Resmi Belgede (Evrakta) Sahtecilik Davası Avukatı

Resmi Belgede (Evrakta) Sahtecilik Davası Avukatı

Sahtecilik gerçek olmayan bir şeyin sanki gerçekmiş gibi gösterilmesine denir. Resmi belgede sahtecilik suçu sadece bir şeyin gerçekmiş gibi gösterilmesi amacıyla değil farklı suçları işlemek amacıyla da işlenebilir. Çoğu kez belgede sahtecilik suçunun işlenmesi dolandırıcılık gibi suçların oluşması için amaç olarak kullanılır. Eski tarihlerde sahtecilik suçu dolandırıcılık suçu ile birlikte düşünülmüştür. Sonraki zamanlarda ise sahtecilik suçunun dolandırıcılıktan farklı olduğu ve bu suçun kamu güvenine karşı işlenenilen bir suç olduğu anlayışı ortaya çıkmıştır.

Belgelerde sahtecilik suçları 765 Sayılı eski Türk ceza kanununun 339 ile 356. maddeleri içerisinde düzenlenmiştir.

5237 sayılı Türk ceza kanununda ise bu kanunun dördüncü bölümündeki kamu güvenine karşı suçlar başlığının altında resmi belgede sahtecilik suçuna yer verilmiştir.

Kanun hükümlerine göre eğer bir kişi bir resmi belgeyi sahte bir şekilde düzenlerse veya gerçek bir resmi belgeye başka kişileri aldatacak Şekilde değiştirirse veya bu sahte resmi belgeyi kullanırsa bu kişi iki yıldan beşine kadar hapis cezasına çarptırılır. Eğer kişi görevi sebebiyle resmi belge düzenleme yetkilisi ve bu resmi belge sahte olarak düzenlerse gerçek bir belgeyi Başka kişileri aldatmak için değiştirirse, gerçeğe aykırı olacak bir şekilde belge düzenlerse veya sahte bir resmi belgeyi kullanırsa bu kamu görevlisi kişi üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması gerekir. Resmi bir belgenin kanun hükmünün geriye sahte olduğu sabit oluncaya Kadar geçerli olan belgenin dilinde olması durumunda verilecek ceza yarısı oranında artırılır.

Resmi Belgede Sahtecilik Suçu

Resmi belgede sahtecilik suçunun konusunu belgeler oluşturur. Belgeler toplum içerisinde kullanılan ve her zaman kurulması mümkün olan, kişiler arasındaki hukuki ilişkilerin yürümesine yarayan ve kişilerin arasındaki bu hukuki ilişkileri kanıtlayan delil niteliğindeki evraklardır. Denildiği gibi belgeler hukuki ilişkilerin kurulmasına yarar. Bununla birlikte hukuki ilişkilerin sona erdirilmesinde kişiler arasındaki hak ve borçların tazmin edilmesinde ve kişilerin arasındaki bu hak ve borçların ispat edilmesinde belgeler önemli bir yere sahiptir. Bu yüzden bu belgelere kişiler tarafından gerçek olduğuna dair güven duyulur. Belgede sahtecilik suçunun işlenmesi bu bilgilere güven duyan kişilerin güveninin sarsılmasına sebep olur. Böyle bir durumun söz konusu olması da toplumsal düzenin sağlanmasında ve kişiler arasındaki hukuki ilişkilerin güçlenmesinde olumsuz bir rol oynar. Belgede sahtecilik suçu sebebiyle suçun konusunu oluşturan belgenin bağlı oldu hukuki ilişkilerin kuruluşunda sorunlar çıkar. Bununla birlikte üzerinde sahtecilik suçu işlenmiş olan belgeye bağlı hakları olan kişilerin zarar görmesi muhtemeldir. Bu belgeye bağlı olan kişiler zarar görebilir veya bir zarar görme tehlikesi altında kalabilirler.

Bu yüzden resmi belgede sahtecilik suçuna ceza kanunumuz tarafından korunma sağlanmaktadır. Türk ceza kanununun 204. maddesinde resmi belgede sahtecilik suçuna yer verilmiştir. Kanunun 204.  Maddesinin ilk fıkrasında suçun herkes tarafından işlenebileceği öngörülmüştür. Yani maddenin ilk fıkrasına göre kişinin kamu görevlisi olup olmadığı önemli değildir. Bu suç herkes tarafından işlenebilir. Herkes bu maddenin ilk fıkrasına göre suçun faili olabilir. Oysa ikinci fıkrada failin kamu görevlisi olma şartı aranmaktadır. Eğer failin kamu görevlisi ise 204. maddesinin ikinci fıkrasını tabi olur. Kamu görevlisi olan kişi görevi ile bağlantılı olmaksızın resmi belgede bir sahtecilikte bulunur ise 204. maddesinin ikinci fıkrası tarafından sorumlu olur. Bu yüzden ikinci fıkrada verilen suç özgü suç olarak adlandırılır. Özgü suç belirli kişiler tarafından işlenilmesi mümkün olan suçlardır. Özgü suçların faillerinde bazı nitelikler aranır. His dördüncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenmiş olan suçun kamu görevlisi tarafından işlenileceği öngörüldüğü için bu suç özgü suçtur.

Resmi belgede sahtecilik suçu kamu güvenine karşı işlenen bir suçtur. Bu yüzden bu suçun mağdurun toplum oluşturur. Bununla birlikte bu suçtan haksızlığa uğrayan kişilerin olması da mümkündür. Böyle bir durumda haksızlığa uğrayan kişilerin davaya katılmaları ve haklarını aramaları mümkündür. 

Resmi belgede sahtecilik suçundan konusunun belki olduğunu söylemiştik. Ancak belge kavramı kanun tarafından tanımlanmamıştır. Bu yüzden belge kavramından anlaşılması gereken için doktrin ve Yargıtay kararlarından yardım alınmaktadır. 6100 sayılı hukuk muhakemeleri Kanunu’nun 199. maddesinde belge ile ilgili bazı hükümler yer almaktadır. Bu kanunun belge ve senet Başlığı altındaki hükümlere göre belge uyuşmazlık konusunu oluşturan durumları ispat etmeye elverişli olan yazılı veya basılı metin senet çizim plan kroki fotoğraf film görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları belgedir. Ancak madde içerisinde bu tanımın bu kanuna göre belge tanımını oluşturduğu belirtilmiştir.

Belge kelimesi bizim dilimizde evrak kelimesinin karşılığı olarak kullanılır. Evrakın kelime anlamı yazılı kâğıttır. Yazılı bir evrakın belge niteliğine kavuşabilmesi zorunlu unsurlar barındırması gerekir. Hukukumuzda belgenin yazılı bir halde olması gerektiği benimsenmiştir. Bununla birlikte yazılı olan her şey de belge oluşturmaz. Yazılı olmakla birlikte hukuken korunacak bir değerin ve delil niteliği olan şeylerin belgeyi oluşturması mümkündür.

Belge Niteliğinin Oluşması İçin Unsurlar

Yukarda Hukukumuzda belgenin yazılı bir halde olması gerektiğinin benimsendiğini söylemiştik. Belgenin yazılı olmasının gerekmesinin sebebi kişiler tarafından yapılan irade beyanının yazı ile kaydedilmiş olmasıdır. Bununla birlikte yazının okunur ve anlaşılır olması gerekir. Eğer yazılmış olan evrak okunamıyor ve anlaşılması mümkün değilse bu evrak belgeden sayılmaz. Belgenin yazılı olması gerektiğini söylemiştik bununla birlikte yazılı olma da içerisinde bazı gereklilikler barındırır. Öncelikle yazıda bir dilin kullanılması gerekir. Yazılı olmadan kasıt bir dilin ve alfabenin yazı içerisinde kullanılmasıdır. Eğer aksi öngörülmemişse bilinen ve hangi dil olduğu önemli olmaksızın bir dille yazılmış olması yazı için yeterlidir. Ancak bazı durumlarda yazının Türkçe yazılmasının zorunlu olduğu gözlemlenebilir. Eğer böyle bir durum söz konusuysa yazının Türkçe yazılması gerekir. Aksi takdirde yazılan belge sayılmayabilir. Yazının bir vasıta ile kaydedilmiş olması gerekir. Düşüncenin yazı ile kayda geçirilmesi gerekir. Düşüncenin yazıya geçirilmesinde kullanılacak ve vasıtanın ne olduğu çok önemli değildir. Yazının kayıt edilmesini sağlayacak herhangi bir vasıta yeterlidir. Bu vasıta daktilo bilgisayar gibi araçların kullanılması veya kalem olabilir. Bununla birlikte bazı durumlarda kanun belirli bir vasıtanın kullanmış olma şartını arayabilir. Eğer kanun özel bir vasıtanın kullanılmasını şart koşmuşsa kişilerin bu koşula uyumaları gerekir. Örneğin vasiyetname için el yazısı aranır. Eğer vasiyetname yazılacaksa bu farklı bir vasıta kullanılarak yazılmaz. Bu yüzden kanunun bir durumun aksini öngörüp öngörmediğine dikkat etmek gerekir. Yazı için uygun bir vasıtanın kullanılmasının yanı sıra elverişli bir cisme de kaydedilmesi gerekir. Yazı okunabilir olmalıdır.

Resmi Belgede ve Özel Belgede Sahtecilik Suçu

5237 sayılı Türk ceza kanunun 204. maddesinde resmi belgede sahtecilik suçu düzenlendiğini söylemiştik. Yine 5237 sayılı Türk ceza kanunun 207. maddesinde ise özel belgede sahtecilik suçu düzenlenmiştir.

Özel Belgede Sahtecilik

Resmi belgeler kanıt gücü bulunan bununla birlikte hukuki sonuçlar doğurmaya yarayan belgelerdir. Özel belgelerde resmi belgeler gibi kanıt gücü bulundur ve hukuki sonuç doğurmaya yarar. Ancak özel belgelerin resmi belgelerden farklı yönleri vardır. Öncelikle özel belgeler bireyler arasındaki ilişkileri kapsar. Yani özel belgeler kişiler arasındaki ilişkiler ile ilgilidir. Bununla birlikte özel belgelerin etkileri sınırlıdır. Özel belgelerin kanıt niteliği taşıdığını söylemiştik. Ancak özel belgeler resmi belgeler kadar kanıt niteliği taşımaz. Resmi belgeler özel belgelere göre hukuki sonuç doğurmaya daha çok elverişlidir. Özel belgeler ile güvenceye alınan şahsi faydalar ön plana çıkar. Kanun içerisinde özel belgede sahtecilik suçun hükümlerini bulmak mümkündür. Bu hükümlere göre eğer bir kişi özel bir belgeye sahte olarak düzenlerse ve bunu kullanırsa bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına çarptırılır. Bununla birlikte eğer bir kişi gerçek bir özel belgeyi başka kişileri aldatacak şekilde değiştirirse ve kullanırsa bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına çarptırılır. Bir sahte özel belgeyi bu belgenin sahte belge olduğunu bilerek kullanan kişi yine aynı hükümlere tabi olur. Yani bir kişi bir belgenin sahte olduğunu biliyorsa bu belgenin sahte olduğunu bilerek bu belgeyi kullanıyorsa bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına çarptırılır. Özel belgede sahtecilik suçu gerçek bir özel belgenin diğer kişileri aldatacak şekli ile değiştirilmesi böyle bir özel bir belgenin olmadığı halde sanki olmuş gibi sahte olarak düzenlenmesidir. Bunun yanı sıra belgenin esas halinde bulunanlar üzerindeki bilgilerin silinmesi veya esasta olan bilgilere ilaveler yapılması suretiyle belge üzerinde değiştirmeler yapılması özel belgede sahtecilik suçunu oluşturur. Özel bir belge üzerinde sahtecilik suçunun işlendiğinden bahsedebilmek için bazı şartlar gerekir. Kişinin belge üzerinde yaptığı sahtecilik aldatıcı nitelikte olması gerekir. Örneğin belge üzerinde bir değişiklik yaptıysa bu değişikliğin aldatıcı nitelik taşıması gerekir. Eğer belge üzerinde yapılan değişiklik aldatıcı nitelikte değilse bu özel belgede sahtecilik suçunu oluşturmaz. Bu durum özel belgeyi bozma suçunu oluşturur. Bununla birlikte özel belgede sahtecilik suçunun oluşması için bu kişinin sahte belgeyi kullanması gerekir. Kullanmak kelimesinden anlaşılması gereken farklı kavramlar vardır. Sahte belgenin kullanılması bu sahte belgenin bir hukuki ilişki içerisinde yer almasının sağlanmasıdır. Bu sahte belgenin bir hukuki ilişkide yer almasının sağlanması gibi herhangi bir hukuki işlemin tesisi sırasında da yer almasının sağlanması da sahte belgenin kullanılmasını oluşturur. Saatçilik suç içerisine aldatıcılığın tespiti için yetkili kişi hâkimdir.  Hâkim sahtecilik suçu içerisindeki aldatıcılığı tespit eder. Kişiler tarafından sahte olarak düzenlenen özel bir belgenin kullanılması suç olarak tanımlanmıştır. Bu suçun oluşmasına mümkün olabilmesi için belgenin sahte olduğuna dair bilginin bilinmesi gerekir. Özel belgede sahtecilik suçu kast ile işlenen bir suçtur. Sahte olarak düzenlenmiş olan belgenin sahte olduğunu bilerek kullanılmasının ispatı mevcut olaya göre değişiklik gösterir. Bu yüzden bu suç ile ilgili her olay titizlikle incelenerek olayların dikkatli bir şekilde değerlendirilmesi gerekir. Bu incelemeler ve değerlendirmeler sonucu ile suçun ortaya çıkarılması söz konusu olmalıdır.

Sahte belgenin düzenlenmesi 5237 sayılı Türk ceza kanunu içerisinde bir suç oluşturmasının yanı sıra vergi hukuku açısından da suç oluşturur.

Resmi Belgede Sahtecilik Suçu

Resmi belgede sahtecilik suçu sahte bir resmi belgenin kullanılması ile işlenir. Resmi belgenin kullanılması belgenin kişinin istediği amaca uygun olarak yer veya dairede mevzuat gereği zorunlu olması sebebiyle ibraz edilmesi veya işleme kullanması ile olur. 5237 sayılı Türk ceza kanununda 204. maddede resmi belgede sahtecilik suçu ile ilgili hükümlere yer verilmiştir. Resmi belgede sahtecilik suçunun bu kanun hükümlerine göre seçimlik hareketli bir suç olarak tanımı yapılmıştır. Eğer suç tanımı içerisinde birden çok hareket seçenek olarak gösterilmiş ise ve bu gösterilen birden çok hareketten herhangi birinin yapılması suçun oluşması için yeterli ise bu suç seçimlik hareketli suçtur. Yani suçun meydana gelmesi için birden çok seçimlik hareketli öngörülmüş olan ve bunlardan herhangi birinin ya da birilerinin yapılması suçu gerçekleştirmiş ise bu seçimlik hareketli suç olur. Resmi belgede sahtecilik suçu da seçimlik hareketli bir suç oluşturur. Resmi belgede sahtecilik suçunun oluşmasına mümkün olabilmesi için sahte belgenin usulüne uygun bir biçimde düzenlenmesi gerekir. Buna göre belgeyi düzenleyen kurumun ismi bu kurumun kaşesi bu kurumun mührü ve bu kurumda yetkili olan memurun imzası gibi bulunması zorunlu olan unsurların içeri inmiş olması gerekir. Bunun yanı sıra da hukuki sonuç doğurmaya elverişli olmalıdır. Bir belgenin resmi belge sayılabilmesi için bazı şartlar gerekir. Eğer bir belgeyi resmi bir belge olarak sayabiliyorsak memurun gördüğü görevle düzenlemiş olduğu belki arasında nedensellik bağının olduğunu söyleyebilmeliyiz. Resmi belgenin hukuki dayanağı uyuması zorunlu biçim kurallarını taşıması gerekir. Bu yüzden kamu görevlisi tarafından Bir belge düzenlenmiş olsa bile bu kamu görevlisinin görevi ile ilgili değilse özel belge sayılır. Resmi belgede sahtecilik suçunun seçimlik hareketli bir suç olduğunu söylemiştik. Bu seçimlik hareketlik suçların neler olduğu ile ilgili bilgi verebiliriz. Resmi belgede sahtecilik suçu için seçimlik hareket olarak verilmiş hareketlerden biri resmi bir belge sahte olarak düzenlemektir. Bu seçimlik hareket resmi belge içerisinde olmamasına rağmen sanki bir verinin olmuş gibi gösterilmesi sahte olarak üretilmesidir. Bu durumun sahtecilik suçunu oluşturabilmesi için düzenlenmiş olan belgenin gerçek bir belge olduğu ile ilgili kişiyi yanıltan nitelikte olması gerekir. Resmi belgede sahtecilik suçu içerisinde verilmiş olan seçimlik hareketlerinden bir diğeri ise gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştirmektir. Resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştirmek esasında mevcut olan resmi belge üzerinde bulunan verileri silmek veya bunlara ilaveler yapmak suretiyle değişikliğin gerçekleşmesidir. Bu belge üzerinde yapılacak olan değişikliğin yine aldatıcı bir nitelikte olması gerekir. Eğer bu yapılan değişiklik aldatıcı nitelikte değil ise resmi belgeyi değiştirme değil bozma suçu oluşur. Resmi belgede sahtecilik suçu içerisinde verilmiş olan seçimlik hareketli suçlardan biri sahte bir resmi belgenin kullanılmasıdır. Kullanılan sahte belgenin kişinin kendisi tarafından veya bir başkası tarafından düzenlenmiş olmasının herhangi bir önemi yoktur. Eğer biri sahte resmi belgeyi kullanıyor musun resmi belgede sahtecilik suçu oluşur. Resmi belgeyi sahte olarak düzenlemek ve gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştirmek şeklinde olan ilk iki seçimlik harekette belirtilmesi gereken bazı noktalar vardır. Resmi belgede sahteciliğin belgenin üzerindeki bilgilerinin bir kısmına veya bu belgelerin üzerindeki bilgilerinin tamamına İlişkili olması suçun oluşması için bir önem teşkil etmez. Resmi belgede sahtecilik suçunun kanun hükümleri içerisinde konu bakımından nitelikli unsurlarına yer verilmiştir. Bu hükümlere göre resmi belgede sahteciliği sabit olana kadar geçerli olan belge niteliğinde olması durumunda cezanın belirlenen oranda artırılması gereklidir. Böylece belgede sahtecilik suçu ile delil teorisi arasında ilişki göze alınır ve daha üstün ispat gücüne sahip belge daha fazla korunması gerektiği için bu ihtiyaç bu hükümler tarafından karşılanır. Fakat değişik yorumlara son verilmesi amacıyla bir belgenin böyle bir güce sahip olup olmamasının saptanabilmesi için kanun içerisinde bu hususu belirtilen bir hüküm bulunması gereklidir.

Resmi belgede sahtecilik ile ilgili olan suçlar da sıklıkla yargı kararlarından yararlanıldığını söylemiştik. Resmi belgede sahtecilik suçuna örnek olarak güncel bir Yargıtay kararından bahsedebiliriz. Yargıtay 11. ceza dairesinin resmi belgede sahtecilik suçu ile ilgili kararı bulunmaktadır. Dava içerisinde sanıklar hakkında kurulan düşme hükümlerine yönelik katılan vekilinin temyiz talebi incelenmiştir. Bu inceleme ile ilgili olarak 5237 sayılı Türk ceza kanunun yedinci ve 5252 sayılı Türk ceza kanunun yürürlükte uygulama şekli hakkında kanunun dokuzuncu maddeleri yer almaktadır. Bu maddeler karşısında sanık olan kişilere yüklenen 765 sayılı Türk ceza kanunun 339/1 yani 5237 sayılı Türk ceza kanununun 204/2 Maddesi içerisinde düzenlenen kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçunun kanunda verilen cezasının miktar ve üst sınırına göre suç tarihi içerisinde yürürlükte bulunan ve lehine olan 765 sayılı Türk ceza kanununun 102/3 ve 104/2 maddelerinde öngörülmüş olan on ve 15 yıllık asli veya olağanüstü dava zamanaşımına tabi olduğu gözetilmemiştir. Sanıklar hakkında kamu davalarının 765 sayılı Türk ceza kanunun 102/3 ve 104/3 5271 sayılı ceza muhakemesi kanununun 223/8 maddesi gereğince düşürülmesine karar verilmiştir. Hükmün fıkrası içerisinde sanık… İsminin soy isminin yanlış olarak yazılması yasaya aykırı katılan vekilinin temyiz nedenleri ile bu itibarla yerinde görülmüştür. Hükümlerin 5320 sayılı kanunun ilgili maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı ceza muhakemeleri usulü kanununun 321. maddesi uyarınca bozulmasına karar verilmiştir. Ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu durumun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunmaktadır.  Hükmün fıkrasından… İbare çıkartılıp yerlerine farklı ibarelerinin yazılması suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. Sanıklar ve hakkında kullan düşme kümlerini yönelik katılan vekilinin temiz sebeplerinin incelenmesi durumunda sınıflar hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçu sebebiyle açılmış olan kamu davasında suç tarihlerinin sanık yönünden ve sanıklar hakkında dava zamanaşımı kesici son işlem olan sorgu tarihlerinin sanık yönünden… Oldu sanıkların yüklenen suça ilişkin olarak 165 sayılı Türk ceza kanunun ilgili maddelerinde öngörülen asli veya olağanüstü zamanaşımının hüküm tarihine kadar dolmadı gözetilmeden kamu davasının zamanaşımı sebebiyle düşmesine karar verilmiştir. Sonuç olarak yasaya aykırı katılan vekilinin temyiz sebepleri ve bu itibarla yerinde görüldüğünden diğer yönleri incelenmiyor hükümlerin 5320 sayılı kanunun sekizinci maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı ceza muhakemeleri usulü kanununun 321. maddesi uyarınca bozulmasına karar verilmiştir. Ancak 5237 sayılı Türk ceza kanunun yedinci ve 5252 sayılı Türk ceza kanunun yürürlükte uygulama şekli hakkında kanunun dokuzuncu maddeleri karşısında sanıkların yüklenmiş olan 765’ten Türk ceza kanunun 339. maddesinde düzenlenen kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği Suçunun kanun içerisindeki cezasının miktarı üst sınırına göre suç tarihleri içerisinde yürürlükte bulunan valiliğe olan 765 sayılı Türk ceza kanunun 102. maddesinin üçüncü fıkrası ve 104. maddesinin ikinci fıkrası nida öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının suç tarihlerinden temyiz incelemesi tarihine kadar gerçekleştiği anlaşıldığından ve bu husus yeniden yargılama yapılması gerektirdiğinden 1412 sayılı ceza muhakemeleri usulü kanununun 322. maddesinde öngörülen yetki dayanılarak sanıklar hakkında kamu davasında gerçekleşen olağanüstü dava zamanaşımı sebebiyle 5271 sayılı ceza muhakemesi kanunu 223. maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca düşmesine karar verilmiştir.

Resmi belgede sahtecilik suçu avukatı ihtiyaçlarınız için Ceza Avukatı İdil Su Aydın ile iletişime geçerek bilgi alabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir