilgileri talep edebilirler. Yetkili olan kişiler hastalara bu bilgileri verme yükümlülüğü altındadırlar. Tüm sağlık kuruluşları hasta olan kişilerin talepte Bulundukları bilgileri bu hasta olan kişilerin gerek duydukları bilgiyi karşılayacak şekilde vermeleri gerekir.

İzmir sağlık hukuku avukatı olarak tüm sağlık alanındaki hukuki sorun ve davalara bakmaktayız.

Hastalara Sağlık Durumu ile İlgili Olarak Hangi Bilgiler Verilir?

Hasta olan kişileri mevcut hastalıklarının muhtemel sebeplerini ve nasıl seyredeceğinin bilgisi verilir. Böylece hasta kendi hastalığını sebebine ve ilerleyen süreçlerini nasıl olduğuna dair bilgilere sahip olabilir. Hastalara tıbbi müdahalenin kim tarafından yapılacağı ve bu tıbbi müdahalenin nerede ne şekilde nasıl yapılacağı ile ilgili olarak tahmini sürenin verilmesi gerekir. Böylece hastalar kendilerine uygulanacak tıbbi müdahalelerin kim tarafından yapılacağını öğrenirler. Bununla birlikte bu kişiler tıbbi müdahaleyi nerede gireceklerini ve bu uygulamanın ne şekilde ve nasıl yapılacağını sahip oldukları bilgi isteme hakkı ile öğrenirler. Bununla birlikte kendilerine tahmini bir süre verilmesini de isteyebilirler. Hasta olan kişiler diğer tanı ve tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği yarar ve olası riskler ile hastanın sağlığı üzerindeki muhtemel etkilerini öğrenme hakkına sahiptirler. Hastalar görecekleri tedavi sonrasında mevcut hastalığının ne şekilde seyredecek yine yani bu uygulama sonrasında kendisine uygulama tarafından sağlanan yararın durumuyla ilgili bilgi almaları mümkündür. Bununla birlikte hastalar kendilerine yapılacak olan tıbbi müdahale sonucunda ortaya çıkacak risklerin ne olduğunu ve bu risklerin muhtemel etkilerini de öğrenme hakkına sahiptirler. Hastalar hastalığı ile ilgili olarak ortaya çıkacak muhtemel komplikasyonların neler olduğuna dair bilgileri isteme hakkına sahiptirler. Hastaların tedavi reddetme durumu da söz konusu olabilir. Böyle bir durumda hastanın tedavi reddetmesi ile ortaya çıkabilecek muhtemel faydaların ve risklerin neler olduğuna dair bilgilerin hastaya verilmesi hakkı mevcuttur. Hastaların hastalıkla ilgili olarak kullanacakları ilaçları mevcudiyeti söz konusudur. Hastalar hastalıkları ile ilgili olarak kullanacaklar ilaçların önemli özellikleri neler olduğuna dair bilgileri isteme hakkına sahiptirler. Hastaların kullanacakları ilaçların durumu kendilerine olan etkileri ve bu hastalıkları ile ilgili olan ilişkileri ile ilgili olan bilgileri talep etmeleri mümkündür. Hastaların kendi durumlarına göre Gerekli olduğu zaman aynı konuda tıbbi yardıma nasıl ulaşabileceği ile ilgili olarak bilginin kendisine verilmesi hakkına sahiptirler.

Hastaların Kayıtlarını İncelemeleri Mümkün Müdür?

Hastalar kendilerinin sağlık durumuyla ilgili bilgilerin bulunduğu o dosyayı ve bunlar ile ilgili olan kayıtları doğrudan veya vekilleri aracılığıyla ya da kanuni temsilcileri ile incelemeleri ve suretini almaları mümkündür. Hastayla ilgili olan bu kayıtlar sadece hastanın tedavisi ile doğrudan ilişiği bulunanlar tarafından görülmesi mümkündür. Kayıtların sadece hastanın tedavisi ile doğrudan ilgisi bulunmayan kişiler tarafından görülmesi mümkün olmaz. Kayıtlarda bazı hataların sorunların ve eksiklerin bulunması durumu söz konusu olabilir. Böyle bir durumda hastalar koyunların düzeltilmesini isteme talebinde bulunma hakkına sahiptirler. Hastalar sağlık kurumlarında ve sağlık kuruluşlarında yer alan kayıtlarında belirsiz, eksik Ya da hatalı tipi ve şahsi bilgilerin bulunması durumunda bunların tamamlanmasını düzeltilmesini açıklanmasını ve esas olan sağlık durumu Ve şahsi durumuna uygun bir hale getirilmesini isteme talebinde bulunmaları mümkündür. Hastaların kayıtların düzeltilmesini isteme hakkı hastaların sağlık durumuyla ilgili raporlara itiraz edilmesi ve aynı ya da Başka kurum ve kuruluşları içerisindeki sağlık durumu hakkında yeni bir rapor düzenlenmesi talebinde bulunma haklarını da içerisinde bulundurur.

Hastalara Bilgi Nasıl Verilir?

Hastalara verilecek olan bilgi mümkün olduğu kadarıyla sade şekilde verilmelidir. Verilen bu bilgi açık ve net bir şekilde olmalıdır ki hastalar aldıkları bilgi ile tereddütte düşmesin. Hastalara verilecek olan bilgi şüpheye yer verilmemelidir ve hastanın kafasında soru işaretleri bırakmamalıdır. Hastalara Bilge hastanın sosyal ve kültürler düzeyine uygun olarak hastanın anlayabileceği şekilde verilmesi gerekir. Hasta kendisine tıbbi müdahaleyi gerçekleştirilen olan sağlık ve sürü tarafından kendisine yapılacak tıbbi müdahale konusunda sözlü olarak bilgilendirilir. Bu bilgilendirme ve tıbbi müdahaleyi yapacak olan sağlık mensubunun farklı olması gerekli olduğu durumlarda bu duruma ilişkin olarak hastaya açıklama yapmak şartıyla bilgilendirmenin yeterli olup olmadığına dair bir durum söz konusu olduğunda bu bilgilendirmenin yeterliliğe sahip başka bir sağlık mensubu tarafından yapılması mümkündür. Hasta olan kişinin kendisinin bilgilendirilmesi esastır. Yani öncelikli bilgilendirilmesi gereken kişi hastadır. Hasta olan kişinin kendisi yerine bir başka kişinin bilgilendirilmesinin talep etmesi durumu söz konusu olduğunda bu talep kişinin imzası ile yazılı olarak kayıt altına alınmak şartıyla sadece bilgilendirilmesi istenilen kişilere bilgi verilmesi mümkündür. Hasta olan kişi sahip olduğu şikâyetlerle ilgili olarak bir başka tabipten sağlık durumu ile ilgili olan ikinci bir görüş alma hakkına da sahiptir. Yani hasta bir hekimden durumu ile ilgili olan bir bilgi aldıktan sonra bununla ilgili olarak bir başka de aynı durum ile ilgili farklı bir hekimden de görüş olabilir. Acil durumlar haricinde hastaya yapılacak olan bilgilendirme hastaya makul sürenin tanınması ile yapılır. Hastanın isteği üzerine yapılacak işlemin bedelli ile ilgili olan bilgiler sağlık hizmeti sunucusunun ilgili olan birimleri tarafından verilir. Hasta kendisini yapılacak olan işlemin bedelini ilişkin bilgiler ile ilgili sağlık hizmetinin sunucusunun ilgili birimlerine başvurarak onlardan bilgi alma hakkına sahiptir.

Hastalara Bilgi Verilmemesi Gereken Durumlar Nelerdir?

Bazı durumlarda hastalara bilgilerin verilmemesi gerekir. Böyle durumlarda hastalara bilgi verilmemelidir. Öyle ki hastanın manevi yapısı üzerinde yoğun bir tesir yapmak suretiyle hastanın hastalığının artmasının muhtemel olduğu durumlarda ve hastalığın seyrinin mi sonucunun mühim görülmesi durumlarında teşhisin saklanması gerekebilir. Hekim tarafından yapılmış bir Tesisin tedavisi olmaması durumunda sadece bir hekim tarafından ve tam bir ihtiyaç içerisinde hastaya hissettirilebilir ve bildirilebilir. Hastanın aksi yönde bir isteğinin bulunmaması ve açıklanacağını şahsın daha önceden belirlenmemesi durumunda böyle bir teşhis ailesine bildirilir. Bazı durumlarda bilgi verilmeden yasaklanması söz konusu olabilir. İlgili mevzuat hükümleri içerisinde belirtilen yetkili merciler tarafından Alınacak olan tedbirlerin gerektir Muş olduğu durumlar haricinde kişi sağlık durumu hakkında kendisinin yakınlarının ya da hiç kimsenin bilgilendirilmemesini talep etme hakkına sahiptir. Böyle bir durumda bilgi verilmesinin yasaklanması durumu söz konusu olur. Böylece kişinin kararı yazılı olarak alınır. Hasta bilgi verilmemesi isteğine kendi istediği zaman değiştirmesi de mümkündür böylece bilgi verilmesi talebinde de bulunabilir.

Tıp hukuku avukatı İdil Su Aydın Hukuk Bürosu size sağlık hukuku alanında hukuki destek sunmaktadır.

Mahremiyete Saygı Gösterilmesi Hakkı

Hastaların haklarının korunması gerekir. Hastaların korunması gereken haklarından biri de mahremiyete saygı gösterilmesi hakkıdır. Mahremiyetin korunması hakkı İçerisinde hastanın sağlık durumu ile ilgili tıbbi durumların gizlilik içerisinde yer almasını bulundurur. Bununla birlikte hastaya yapılacak muayenenin teşhisin tedavinin mi hasta ile ilgili yapılacak diğer işlemlerin makul bir gizlilik içerisinde gerçekleştirilmesi tıbben sakınca olmayan durumlarda hastanın yanında bir yakınının yer almasına izin verilmesi hastanın tedavisi ile doğrudan ilgili olmayan kişilerin tıbbi müdahale sırasında yer almaması hastalığın mahiyeti gerektirmediği takdirde hastanın şahsi hayatını ve ailevi hayatında herhangi bir müdahalenin yapılmaması ve sağlık harcamalarının kaynağının gizli tutulmasını kapsar. Ölüm ile birlikte hastaların mahremiyet hakkının sona erdiğinin söylenmesi mümkün değildir. Hastalığın ölümü gerçekleşse dahi mahremiyet hakları devam eder.

Hastaların mahremiyetine saygı gösterilmesi esas oluşturur. Bununla birlikte hasta olan kişinin kendi mahremiyetin korunması talebinde açıkça bulunması mümkündür. Hastalara yapılabilecek her türlü tıbbi müdahale hastanın mahremiyetine saygı gösterilmesi dikkate alınarak yapılır. Hastalara müdahale edilirken hastanın mahremiyetine saygı gösterilip gösterilmediğine dikkat edilir. Yukarıda da söylediğimiz gibi mahremiyeti saygı gösterilmesi ve bunun hasta tarafından istenmesi hakkı hastanın sağlık durumu ile ilgili olarak tıbbi değerlendirmelerin gizlilik içerisinde yürütülmesine ve diğer durumları kapsar. Hastaların Ölümünün gerçekleşmesi hastaların mahremiyetine saygı gösterilmeyeceği anlamına gelmez. Hasta olan kişiler ölse dahi mahremiyetlerine saygı gösterilmesi hakkı devam eder. Eğitim verilen sağlık kurumları ve kuruluşları içerisinde hastanın tedavisi ile doğrudan ilgisi bulunmayanların tıbbi müdahale sırasında bulunması durumu söz konusu ise ve bu gerekliyse önceden ya da tedavi sırası içerisinde bunun için hastadan ayrıca rıza alınması gerekir.

Rıza Olmaksızın Tıbbi Ameliyeye Tabi Tutulmama Hakkı

Hastaların kendilerini rızaları olmadan tipi uygulamalara tabi tutulmaları hakkı bulunmaktadır. Kanun içerisinde gösterilmiş olan istisnai durumlar dışında hiç kimse rızası olmadan ve verdiği Rızaya uygun olmayan bir şekilde tıbbi uygulamalara tabi tutulması mümkün değildir. Bir suç işlendiği ya da bunu iştirak ettiği şüphesi altında bulunan kişinin işlemiş olduğu suçun muhtemel kanıtların kendisinin ya da mağdurun vücudu içerisinde olduğu düşünülen durumlarda bu delillerin meydana çıkarılması için sanığın ya da mağdur olan kişinin tıbbi ameliyata tabi tutulması hâkimin kararına bağlıdır. Eğer suç işlendiği durumu söz konusuysa hâkim kararıyla mağdurun veya sanığın üzerinde bazı işlemlerin yapılması olanağı vardır. Eğer gecikmesinde sakınca bulunan durumlar söz konusuysa bu müdahale Cumhuriyet Savcısı‘nın isteği üzerine de yapılması mümkündür.

Bilgilerin Gizli Tutulmasını İsteme Hakkı

Kişilerin kendi sağlık durumları ile ilgili olarak kendisine en yakınlarının ya da hiçbir kimsenin bilgilendirilmesine isteme talebinde bulunması mümkündür. Öyle bir durumda kişinin kararının yazılı olarak alınması gerekir. Hasta olan kişi bilgi verilmemesi isteğini istediğin zaman değiştirme ve bu bilgilerin verilmesini yeniden talep etme hakkına da sahiptir. Sağlık hizmetinin verilmesi nedeniyle edilmiş olan bilgiler kanun ile müsaade edilen haller dışarısında hiçbir şekilde açıklanması mümkün değildir. İşin ne isteğine dayanıyor olsa bile bu kişilerin kişilik haklarının tümüyle vazgeçilmesi kişilerin bu haklarının başkalarının devredilmesi ya da aşırı bir şekilde sınırlanmasının sonucunu ortaya çıkaran durumlarda bilgilerin açıklanması ve bunları açıklayan kişilerin hukuki sorumluluğu ortadan kalkmaz. Ahlaki ve hukuki yönden geçerli bir sebebe ve ahlaki ve hukuki yönden haklı bir sebebe dayanılmaksızın hastaya zarar verme imkânı bulunan bilgilerin ifşa edilmesi personelin ve diğer kişilerin hukuki ve cezai sorumluluğunu ortaya çıkarır. Eğer haklı bir sebep yokken kişilerin bilgileri ifşa edilirse bu durumdan ilgili kişiler hukuken sorumlu olur.  Eğitim amacı ve araştırma amacıyla yapılacak faaliyetler içerisinde bile hastanın kimlik bilgileri kendi isteği olmadan açıklanması mümkün değildir. Eğitim ve araştırmam için yapılan faaliyetlerde dahi hastaların rızalarını dayanılması gerekir.

Güvenliğin Sağlanması Hakkı

Sağlık hizmetleri tarafından verilen hizmetin kötü olmasından ve tıbbi yanlışlıkla ve hatalardan ortaya çıkan zararlardan her kişinin korunma hakkı mevcuttur. Yüksek güvenlik sağlayan sağlık hizmetlerinden ve Tedavilerinden yararlanılması mümkündür. Her kişinin sağlık kurumlarından ve sağlık kuruluşlarında güvenlik içerisinde olmayı bekleme ve bu kuruluşlar içerisinde güvenlik içinde olmayı isteme hakları bulunmaktadır. Kişilerin güvenli bir şekilde sağlık kurumlarında hizmet almayı isteme haklarını en doğal haklarıdır. Tüm sağlık kurumları ve tüm sağlık kuruluşları hasta olan kişilerin ve bu hastaların ziyaretçileri ve bu hastaların refakatçileri gibi yakınlarının can ve mal güvenliklerinin korunması ve sağlanması amacıyla gerekli olan tedbirleri en iyi şekilde alması gerekir. Sağlık kurum ve sağlık kuruluşlarının hastalara hastanın yakınlarına bu güvenlik tedbirlerini verme yükümlülükleri bulunmaktadır. Tutuklu ve hükümlü olan kişilerin sağlık kurum ve kuruluşları içerisindeki muhafazaları ile ilgili olarak özel mevzuat hükümleri saklıdır.

Dini Vecibeleri Yerine Getirebilme ve Dini Hizmetlerden Faydalanma Hakkı

Sağlık kurumları ve sağlık kuruluşları kendi imkânları ölçülerinde hastalara Dini ödevlerini serbestçe yerine getirmeleri için gerekli olan tedbirleri alma yükümlülükleri bulunmaktadır. Hastalar sağlık kurumları ve sağlık kuruluşları içerisinde dininin gerektirmiş olduğu ödevleri serbest bir şekilde yapma imkânına sahiptirler. Kurum içerisinde verilmiş olan hizmetlerin aksamalara neden olmamak başka kişileri rahatsız etmemek ve personel tarafından düzenlenmiş olan ve yürütülen tıbbi tedaviye hiçbir müdahalenin yapılmaması kaydı ile hasta olan kişiler kendi dini ödevlerini yapabilmeleri mümkündür. Hasta kişilerin dini ödevlerini yerine getirebilmek için onları manevi yönden desteklemek İçin talepte bulundukları zaman kendi dini inançlarına uygun olarak din görevlisinin davet edilmesi mümkündür. Hastaların bu talepleri için sağlık kurumlarında ve sağlık kuruluşları içerisinde uygun bir zamanın ve mekânın belirlenmesi gerekir. Hastalara verilmiş olan dini vecibeleri yerine getirme ve dini hizmetlerinden faydalanma haklarının nasıl ve ne zaman yararlanılacaksa ve bir konuyla ilgili olarak alınacak tedbirler sağlık kuruluşlarının çalışma usul ve esaslarını gösterdiği mevzuat içerisinde ayrıca düzenlenmesi gerekir. Bununla birlikte hasta uygun bir temsilcinin yardımı dâhilinde Ruhi ve manevi teselliye kabul etme ve Ruhi ve manevi teselli reddetme hakkına sahip olmaktadır. Hastaların kurum içerilerinde rastgele yerlerde ibadet etmesi mümkün değildir. Kurum olanaklarının müsait olduğu zamanlarda hastalar İçerisinden din ödevlerini yerine getirmek isteyen kişiler için yer ayrılması mümkündür.

İnsani Değerlere Saygı Gösterilmesi ve Ziyaret Hakkı

Hastaların hakları içerisinde yer alan bir diğer hak insani değerlere saygı gösterilmesi ve ziyaret hakkıdır. Hasta olan kişi kendisinin kişilik değerlerine uygun olacak bir şekilde ve ortam içerisinde sağlık hizmetlerinden faydalanma hakkına sahip bulunmaktadır. Sağlık hizmetleri içerisinde görev yapan tüm personeller Hasta olan kişileri bu hasta olan kişilerin yakınlarına ve bu hasta olan kişilerin ziyaretçilerine güler yüzlü ve nazik şefkatli ve Sağlık hizmetleri ile ilgili olan mevzuat ve yönetmelik hükümlerine uygun şekilde davranış sergileme yükümlülüğü altındadırlar. Sağlık hizmetleri içerisinde yer alan personellerin hastalara hasta yakınlarına hastalığını ziyaretçilerine kaba ve kötü bir tutum sergilememeleri gerekir. Sağlık hizmetlerinin her safhası içerisinde hasta olan kişileri bu kişilerin bedeni ve ruh halleri göz önünde bulundurularak hangi işlemin hangi sebepten ve nasıl yapıldı bunun nasıl yapılacağı ve bu kişilerin bekletilmeleri durumunun mevcut olması halinde ise bekletilmenin nedenleri konusunda gerekli olan bilgiler verilir. Hastalara verilecek olan işlemlerin nasıl neden yapılacak eğer bekletilme söz konusuysa bekletilmenin sebeplerinin neler olduğu ile ilgili olan bilgilerin yeterli olması gerekir. Sağlık kurumlarında ve sağlık kuruluşları içerisinde insan haysiyetine yakışır gerekli olan her türlü kişinin sağlanması gerekir. Sağlık hizmetleri içerisinde her işlemin sağlıklı olması gereklidir. Bununla birlikte sağlık hizmetleri verilirken gürültünün ve rahatsız edici bir diğer tüm etkenlerin bertaraf edilmesi gerekir. Eğer mağaza durum var gerektirirse üzerinde durmuş olduğumuz hususların hasta tarafından talep konusu yapılması mümkündür. Hasta olan kişilerin ziyaretçilerinin kabul edilmesi kurum ve kuruluşlar tarafından belirlenmiş olan usul ve esaslara uygun olarak ve hastaların huzur ve sükûnlarının bozulmasına sebep olacak fiil ve tutumlara neden olmayacak şekilde gerçekleştirilmesi gerekir. Bu konuyla ilgili olan tedbirlerin alınması gereklidir. Yataklı tedavi kurumlarının mevcut söz konusu olduğunda bu kurumlar içerisinde yatan hastaların yakınları tarafından ziyaret edilmeleri durumunda bölgesel koşullar ve ziyaret edilecek kurumun durumunun dikkate alınması ile her gün ya da haftada birkaç gün olmak şartıyla öğleden sonraları Baştabip tarafından saptanan saatlerde İzin verilmesi mümkündür.

Sağlık hukuku avukatı arayışınız için iletişime geçebilirsiniz.

Refakatçi Bulundurma Hakkı

Hastaların sahip olduğu haklardan bir diğeri de refakatçi bulundurma hakkıdır. Muayene ve tedavi sırasında hasta olan kişiye yardım edilmesi için mevzuat içerisinde ve kurum imkânlarının el vermiş olduğu takdirde ve hastanın sağlık durumunun gerektirdiği ölçüde tedaviden sorumlu olan hekimin uygun görmesi ile orantılı olarak refakatçi bulundurmayı İsteme hakkına hastalar sahiptir. Refakatçi bulundurma hakkının nasıl ve ne zaman kullanılacağı ve refakatçi bulundurma ile ilgili olarak alınacak tedbirler sağlık kurumları ve sağlık kuruluşlarının çalışma usul ve esaslarını göstermiş olan mevzuat içerisinde ayrıca düzenlenmesi gerekir.

Hizmetin Sağlık Kurum ve Kuruluşu Dışında Verilmesi Hakkı

Hastaların sahip olduğu haklardan bir diğeri de hizmetin sağlık kurum ve kuruluşları dışında verilmesi hakkıdır. Hasta olan kişilerin bazı durumlarda sağlık hizmetlerinden bulundukları yerde faydalanmaları mümkündür. Eğer koruyucu sağlık hizmetlerinin verilmesi durumunda hasta olan kişiler sağlık hizmetlerinde bulundukları yerde faydalanabilirler. Hastaların Tıbbi sebeplerden dolayı sağlık kuruluşuna kendisinin gidemeyeceği ya da kendisinin götürülmesinin mümkün olmadığı durumlarda sağlık hizmetlerinden bulunmuş oldukları yerlerde faydalanmaları mümkündür. Bununla birlikte hastalar tabii afetler gibi olağanüstü durumların söz konusu olduğu hallerde sağlık hizmetlerinden bulmuş oldukları yerlerde faydalanmaları mümkündür. Hizmetin sağlık kuruluşu dışarıda verilmesi ile ilgili olarak sağlanan usul ve esaslar bakanlık tarafından ayrıca düzenlenmesi gerekir.

Tıbbi Müdahalede Hastane Rızası ve İzin Nasıl Alınmalıdır?

Sağlık hukuku içerisinde yer alan önemli bir durum tıbbi müdahalede hastanın rızasıdır. Hastalara uygulanacak tıbbi müdahaleler için hastanın rızası gereklidir. Müdahalenin yapılmasından önce hastadan izin alınması gerekir. Hasta olan kişi küçük ya da mahzur ise bu kişilerin velisinden ya da vasisinden izin alınması gerekir. Kişinin küçük olması veya vesayet altında olması Tıbbi müdahalede rızalarının alınmayacağı anlamına gelmez. Hasta olan kişi küçükse bile velisinden izin alınmalı vesayet altında ise vasisinden izin alınması gerekir. Hasta olan kişinin velisinin ya da vasisinin olmadığı durumlarda ya da eğer vasisi var ancak hazır bulunmuyorsa ya da hastanın ifade gücünün olmadığı durumlar söz konusu ise bu şart aranmaz. Hastanın kanuni temsilcisinin vermiş olduğu rızanın yeterli Olduğu durumlar söz konusu olsa dahi kendisine anlatılanlara anlayabilmesi mümkün olacak ölçüde küçük ya da kısıtlı olan hastanın dinlenmesi suretiyle mümkün olduğu kadar bilgilendirme sürecine ve tedavisi ile ilgili olarak alınacak kararlara katılımı sağlanması gerekir. Sağlık kurumları ve sağlık kuruluşları tarafından engelli olan kişilerin durumuna uygun olarak bilgilendirme yapılmasına ve rıza alınmasına yönelik olarak gerekli olan tedbirlerin alınması gerekir. Eğer hastanın kanuni temsilcisi tarafından rıza verilmemesi gibi bir durum söz konusu ise ve müdahalede bulunması tıp ben gerekliyse vesayet ve velayet altında bulunan hastaya tıbbi müdahalede bulunmanın mümkün olması için Türk medeni kanunu içerisinde verilmiş hükümler uyarınca mahkeme kararına bağlıdır. Bu hükümler çocuğun korunması ve diğer Önlemlerle ilgilidir. Vesayet makamı görevden alma ve uyarıda bulunmanın yanı sıra vesayet altında bulunan kişinin korunması için gerekli olan diğer tüm önlemleri alma yükümlülüğü altındadır. Çocuğun menfaati ve çocuğun gelişmesi tehlike altında ise anne ve baba durumuna çare bulamıyor veya bunlara gücü yetmiyor ise hâkim çocuğun korunması için uygun önlemleri alma hakkına sahiptir. Bu gibi durumlar söz konusu ise Tıbbi müdahalede bulunması için mahkeme kararı verilebilir. Tıbbi müdahalenin yapıldığı sırada kendi isteğini belirtebilecek kabiliyette olmayan bir hastanın tıbbi müdahale ile ilgili olarak önceden bildirmiş oldu isteklerinin göz önünde bulundurulması gerekir. Yeterli olma durumunun bazı zamanlarda kaybedildiği durumlarda ve tekrarlayıcı hastalıklar için hasta olan kişiden yeterli olduğu dönem içerisinde bu yeterli kaybettiği dönemlerle ilgili olarak yapılacak tıbbi müdahale için rıza verilmesinin istenmesi mümkündür. Hasta olan kişinin rızasının alınmadı hayati tehlikenin bulunduğu ve hasta olan kişinin bilincinin kapalı olduğu acil durumlar söz konusu ise ve hastanın bir organın kaybından ya da fonksiyonunu ifa edemez hale gelmesine sebep olacak durumun mevcudiyeti söz konusu ise hasta olan kişiye tıbbi müdahalede bulunmanın mümkün olması için rızaya gerek yoktur. Bu tür durumların mevcudiyeti söz konusu olduğunda tıbbi müdahalede bulunmak kişinin rızasına bağlı değildir. Bu durumlarda hasta olan kişiye gerekli tıbbi müdahalelerin yapılması ve durumun kayıt altına alınması gerekir. Fakat böyle bir durumun mevcudiyeti söz konusu olduğunda eğer mümkünse hasta olan kişinin orada bulunan yakını ya da kanuni temsilcisi mümkün olmadığı durumda ve tıbbi müdahalenin sonradan hastanın yakını ya da kanuni temsilcisinin bilgilendirilmesinin yapılması gerekir. Fakat hasta olan kişinin bilincinin açılmasından sonra yapılacak olan tıbbi müdahaleler için hasta olan kişinin yeterli ve bu kişinin ifade edebilme gücüne bağlı olarak rıza işlemlerine başvurulması gerekir. Sağlık kurumlarında ve sağlık kuruluşlarında tedavisini yatarak tamamlayan hasta kişiye genel sağlık durumu kontrol tarihleri ilaçları diyet mi sonrasında yapması gerekenlerin neler olduğu gibi bilgilerin yer aldığı taburcu sonrası tedavi planı bir sağlık mensubu tarafından sözel bir şekilde anlatılması gerekir. Sonra hastaya yapılmış olan tedavi planının yer aldığı epikrizin bir nüshası hasta olan kişiye verilmesi gerekir.

Hastalar kendilerine uygulanacak tedavi reddetme ve durdurma haklarının sahiptirler. Böyle bir durumla karşı karşıya geldiklerinde hastalar kendilerine uygulanacak tedavi istemediklerinde durdurabilirler veya ret edebilirler. Kanun tarafından zorunlu bir hal söz konusu olmadığında ve meydana gelebilecek olumsuz sonuçların yükümlülüğü hastaya ait olmak şartıyla hasta olan kişi kendisine uygulanması planlanmış olan ya da uygulanması devam eden tedaviye reddedebilir. Bununla birlikte hasta olan kişi yine kanun tarafından zorunlu haller söz konusu değilse ve doğabilecek olumsuz sonuçların sorumluluğunu Üzerine alıyorsa kendisine uygulanması planlanmış olan ya da uygulanması devam eden tedavinin durdurulmasını isteyebilir. Böyle bir durum söz konusu olduğunda tedavi sonucunda meydana gelebilecek sonuçların hasta olan kişiye ya da bu hastanın kanuni temsilcilerinin ya da hastanın yakınlarına anlatılması gerekir. Ayrıca hastaya ya da hastanın kanuni temsilcilerinin veya yakınlarına anlatılması gereken ve bunu gösteren yazılı belgenin alınması da gereklidir. Hastanın tedavi reddetme ve durdurma hakkımı kullanılması durumu hasta olan kişinin sağlık kuruluşuna tekrar müracaat etmesinde kendisi aleyhine kullanılamaz.

İzmir’de sağlık hukuku alanında deneyimli bir avukat ekibine sahip avukatlık büromuzdan destek almak için iletişime kanallarından bağlantı kurabilirsiniz.

Tıbbi müdahalelerde hastanın cezasının yanı sıra bir diğer önemli durumda rıza formunun varlığıdır. Mevzuat içerisinde öngörülmüş olan durumlar ile herhangi bir anlaşmazlığa mahal vermesi mümkün görülmüş olan tıbbi müdahaleler için sağlık kurumu tarafından ve sağlık kuruluşu tarafından ilgili hükümlerdeki bilgilerin içerilmiş olduğu rıza formu hazırlanır. Ne zaman formu içerisinde yer alması gereken bazı bilgiler vardır. Rıza formu içerisinde yer alması gereken bilgilerin mevcudiyeti önem teşkil eder. Rıza formun içerisindeki bilgiler sözlü olarak hastaya ya aktarılması yapılarak bu rıza formunun hastaya ya da hastanın kanuni temsilcisine imzalatılması gerekir. Rıza formunun iki nüsha olarak imza altına alınması gereklidir. İki nüsha altına alınması gereken rıza formunun bir nüshası hastanın dosyasına konulur bir diğer nüsha ise hasta olan kişiye ya da kanuni temsilcisine verilir. Acil durumların mevcudiyeti söz konusu olduğunda tıbbi müdahalenin hasta tarafından kabul edilmediği hallerde bu beyan imzalı olarak alınması gerekir. Bununla birlikte imzadan imtina edilmesi durumu söz konusu olması halinde bu durum tutanak altına alınmalıdır. Rıza formu bilgilendirme yapması gereken kişi ve tıbbi müdahaleyi yapacak olan sağlık meslek mensubu tarafından imzalanması gerekir. Verilmiş olan bilgilerinin doğruluğundan ilgili sağlık meslek mensubu sorumlu olur. Rıza formlarının arşiv mevzuatına uyumlu olarak korunması gerekir.

Tıbbi Müdahalede Hastanın Rıza Şekli Nasıl Olur? Tapuyu Müdahalede Hastanın Rızası Nasıl Geçerli Olur?

Mevzuat içerisinde öngörülmüş olan istisnai haller dışında hastanın vermiş olduğu rıza herhangi bir şekle bağlı değildir. Hastadan hukuka ve ahlaka aykırı olarak alınmış olan rıza hükümsüz olur. Bununla birlikte hastadan hukuka ve ahlaka aykırı olarak alınmış olan rızaya dayanılarak müdahalenin yapılması mümkün değildir. Bu şekilde alınmış bir rıza ile müdahalede bulunulamaz.

Organ ve Doku Alınmasında Rıza Nasıl Olmalıdır?

18 yaşından küçük olan ve mümeyyiz olmayan kişilerin organ ve dokuları alınması mümkün değildir. Şartların tamam olduğu kişilerden tedavi ve bilimsel amaçlar ile organ ve doku alınması 2238 sayılı organ ve doku alınması saklanması ve nakli hakkındaki kanun içerisinde düzenlenmiş olan yazılı şekil şartına göre yapılmalıdır. Organ ve doku olunması saklanması aşılanması ve nakli hakkındaki kanunun amacı tedavi çeşit ve bilimsel amaçlar için organ ve dokunun alınması saklanması aşılanması ve nakli ile ilgili olan hükümlere yer vermektir. Organ ve doku olunması saklanması aşılanması ve nakli hakkındaki kanun içerisindeki organ ve doku deyiminden insan organizmasında oluşturmuş olan her türlü organ ve doku ve bu organ ve dokuların parçalarının anlaşılması gerekir. Kimse bir bedel ve başka bir çıkar karşılığında kendi organ ve dokuların alınmasına ve satılmasını izin veremez. Kişilerin bir bedel karşılığında ya da çıkar karşılığında organ ve dokularının alınması ya da satılması yasaktır. 18 yaşını doldurmamış olan ve mümeyyiz olmayan kişilerden organ ve dokunun alınması mümkün değildir. Bu kişilerden orada ve dokunması yasaktır. 18 yaşını doldurmuş ve mümeyyiz olan kişilerden organ ve doku alınabilmesini mümkün olabilmesi için bazı durumların söz konusu olması gerekir. 18 yaşını doldurmamış ve mümeyyiz olan kişilerden organ ve doku alınabilmesi için verici olan kişinin en az iki sanık huzurunda açık bilinçli ve tesirden uzak bir şekilde daha önceden verilmiş yazılı ve imzalı veyahut en az iki tanık önünde sözlü olarak ne yani etmiş olduğu ve imzaladığı tutana bir hekim tarafından onaylanması gerekir. Bu zorunlu bir işlemdir. Bu şartlar karşılandığı zaman 18 yaşını doldurmuş ve mümeyyiz olan bir kişiden organ ve doku alınması mümkün hale gelir.

Ölüden organ ve doku alma kuşlu ve cesetlerin bilimsel araştırma işin muhafazası ile ilgili olan durumlar saklıdır. Bu durumlara kanun içerisinde yer verilmiştir. Herhangi bir kişi sağlığında vücudunun tamamını ya da organ ve dokularını teşhis bilimsel amaçlar ve tedavi amacıyla bıraktığını resmi yedi yazılı bir vasiyet içerisinde belirtmemişse ya da bu konudaki talebine iki tanık huzurunda açıklığa kavuşturmamış ise sırasıyla ölümü anında yanında bulunan eşi neşet çocukları ana ya da babası veyahut kardeşlerinden birisinin eğer bu kişilerin mevcudiyetinden bahsedemiyorsak yanında bulunan herhangi bir yakınının muvaffakiyeti ile Ölüden organ ya da doku alınması mümkündür. Eğer aksine bir vasiyet ibraz edilmemiş ise kornea gibi ceset üzerinde herhangi bir değişiklik yapmayan dokuların alınması mümkündür. Ölümü kendi sağlığı sırasında kendisinden ölümü sonrasında organ ya da doku alınmasına karşı olduğunu açıkça belirtmiş ise organ ve doku alınması mümkün değildir. Kaza ya da doğal afetler sonucunda vücudunun uğramış olduğu ağır zarar sebebiyle yaşamı sona ermiş olan bir kişi yanında bahsetmiş olduğumuz kimselerin mevcudiyeti söz konusu değilse sağlam organlar ve dokuları, tıbbi ölüm halinde alınacak organlara bağlı olmadığı kanun hükümleri içerisinde belirtilmiş olan hekimler kurulunun raporu ile belgelenmiş olmak şartı ile yaşamı doku ve organ nakline bağlı olan kişileri ve naklinde ivedilik ve tıbbi zorunluluk söz konusu olan durumlarda vasiyet ve rıza aranmasına gerek kalmaksızın organ ve doku naklinin yapılması mümkündür. Böyle durumların söz konusu olduğu hallerde adli otopsi bu işlemler tamamlanmasından sonra yapılır. Hekimler kurulunun raporu otopsi ve adli muayene tutana içerisine geçirilir ve evraklarına eklenir. Bununla birlikte vücudunu kendisinin ölümünden sonra araştırma ve inceleme uygulamalarında yararlanılmak üzere vasiyet edilen kişiler ile yataklı tedavi kurumları içerisinde ölen ya da bunların morglara içerisine getirilen ve kimsenin sahip çıkmadı ölüm muayenesi ya da otopsi işlemi tamamlanmış olan cesetler aksine bir vasiyetin söz konusu olmadığı takdirde altı aya kadar korunmak ve bilimsel araştırma için kullanılmak üzere ilgili olan yükseköğretim kurumlarına verilmesi mümkündür. Bahse geçen cesetlerin defin hususu dahil içerisinde yer alacakları işlemler adalet içişleri sağlık ve Sosyal yardım bakanlıkları tarafından ve organ ve doku olunması saklanması aşılanması ve nakli hakkında kanunun yayın tarihi itibari ile üç ay içerisinde çıkarılacak yönetmelik içerisinde belirlenir. Tıp eğitimi amacıyla İhtiyaç duyulan kadavranın yurt içerisinden yeteri kadar temin edilmesinin mümkün olmadığı hallerde kadavra ya da kadavranın parçası soykırım ve insanlığa karşı işlenmiş suçlar yoluyla ölmüş kimselerden temin edilmemiş olması şartı ile yurtdışından da temin edilmesi mümkündür. Kadara parçası ya da kadavranın temini ile yurtdışından kadarı temin edecek kişi ya da kuruluşların yetkilenmesine dair belirlenecek usul ve esaslar sağlık Bakanlığı’na aittir.

Aile Planlaması Hizmetleri ve Gebeliğin Sona Erdirilmesinde Rıza Gerekli Midir?

İlgili olan kişilerin İznin mevcudiyeti söz konusu olsun ya da olmasın bakanlıkça saptanmış olan ilaçlar Ve araçlar dışında yer alan ilaç ve araçlar aile planlaması için kullanılması mümkün değildir. Gebeliğin sona erdirilmesini ilgili olarak öngörülmüş olan Şartlara 2827 sayılı nüfus planlaması hakkındaki kanun içerisinde verilmiş olan hükümlerden ulaşılabilir. Nüfus planlaması kişilerin istedikleri sayıda ve istedikleri zaman çocuk sahibi olmalarını tanımlar. Devlet nüfus planlamasının uygulanması ile öğretimine gerçekleştirmek için gerekli tedbirleri alması gerekir. Nüfus planlamasının sağlanması Gebeliği önleyici tedbirler ile olur. Gebeliğin sona erdirilmesi işlemi ve sterilizasyon devletin sağlamış olduğu gözetim ve denetim içerisinde yapılması gerekir. Gebeliğin sona erdirilmesi ve sterilizasyon durumlarında hastanın izni ile eğer bu hasta evliyse onun eşinin rızası da gereklidir.

Tıbbi Müdahalelerde Rızanın Kapsamı ve Rızanın Aranmayacağı Durumlar

Tıbbi müdahale için rıza alınırken hasta olan kişinin ya da bu kişinin kanuni temsilcisinin tıbbi müdahalenin konusunu ve sonuçlarını açıklayan bilgilerin hastaya verilmesi gerekir. Hastanın kişinin vermiş olduğu rıza tıbbi müdahalenin gerektirdiği sürecin devamı olan ve zorunlu sayılması gereken rutin işlemleri de kapsar. Yapılacak tıbbi müdahale hasta olan kişi tarafından verilmiş olan rızanın sınırlarını aşmaması gerekir. Yani yapılacak tıbbi müdahale hasta olan kişinin vermiş olduğu rızanın sınırları içerisinde yer almalıdır. Hasta olan kişiye tipi müdahalede bulunulması gerekirken yapılan işlemin genişletilmesi geri doğmuş olduğunda müdahale genişletilmeli taktirde hastanın bir organının kaybına ya da bu hastanın bir fonksiyonunun işlemez hale gelmesi sonucunu Doğuracak ise ve böyle bir tıbbi zaruret halinde rızanın aranmasına gerek kalmaksızın tıbbi müdahalenin genişletilmesi mümkün hale gelir.

Hekimin Yükümlülükleri Nelerdir?

Hekimlerin uyması gereken bazı kurallar vardır. Kurallara uyumasıyla hem hasta hem de hekim arasında ilişki sağlıklı bir şekilde ilerleyebilir. Bununla birlikte hasta ve hekim ilişkisinin korunması yine bu kurallara bağlıdır. Hekimlerin kendi mesleklerini olması gerektiği gibi yerine getirdikleri zaman uyumalarının zorunlu oldu kuralların mevcudiyeti söz konusudur. Hekimlik yapma mesleğini kazanmış olup bu mesleği icra edecek olan bütün hekimler bu kurallara uymak zorundadır. Hekimler mesleğini icra ederken sahip olduğu görevler ve ödevler vardır. Bu ödevleri ve görevleri yerine getirmelidirler. Bu ödevlerin ve görevlerin neler olduğundan bahsetmek mümkündür. Tıp doktorunun öncelikli görevi hastalıkları önlemeye ve bu hastalıkların bilimsel gereklerini yerine getirmektir. Bununla birlikte tıp doktorları hastaları iyileştirmeye çalışmalıdır. Hastaları iyileştirmeye çalışırken insanın yaşamını ve sağlığını da korumalıdır. Hekimin öncelikli görevlerinden bir diğeri de mesleğini icra ederken insan onurunu göz etmektir. Hekimler yapması gereken görevleri yerine getirebilmeleri İçin gelişmeleri takip etmeleri gerekir. Bununla birlikte tıp doktorları görevlerini yerine getirirken bazı ilkelere uymaları gerekir. Bu ülkeler evrensel tıbbi etik ilkeleridir. Evrensel tıbbi etik ilkeleri yararlılık zarar vermeme adalet ve özerklik ilkelerini içine alır.

Sağlık hukuku avukatları içinde yer alan hukuk büromuz gerek tıp hukuku avukatı gerekse malpraktis avukatı olarak İzmir’de hizmet vermektedir.

Hekimin yükümlülükleri arasından bir diğerleri yansız olması vicdanı ve mesleki kanı, sır saklama yükümlülüğüdür. Öncelikle hekim yansız olması gerekir. Yani hekim tarafsız bir tavır takınmalıdır. Tıp doktorları yapması gereken görevlerini yerine getirirken her durumda hastalar arasındaki din dil ırk cinsiyet etnik köken milliyet sosyal durum siyasi görüş cinsiyet kimliği cinsel yönelim yaş ekonomik ve toplumsal durum gibi farklılıkları hiçbir şekilde gözetmemesi gerekir. Hekimler misin rica ederken vicdani ve mesleki kanıya sahiptirler. Öyle kim tıp doktorları mesleklerini icra ederken kendi vicdani ve mesleki bilimsel kanaatine göre hareket etmeleri mümkündür. Duruma göre sahip oldukları mesleki bilimsel kanaatlerini ve vicdani yanlarını kullanabilirler. Tıp doktorlarının sır saklama yükümlülüğü bulunmaktadır. Yani tıp doktorları mesleğini icra ederken hastasından öğrenmiş oldu sırları açıklaması mümkün değildir. Bununla birlikte sırrını öğrenmiş olduğu hastanın ölmüş olması durumu veya onunla ilişkisini kesmiş olması tıp doktorunun bu yükümlülüğü ortadan kaldırmaz. Hasta ölmüş olsa veya doktor ile ilişkisi sona ermiş olsa dahi tıp doktoru sır saklama yükümlülüğünü yerine getirmek zorundadır. Hasta olan kişinin onan vermesi veya kendi sırrının saklanmasının kendisine veya diğer insanların yaşamını tehlikeye sokması durumu mevcut olduğunda hastanın kişilik haklarının zarar görmemesi şartıyla tıp doktoru bu sırrı saklama yükümlülüğü altında değildir. Eğer böyle bir durum söz konusu olursa tıp doktoru sırrı saklama yükümlülüğünden kurtulabilir. Ancak dikkat edilmesi gereken nokta sırrın saklanmasının hastanın kendisine veya öteki insanların yaşamına zarar getiriyor veya tehlikeye sokuyor olması ve sırrın açıklanmasından sonra hastanın kişilik hakkının zedelenmemesi gerektiğidir. Böyle bir durum mevcut olduğunda tıp doktoru sır saklama yükümlülüğü altında olmaz. Yasal zorunluluk durumu söz konusu olduğunda tıp doktorunun rapor düzenliyor olması meslek sırrının açıklanması anlamına gelmez. Yani yasal zorunluluk durumu mevcut olduğunda hekimin rapor düzenliyor olması onun sır saklama yükümlülüğünü ihlal ettiği anlamına gelmez. Tıp doktorunun bilirkişi veya tanık olarak mahkemeye çıkarılması durumunda mevcut olayın meslek sırrı olduğunu ileri sürmesi yoluyla bu görevlerinden çekilmesi mümkündür.

Hekimlerin bir diğer hükümlü acil yardımdır. Eğer acil bir durum söz konusu ise hekim görevinin ve uzmanlığının ne olduğu önemli olmaksızın gerekli tıbbi girişimlerin yapılmadığı durumda ilk yardımda bulunma yükümlülüğü altındadır.

Hekimlerin ticari amaç ve reklam yasağı yükümlülükleri bulunmaktadır. Bir tıp doktorunun kendi mesleğine icra ederken reklam yapması mümkün değildir. Tıp doktorları mesleğiyle ilgili olarak reklam yapamazlar. Bununla birlikte kendileri ticari reklamların içerisinde araç olamazlar. Tıp doktorlarının yapmış oldukları çalışmalarına ticari bir görünüm vermeleri mümkün değildir. Hekimler insanlara yanıltıcı paniği düşürücü yanlış yönlendirici davranışlarda bulunmama yükümlülüğü altındadırlar. Tıp doktorları kendi meslektaşları arasında haksız rekabete yol açacak davranışlar içerisinde bulunamazlar. Tıp doktorları yayın araçları ile yapacakları duyurular söz konusu ise Tababet Uzmanlık tüzüğünde kabul edilmiş olan uzmanlık alanı çalışma saatlerini ve Çalışma gününü bildirmeleri mümkündür. Tabela ya da benzeri tanıtım araçlarının boyutlarının ve biçiminin nasıl olacağı ile ilgili durumlar yerel tabip odası tarafından belirlenir.

Hekimlerin tabi oldukları bazı meşru ve yasak yöntemler vardır. Tıp doktorları kendi mesleklerini icra ederken çağdaş ve bilimsel tanı ve tedavi yöntemleri ile mevcut olan koruyucu hekimlik etkilerini göz önünde bulundurmaları gerekir. Hasta olan kişilerin tanı ve tedavisinin yapılmasında bilimsel olmayan yöntemlerin uygulanması mümkün değildir. Bilimsel olmayan yöntemler hasta olan kişilerin hastalığının tanısı ve tedavisinde kullanılamaz. Hekim gerekli olan bilimsel aşamalardan geçip de ruhsatlandırılmamış kimyasal biyolojik farmakolojik maddeleri ilaç olarak kullanması mümkün değildir. Bu tür maddeler tıp hekimi tarafından kullanılamaz.

Hekimlerin yükümlülüğü ile ilgili olarak üzerinde durulması gereken bir diğer önemli durum hekimliğin kötü uygulanması durumudur. Hekimlerin mesleğinin kötü uygulamaları olası bir durumdur. Öyle ki hekimler mesleğini icra ederken bilgisizlik deneyimsizlik veya ilgisizlik sebebiyle bir hastaya zarar verirlerse bu hekimliğin kötü uygulanması durumunu oluşturur. Hekimlerin mesleğine kötü uygulaması ile hastalar üzerinde meydana gelecek zararlardan hekim sorumlu olur. Hekimin mesleğini kötü uygulamaması gerekir. Hekim mesleğini icra ederken ilgili olmalıdır.

Hekimlerin tabi oldukları yasakların aracılık etmeme aracıdan yararlanma yaşı ve endüstri ile ilişkilerde çıkar sağlama yasası olduğu söylenebilir. Hekimler aracılık etme ve aracıdan yararlanma yasağına tabiidirler. Tıp doktorları diğer hekimleri ya da tetkik tedavi kuruluşlarına maddi bir çıkar karşılığında hasta gönderiminde bulunamazlar. Yani tıp doktorlarının diğer doktorlara ya da kuruluşlara bir çıkar karşılığında hasta göndermeleri mümkün değildir. Bununla birlikte tıp doktorlarının hasta sağlamak amacıyla aracı kişilerden yararlanmaları mümkün değildir. Tıp doktorları endüstriyel ilişkiler de çıkar sağlama yasağına tabiidirler. Tıp doktorlarının mevcut endüstri kuruluşları ile herhangi bir çıkar ilişkisi içerisinde bulunmaları mümkün değildir. Bununla birlikte bilimsel araştırmalar ve eğitime yönelik kurulmuş olan ilişkiler ise şeffaf Ve kurumsal nitelik taşıması gerekir. Bu tür ilişkiler içerisinde Türk Tabipleri Birliği’nin hazırlamış olduğu hekim ve ilaç tanıtımı ilkeleri geçerli olur.

İzmir sağlık hukuku avukatı için bize ulaşın.

Hekimlerin Birbirlerine Karşı Sorumlulukları Nelerdir?

Hekimlerin hastalara karşı yükümlülüklerini yanı sıra kendi meslektaşlarına karşı da bazı yükümlülükleri bulunmaktadır. Hekimler mesleklerini icra ederken birbirlerine karşı sorumluluklarını yerine getirmeleri gerekir.

Hekimlerin birbirlerine karşı sorumlulukları arasında ilk olarak meslektaşlarım birbirlerine saygı duyması yükümlülüğü gelir. Öyle ki meslektaşlar arasında saygı sağlanmalıdır. Tıp doktoru kendi meslektaşları ve insan sağlığı ile ilgilenen diğer meslek mensupları ile iyi ilişkiler kurma yükümlülüğü altındadır. Tıp doktorları meslektaşlarına ya da tedavi sağlayan bir başka üyesine karşı herhangi bir küçük düşürücü davranış içerisinde bulunamaz.

Tıp doktorlarının mesleki bir dayanışma içerisinde bulunmaları gerekir. Tıp doktorları meslektaşlarını mesleki yönden herhangi bir onur kırıcı ya da haksız saldırılara karşı korumalıdır.

Tıp doktorları eğitim hakkının korunmasını göz etmeleri gerekir. Tıp eğitimi meslek içerisinde gerekli olan yetkinlik erişme sürecini oluşturur. Bu yüzden yetkinliğe erişme süreci olduğundan mesleğin değerlerinin korunması için temel bir bileşeni oluşturur. Eğitmen konumunda bulunan herhangi bir tıp doktoru yükümlülüğündeki bir meslektaşının kazanılmış eğitim hakkına ihlal getiren ya da niteliğini düşüren davranışlardan kaçınması gerekir. Tıp doktoru bu tür uygulamaların içerisinde yer almaktan sakınmalıdır.

Sağlık hukuku avukatı İzmir’de arıyorsanız arayarak bilgi alabilirsiniz.

Hekimler yetkinlik dışı faaliyet yasağına tabidirler. Tıp doktorları tıbbi görevlerini icra ederken eğer gecikme ile hastanın yaşama hakkını tehdit edebilecek zorunlu durum meydana gelmeyecek ise Özel bilgi ve beceri gerektiren bir girişimde bulunmaları mümkün değildir. Yani geciktikleri takdirde hasta için bu tehdit edilebilecek zorunlu bir durum mevcut olduğunda tıp hekiminin girişimde bulunması mümkündür. Ancak böyle bir durum mevcut değil ise tıp doktorlarının beceri ve özel bilgi gerektiren girişimlerde bulunmaları yasaktır.

Hekimlerin yükümlülüğü ile ilgili olarak bahsedilmesi gereken bir diğer durum konsültasyondur. Konsültasyon bir hastalığa birkaç uzman hekim aracılığı ile birlikte tanı koyulmasına karşılık gelir. Hekimler Konsültasyon ve ekip çalışması İle ilgili yükümlülüklere sahiptirler. Konsültasyon ve ekip çalışması sürecinin düzenli işlemesi mümkün olabilmesi için ve bir hekim hakkı olarak yaşama geçirilebilmesi için bazı durumların mevcut olması gerekir. Öyle ki öncelikle hastanın izleme sırasında değişik uzmanlık alanlarının görüş ve uygulamalarına gereksinim duyulmuş olduğundan bahsetmek mümkündür. Böyle bir durum meydana geldiğinde tedaviyi yürütme yükümlülüğü altında bulunan hekim bu durumu hastaya da hastanın yakınlarına bildirmesi gerekir. Konsültasyon talebinde hastanın tedavisini yürütmüş olan hekimin yazılı olarak bulunması gerekir. Yazılı talepte bulunulurken hasta olan kişinin özellikleri Konsültasyon talebinin sebepleri açık ve anlaşılır şekilde belirtilmesi gerekir. Konsültasyon ve ekip çalışması sürecinin düzenli işlemesine mümkün olması ve hekim hakkı olarak yaşama geçirilmesi ne mümkün olması için bir diğer durum Konsültasyon süreci içerisinde konsültan hekimin de hastanın sürekli hekimi gibi hastadan sorumlu olması gerekir. Konsültan hekimin kendi alanı ile ilgili olarak bilimsel ve teknik bilgi sahip olması gerekir. Konsültasyon sonucunda Konsültasyon ile ilgili olarak gerekçe ve sonuçların açık ve anlaşılır bir şekilde tutanak ile belgelenmesi gereklidir. Konsültasyonu sonuçları ile ilgili olarak hastaların yeterli ölçüde bilgilendirilmesi de gerekir. Konsültasyon sonucunda hasta olan kişinin tedavisini yürüten hekim ile konuşurken hekimin görüşleri ve kanaatleri arasında bir fark mevcut ise ve hasta konsültan hekimin vermiş olduğu önerileri kabul eder ise hastanın tedavisini yürütmüş olan hekimin tedavi bırakması mümkündür. Yani konsültan hekim önerileri kabul edildiğinde hastanın tedavisini yürüten hekiminin tedaviden ayrılma durumu söz konusu olabilir. Konsültasyon talebinde bulunulan hekim davete uyma zorunluluğu altındadır. Yani bir hekim hastasına tedavi de bulunurken Bir başka kimden Konsültasyon talebinde bulunursa bu hekim kendisine talepte bulunmuş olan hekimin isteğine uymak zorundadır. Bahsetmiş olduğunuz bu durumlar yerine getirilirse Konsültasyon ve tek çalışma süreci düzenli işleyebilir ve bir hekim olarak yaşama geçilmesi mümkün hale gelebilir.

İzmir tıp hukuku avukatı ile iletişime geçebilirsiniz.

Hekimlerin yükümlülükleri arasında yer alan bir diğer durum odaya bildirme yükümlülüğüdür. Eğer bir tıp doktoru kendi meslektaşları ile mesleğin uygulanması konusunda anlaşmaya varamaz ve bir uzlaşmazlığı düşer ise veyahut tıp etiği açısından yanlış davranan bir meslektaşının yanlış davranışını kasıtlı bir şekilde sürdürmesi durumu söz konusu olursa böyle bir durumun mevcudiyetine yerel tabip odasına bildirme yükümlülüğü altındadır. Öyle ki bir hekim meslektaşları ile meslekin uygulanması ile ilgili bir anlaşmazlık İçerisinde yer aldığında bunu bildirebilir. Bununla birlikte hekim meslektaşının tıp etiği açısından yanlış bir davranışın yakaladığında ve meslektaşını bu davranışının kasıtlı bir biçimde sürdürdüğü konusunda ise bunu bildirme yükümlülüğü altındadır. Bildirim yerel tabip odasına yapılır.

Hekimlerin Hastaya Karşı Yükümlülükleri Nelerdir?

Hekimlerin hastalara karşı yükümlülükleri bulunmaktadır. Hekimi hasta ilişkisinin sağlıklı bir şekilde yürümesinin sağlanabilmesi için hekimlerin ve hastaların yükümlülüklerini yerine getirmeleri gerekir. Öncelikle hekimlerin hastalara karşı saygı yükümlülüğünden bahsetmemiz mümkündür. Tıp doktorları hasta haklarına saygı göstermelidirler. Tıp doktoru hastasının sağlığı ile ilgili kararları alırken aydınlatılmış onam hakkı bilgilenme hakkı tedavi kabul etme ya da tedavi reddetme hakkı gibi hasta haklarına saygı gösterme yükümlülüğü altındadır. Bununla birlikte hastaların hükümlerine seçme özgürlükleri bulunmaktadır. Hastalar mevzuat içerisinde belirtilmiş olan kurallara uymak şartıyla çapı uygulamanın nitelikleri ve kurum koşulları göz önünde bulundurularak hekimin seçme özgürlüğüne sahiptir. Bu şartların mevcudiyeti halinde hasta istediği hekimi seçmekte özgürdür.

Hekimlerin hastalara karşı yükümlülükleri İle ilgili olarak hekimlerin tabi olduğu yasaklar söz konusudur. Hekimlerin tabii olduğu muayenesiz tedavi yasağı vardır. Tıp doktorları acil vakalar gibi zorunlu durumların söz konusu olması halinin dışında hastasına kendisi muayene etmeden tedaviye başlaması mümkün değildir. Yani tıp doktorları hastaların tedavi etmeden önce muayene etmeleri gerekir. Muayene edilmesinden sonra tedaviye başlanır.

Hekimlerin hastaların üzerindeki etkilerinin mevcudiyeti söz konusudur. Öyle ki hekim hasta üzerinde bir etkiye sahip iken bu etkisini tıbbi amaçlar dışında kullanması mümkün değildir. Yani herhangi bir farklı amaç için hekim hasta üzerindeki etkisini kullanamaz.

Hekimin hastaya karşı yükümlülüklerinden bir diğeri tedavi üstlenmeme ya da yarıda bırakma ile ilgilidir. Eğer tıp doktoru ancak sahip olduğu tıbbi bilgisini gerektiği gibi uygulayamayacağı Kararına varır ise ve tıp doktorunun hastasının başvurabileceği bir başka hekimin mevcudiyeti söz konusu ise hastanın bakımını ve tedavisini üstlenmeme hakkına sahiptir. Bununla birlikte tıp doktorunun tedaviyi yarım bırakması da mümkün olabilir. Burada önemli olan noktalara değinmek gerekir. Öncelikle hekimin ancak tıbbi bilgisine gerektirmiş olduğu gibi uygulamayacağı kararına varması gereklidir. Bununla birlikte hekimin hastasının başvurmasında mümkün olabileceği başka bir hekimin mevcudiyeti söz konusu olmalıdır. Bu durumların karşılanması halinde hekim bakımı ve tedavi üstlenmeme ya da tedavi yorum bırakma hakkına sahip olur. Bu koşulların sağlanması halinde tedavi bırakacak olan hekim mevcut durumu ve hastanın sağlığının tehlikeye düşmeyeceğini hastayı anlatması gerekir. Bununla birlikte hastaya ya da hastanın yakınlarına anlatması da mümkündür. Hekimin onları tıbbi yardım ile ilgili başka olanakların mevcudiyeti ile ilgili olarak bilgilendirmesi gerekir. İkinci bir hekimin bulunmaması durumunda hekimin hastasını bırakmasından bahsedilemez. Yani hekimin hastasını bırakmasının mümkün olabilmesi için bir diğer hekimin bulunması gereklidir. Bir diğer hekim bulunmadan hasta bırakılamaz. Tıp doktoru tedaviyi üstlenen meslektaşına hasta ile ilgili olarak tüm bilgileri verme yükümlülüğü altındadır.

İzmir sağlık ve tıp hukuku avukatından destek almak için hukuk ofisimizle irtibat kurabilirsiniz.

Hekimin hastasına karşı yükümlülükleri ile ilgili olarak bahsedilmesi gereken bir diğer önemli durum aydınlatılmış onamdır. Aydınlatılmış onam hasta olan kişinin kendisine uygulanacak tıbbi işlemlere onay vermesinin mümkün olması veyahut hastanın bu işlemleri reddedebilmesine mümkün olması için yeterince bilgilendirilmesi aldığı bilgi üzerine düşünmesi ve özgür bir şekilde irade beyanında bulunması sürecine karşılık gelir. Hekim hastasına hastanın sağlık durumu bu hastaya konulmuş olan tanı hastanın hastalığı ile ilgili olarak önerilen tedavi yönteminin türü başarı şansı hastanın tedavi süresi bu tedavi yönteminin hastanın sağlığı için taşımış olduğu riskler verilmiş olan ilaçların kullanışı ve bu ilaçların muhtemel yan etkileri hastanın önerilmiş olan tedaviyi kabul etmemesi durumunun mevcudiyeti halinde hastalığın yaratacağı sonuçlar muhtemel tedavi seçenekleri ve riskleri ile ilgili konularda aydınlatma yükümlülüğü altındadır.  Hekim tarafından yapılacak aydınlatmanın hasta olan kişinin toplumsal kültürel Ve ruhsal durumunu göz önünde bulunduran bir nitelikte olması gerekir. Bu bilgilerin hasta olan kişi tarafından anlaşılmasının mümkün olabileceği bir şekilde verilmesi gereklidir. Hasta olan kişi dışında bilgilendirilmesi gereken kişileri hastanın kendisinin belirlemesi gerekir. Sağlık ile ilgili her türlü girişim kişinin özgür ve aydınlatılmış ona ile yapılabilir. Hastadan alınmış olan onam baskı tehdit eksik aydınlatma veyahut kandırma yoluyla alınmış ise geçersizlik oluşturur. Yani aslında alınmış ona mı baskı altında tehdit kandırma ile veya eksik bir şekilde yapılmaması gerekir. Bu koşullar altında yapılacak ona geçersizliktik taşır.

Acil durumların mevcudiyeti ile hasta olan kişinin reşit olmaması durumu ya da bu kişinin bilincinin kapalı olduğu veya karar vermesinin mümkün olmayacağı durumlarda kişinin yasal temsilcisinin izninin alınması gerekir. Hekim hastanın temsilcisinin izin vermemişsin kötü bir niyet taşıdığı kanaatine varıyor ise ve bu durum hasta olan kişinin yaşamını tehlikeye sokuyorsa durumun adli mercilere bildirilmesi ile izin alınması gerekir. Bu mümkün olmayacak durumda ise tıp doktorunun başka bir meslektaşına danışmaya çalışması veya sadece yaşamı kurtarma yönelik girişimlerde bulunmuş olması gerekir. Acil durumların mevcudiyeti halinde tıp doktorunun müdahale etmesi kendi takdirindedir. Bazı hastalıkların tedavi edilmesi yasalar ile zorunlu kılınmış olabilir. Böyle bir durumda bu hastalıklar toplum sağlığını tehdit ettiği için hastaya da hastanın yasal temsilcisinin aydınlatılmış onamına gerek kalmaksızın gerekli olan tedavinin yapılması gereklidir. Hastanın vermiş olduğu aydınlatılmış onam kendisinin dilediği zaman geri alınabilir.

Hekimlerin yükümlülükleri arasında hastaların sahip olduğu bilgilendirilmeme hakkını kullanmalarına izin vermek gelir. Eğer hasta olan kişi kendi hastalığı ile ilgili olarak bilgi almak istemediğini açıkça belirtmiş ise hekimin hastaya bu bilgiyi verme yükümlülüğü yoktur. Yani hekim hastanın istemediği takdirde ona bilgi verilmemesi gerekir. Hastanın ailesine haber verilmesi hasta ile görüş birliğine vurulması şartı ile yapılmalıdır. Eğer bilinçsiz durumdaki hastanın mevcudiyeti söz konusu ise bu hastaların yakınlarının bilgilendirilip bilgilendirilmemesi hekimin kanaatindedir. Eğer mevcut duruma göre hastanın yakınlarının bilgilendirilmesi gerekiyorsa ve hekim bu kanıya varmış ise hastanın yakınlarına bilgi verilmesi mümkündür. Ancak hekim hastaların yakınlarının bilgilendirilmesine gerek olmadığı kanaatine varmış ise hasta yakınlarına bilgi verilmez.

Hekimin yükümlülükleri arasındaki bir diğer durum terminal hastalara yardımdır. Terminal dönem hastaların yaşamsal fonksiyonlarının belirli bir süre içerisinde sonlanmasının beklenmiş olduğu süre olarak adlandırılır. Yani terminal dönem hasta olan kişinin yaşamında ki son evre anlamına gelir. Hekim terminal dönem içerisinde bulunan hastalara her türlü yardımı yapmaya ve insan onuruna yaraşır şartları sağlamaya ve çekilen acıyı mümkün olabildiği kadar azaltmaya çalışması gerekir.

Hekimler gereksiz harcama yaptırma yasağına tabiidir. Tıp doktorları hastalarının parasal durumlarının nasıl olduğu önemli olmaksızın kesin bir mecburiyet olmadığı sürece pahalı ilaçlar ve yöntemler önermesi mümkün değildir. Tıp doktorları hastalarına gereksiz harcamalar yaptıramaz. Eğer tedavinin hastaya bir yararı olmayacaksa hastanın hastalığını iyileştirmeye yönelik bir icraatı söz konusu olmayacaksa hekim hastaya böyle bir tedaviyi veremez.

Hekimlerin yükümlülükler arasındaki bir diğer durum hastaya ilgili bilgilerin verilmesi ve bunların kullanımıdır. Tıp doktorları hasta olan kişilere bu kişilerin dosyaları içerisinde yer alan bilgilerin geniş bir özetini ve bu bilgi ve belgelerin örneklerini hasta istediği takdirde ona verme yükümlülüğü altındadır. Tıp doktorlarının yasal bir zorunluluğun mevcudiyeti söz konusu olmadığında hastaya ait bu bilgileri başkasına vermesi mümkün değildir. Tıp doktorları hasta olan kişinin kimlik bilgilerini saklı tutma şartıyla hastalara ait bu bilgilere dosya üzerinden yapacağı araştırma içerisinde kullanma hakkına sahiptir.

Hekimlerin yükümlülükleri arasında yer alan bir diğer durum rapor düzenlemektir. Tıp doktorları kendilerini muayene mi tedavi ettikleri hastalarına gerekli bir durumun mevcudiyeti söz konusu olduğunda hastalık ile ilgili bir rapor verirler. Hastalara verilen bu rapor içerisinde tıbbi gerekçelere bağlı olarak tedavi şekli dinlenme diyet çalışma koşulları gibi hasta için gerekli olan geçici ya da kalıcı bilgilerin varlığı ve hekimin önerilerinin varlığı söz konusudur.

Hekimleri İnsan Hakları ile İlgili Olan Yükümlülükleri Nelerdir?

Hekimlerin birçok yükümlülükleri bulunmaktadır. Bunlardan bazıları hekimim ve insan hakları İlişkisi ile ilgili olanlardır. Öncelikle kimlerin uluslararası sözleşmelere uyma zorunluluğundan bahsetmek mümkündür. Her hekim öncelikle insan hakları evrensel bildirgesi olmak üzere tüm insan hakları belgeleri içerisinde yer alan hekimlik ile ilgili olan ortak kurallara uyuma yükümlülüğü altındadır. Yani bütün insan hakları belgelerinde mevcut olan hekimlik ile ilgili ilkelere hekimler tarafından uyulmalıdır.

Hekimlerin tabi oldukları yasaklardan biri işkenceye yardım yasağıdır. Tıp doktorlara sahip olduğu tıbbi bilgileri ve tıbbi becerileri ile işkence ve benzeri uygulamalar içerisinde bulamazlar. Bununla birlikte tıp doktorları sahip oldukları bu becerilerle işkence gibi uygulamalara yardımcı olamazlar ve gerçeğe aykırı rapor düzenlemezler. Eğer tıp doktoru işkence iddiası ile ilgili bir olgu İle karşılaşırsa sahip olduğu mesleki bilgi ve becerilerini gerçeğin ortaya çıkması amacı ile kullanması gerekir.

Tutuklu ve hükümlü kişilere verilecek olan tıbbi yardım ile ilgili olarak söylenmesi gereken bazı şeyler vardır. Öyle ki tutuklu ve hükümlülerin Muayenesi diğer hastaların ki gibi kişilik haklarına saygılı hekimlik sanatını uygulamaya elverişli koşullarda yapılması gerekir. Hükümlü ve tutuklu kişilerin kendilerine ait olan gizlilik hakları korunur. Tıp doktorunun tutuklu ve hükümlerin tabi olacağı koşulları sağlamak amacıyla ilgili olan kişiler de talepte bulunma hakkı bulunmaktadır. Bununla birlikte tıp doktorlarının bu durumla ilgili sorumlulukları yer almaktadır. Muayene sonucunda düzenlenmesi gereken belge bir raporlar içerisinde hekim olan kişinin ismi soy ismi diploma numarası ve imzasının mutlaka bulunması gerekir. Muayene sonucu düzenlenmiş olan bu belge mi raporun bir diğer örneği kişiye verilmelidir. Eğer muayene soyunca yazılmış olan belge ve rapor baskı altında yazılmış ise tıp doktoru bu durumun mevcudiyetine en kısa zamanda meslek örgütüne haber vermesi gerekir. Bununla birlikte tutuklu yükümlünün tıbbi yardımı reddetmesi gibi bir durumun mevcudiyetinden söz etmek mümkündür. Tıp doktoru muayene ve tedavi olma haklarını kendi bilinçli iradesi ile reddeden tutuklu ve hükümlüleri bu davranışlarının sonucunda meydana gelecek durumları açıklaması gerekir. Tutuklu ve hükümlülere zorla muayene ve tedavi uygulamasında bulunulamaz ve bunun önerisi de yapılamaz.

İzmir Sağlık Hukuku Avukatı

Hekimlerin tabi oldukları yasaklardan bir diğer ölüm cezasını etkin katılım yasağıdır. Tıp doktorlarının ölüm cezasının infazı içerisinde hiçbir zaman bulunmaları mümkün değildir. Tıp doktorları ölüm cezası infazında bulunamadıkları gibi bu infazın yardımcısı niteliğinde de olamazlar. Bununla birlikte kendileri ölüm cezası uygulaması içerisinde tıbbi hizmet vermeleri imkân dâhilinde değildir. Olağanüstü durumların ve savaşın mevcudiyeti halinde hekimlerin tabi oldukları bazı yükümlülükler vardır. Hekimler olağanüstü durum ve savaş mevcut olduğunda evrensel nitelik taşıyan tıbbi etik kurallarını tarafsız bir şekilde uygulama yükümlülüğü altındadırlar. Eğer hasta ve yaralı sayısı çok ise tıp doktorları her kişiye gerekli olan tıbbi yardımın verilmemesi durumunda tedavi olanağı yüksek olan ağır hastalara öncelik verme durumundadır. Öyle ki hastaların arasından yaşama ihtimali daha yüksek olan ve durumun düzeltilmesi olanağı bulunan kişilere tıp doktorları müdahalede öncelik verir.

Sağlık Hukukunda Tıbbi Araştırma Hükümleri Nelerdir?

Sağlık hukuku içerisinde yer alan bir önemli bir konu tıbbi araştırmalardır. Tıbbi araştırmalar ile ilgili hükümleri birçok yerde yer verilmiştir. Tıbbi araştırmalar ile ilgili olan hükümlere uyulması önem taşır. Öncelikle tıbbi araştırmalar içerisinde rıza alınmadı durumundan bahsetmek mümkündür. Hiçbir kişi bakanlık tarafından verilmiş bir izin ve kendisinin izni bulunmaksızın araştırma tecrübe ya da eğitim amaçla hiçbir tıbbi müdahale içerisinde yer alması mümkün değildir. Tıbbi araştırmalar içerisinde beklenmiş olan tıbbi yarar ve toplumun menfaati Üstün bir durum oluşturmaz. Yani toplumun menfaati mi tıbbi araştırmaların ortaya çıkaracağı faydalar kendi üzerinde araştırma yapılmasına dair rıza göstermiş olan gönüllü kişinin yaşamında ve vücut bütünlüğünün korunması durumundan üstün olmaz. Kişinin yaşama hakkı ve vücut bütünlüğünü diğer yararlardan üstündür. Gönüllü olan kişinin tıbbi araştırma için izin vermiş olması bu araştırma içerisinde yer alacak görevli kişilerin sorumluluğuna yok etmez. Gönüllü kişinin tıbbi araştırmacı rızası olsa dahi araştırmada görev alacak kişilerin sorumluluğu devam eder. Bu araştırma içerisinde yarılacak gönüllünün hakları bulunmaktadır. Bu haklar gönüllünün korunması ve bilgilendirilmesini sağlar. Araştırma içerisinde yarılacak gönüllünün sağlığına ve diğer kişilik haklarına zarar verilemez. Gönüllü olan kişinin sağlığı ve kişilik haklarının korunması için gerekli olan tüm tedbirlerin alınması gerekir. Araştırma sonucunda ortaya çıkabilecek muhtemel zararlar saptanabiliyorsa gönüllü olan kişinin izni bulunmasına rağmen araştırma içerisinde yer alması mümkün olmaz. Yani tıbbi araştırma sonucunda gönüllü olan kişide meydana gelebilecek bazı zararlarını mevcudiyeti söz konusuysa böyle bir durumun varlığı halinde gönüllü olan kişinin tıbbi araştırma içerisinde yer alması mümkün olmaz. Araştırma ile ilgili olarak gönüllü olacak kişinin bilgilendirilmesi önem taşır. Araştırmanın amacı araştırmanın usulü araştırma sonucu ortaya çıkabilecek muhtemel yararlar ve zararlar ve araştırmaya iştirak etmekten vazgeçebilmenin mümkün olması gibi konularda gönüllü olan kişinin bilgilendirilmesi gerekir. Gönüllü olacak kişinin araştırmanın her safhasında ilk başta vermiş olduğu rızayı geri alması mümkündür. Araştırmayla ilgili rıza verilirken rızanın alınmasında gerekli usul ve şekillerin mevcudiyeti söz konusudur. Kendisine dâhil olacağı tıbbi araştırma ile ilgili olarak yeterince bilgi verilmemiş olan gönüllü kişinin rızasının uygun olduğundan bahsetmek mümkün olmayabilir. Tıbbi araştırma içerisinde yer alacak gönüllü kişiye araştırma ile ilgili olarak gerekli bilgilerin yeterli bir şekilde verilmesi gerekir. Bununla birlikte gönüllü olan bu kişi maddi ya da manevi hiçbir baskı altında bulunmamalıdır. Ayrıca gönüllünün serbest iradesine dayanılarak rızanın alınması gerekir. Tıbbi araştırmalar için verilecek olan rızanın yazılı şekil şartına tabi olduğunu söylemek mümkündür. Tıbbi araştırma içerisinde yer alacak küçüklerin ve mümeyyiz olmayanların durumu ile ilgili hükümlerin mevcudiyeti söz konusudur. Reşit ve mümeyyiz olmayan kişilere kendileri için bir yarar teşkil etmeyen ve ancak Tıbbi araştırma amacı ile yapılacak tıbbi müdahaleler hiçbir surette tatbik edilemez. Reşit ve mümeyyiz olmayan kişilere kendilerine bir faydası olması şartıyla tıbbi araştırmanın yapılmasının mümkün olması için bu kişilerin velilerinin ya da vasilerinin rızası gereklidir.

Yukarıda da söylediğimiz gibi deney içerisinde yer alacak kişinin korunması önem teşkil eder. İnsan üzerinde yapılacak tipi araştırmalar içerisinde deneyin yaşımı bedensel ve zihinsel bir türlü bununla birlikte sağlığı her zaman toplumsal ve bilimsel çıkar üzerinde yer alır. Bir tıbbi araştırma durumu söz konusu olduğunda bu araştırma sonucunda elde edilecek katkının ne olduğu önem teşkil etmek sizin denek için ciddi bir tehlike şüphesi meydana geldiğinde araştırmanın durdurulması gerekir. Bu araştırma sonucunda ortaya çıkacak giderlerin deneğe deneyin yakınlarına ya da sosyal güvenlik kurumlarına yansıtılması mümkün değildir.

İzmir Sağlık Hukuku ve Tıp Hukuku Avukatı

Türk Tabipler Birliği Etik İlkelerinin 13. Maddesine göre Malpraktis yani hekimliğin kötü uygulanması hali, “Bilgisizlik, deneyimsizlik ya da ilgisizlik nedeniyle bir hastanın zarar görmesi” olarak tanımlanmaktadır.

Sağlık sektöründe hizmet vermekte olan veya bu hizmetten faydalananlar için hukuki destek sağlanabilmektedir. Malpraktis davalarında hekimin tazminat ve/veya cezai sorumluluğu, hastane veya özel sağlık kuruluşlarının sorumlulukları, sağlık kurumlarının tedarikçileri, bu kurumun çalışanları ve hastaları ile akdedilmiş olan anlaşmalar hakkındaki hukuki uyuşmazlıklar, hasta ve hekim hakları, hasta hekim ve sağlık kuruluşu arasındaki birtakım hukuki uyuşmazlıkların giderilmesi gibi tıp hukuku konularında danışmanlık hukuki destek sağlanabilmektedir.

Tıp hukukuyla ilgili hizmet verdiğimiz alanlar ise şu şekildedir:

  • Malpractice (Malpraktis-Yanlış Tedavi) Davaları
  • Hekimin Sorumluluğu Davaları

İzmir sağlık hukuku avukatı İdil Su Aydın ile iletişime geçerek destek almak için telefon numaramızdan bizi arayabilir veya sitede bulunan “Hukuki Yardım Al” formunu doldurarak bize yazabilirsiniz.