Cinayet Davası Avukatı

Cinayet Davası Avukatı

Cinayet bir kişinin bir başka kişiyi bilerek öldürmesidir. Bu eylem dünya genelinde müebbet hapis veya idam cezası ile cezalandırılır. Cinayet öldürme suçunu oluşturur. Öldürme suçu ise 5237 sayılı Türk ceza kanununun kişilere karşı suçlar başlığındaki ikinci kısmın hayata karşı suçlar başlığındaki birinci bölümünün altında yer alan maddelerde düzenlenmiştir. Cinayet davası ise cinayet olarak kabul edilen davalara verilen ad olmakla birlikte cinayet davası avukatı da cinayet davalarında sanıkların avukatlığını üstlenen avukatlara denir.

Cinayet, hayata karşı işlenen bir suçtur. Bir insanın yaşama hakkı elinden alındığı için diğer suçlara göre daha ağır niteliktedir. Bununla birlikte cinayet soruşturmaları diğer suçlara göre daha zor olan ve detaylı araştırılması gereken suçlardır. Cinayet ağır bir suç içerisinde yer alır. Bu yüzden de bu suça verilecek olan ceza diğer suça verilecek olan cezalardan daha fazladır. Cinayet evrensel bir ağırlık taşır. Dünyanın her yerinde karşılaşılabilecek olan bu olay, Bu olay ile karşı karşıya gelmiş dünyadaki her insanı da sarsar. Yani cinayet hem ülkemizde hem dünyada bireyi ve toplumu derin bir şekilde etkilen olaylardandır. Cinayet olayı ile çevrede panik ve korku oluşur. Bu panik ve korku failin bulunmasında yoğun bir istek oluşturur. Bununla birlikte cinayet onaylarının soruşturulması gerekir. Böylece cinayetin faillerinin yakalanmasının sağlanması Mağdurların taleplerinin karşılanması amaçlanır. Cinayet soruşturmasında savcı polis gibi merciler cinayetin detaylarını incelemek ve gerçekleri ortaya çıkarmak için çalışır. Polis savcı gibi mercilerin Amaçları faillerin yakalanması ve gerçeklerin ortaya çıkmasında sorumluluklarını yerine getirmektir.

Cinayet Davalarına Bakan Ağır Ceza Avukatları

Cinayetin bir öldürme suçu olduğunu söylemiştik. Bu öldürme suçu kişilere karşı işlenen suçların en önemli suçtur. Çünkü kişinin yaşam hakkını elinden alır. Bir insanın hayatını sona erdiren bir saldırı niteliği taşır. Cinayet bireylerin mi toplumun huzurunu kaçıran bir suç biçimidir. Diğer suçlara oranla daha fazla korku ve paniğe neden olur. Bu cinayeti işleyen kişi içinde mümkündür. Çünkü yakalanması ve cezalandırılması gereklidir. Cinayet işleyen kişi olay yerindeki delilleri yok etmeye saklamaya veya bu delilleri değiştirmeye çalışabilir. Failin bu tavra soruşturmanın yönünü değiştirebilir. Faillerin tedbirleri ve elinden geldiği kadar yaptıkları detaylı planları olmasına rağmen iz bırakmaları mümkündür. Faillerin bıraktıkları bu izler delillerin saptanmasında ve soruşturmanın derinleşmesinde yarar sağlar. Böylece faillerin saptanma oranı artar. Cinayetin çözülmesinde deliler önemli yer alır. Delilerin yanı sıra soruşturma sürecinin ve olay yeri incelemesinin özenle yapılması da önem teşkil eder. Soruşturma sürecinin ve olay yerinin incelenmesinde gerekli özen gösterilmezse ve yetersiz bir soruşturma süreci gerçekleşirse cinayetin çözülememesi olağandır. Soruşturmacı kişilerin cinayetin Çözülmesinde önemli tavırları ise şüpheci olmaktır. Şüpheci olmak soruşturmacı kişinin cinayet çek onayı ile karşılaştığında sağlıklı bir sürecin geçirilebilmesi için sahip olması gereken bir davranıştır. Bu tutumu ile daha derin bir araştırma yapması mümkündür. Araştırmacının Ölüm halinde ölümün normal bir şekilde mi gerçekleştiği kaza ile olup olmadığı intiharın var olup olmadığı durumlarında araştırmasını sürdürürken ilk olarak cinayetin varlığı üzerinden hareket etmesi gerekir. Olayda kaza olduğu açıkça görülmüş olsa bile buraya Şüpheli ölüm gibi yaklaşılmalı araştırma sonrasında gerçek neden ortaya çıkarılmalıdır. Çünkü ilk olarak normal bir ölüm ya da intihar gibi görünen bir olaydı sonradan intiharın cinayet özelliği kazanması söz konusu olduğunda kaybolan verilerin ya da delillerin geri getirilmesi mümkün olmayabilir. Bu delillerin geri getirilememesi de olayın çözülememesine faili meçhul kalmasına sebebiyet vermesi olağandır. İnsan yaşamını sona erdiren öldürme fiili, sonucu ve ağırlığı bakımından farklı nitelikler taşır. Kanunda kasten öldürme veya taksirle öldürme adı altında hükümler bulunmaktadır. Kasten öldürme sonucunun ne olduğunu bilinerek ve bu sonuç üç kasten istenerek bir başkasını yaşamının sona erdirilmesidir. Bir olayda öldürmenin kasten olup olmadığı bazı kriterlere göre tespiti mümkündür. Örneğin ateşli bir silahla kasten öldürme suçu işlenmiş ise buradaki atış mesafesi atış miktarı öldürme fiilini kasten mi yoksa değil mi sorusuna cevap için incelenme niteliği taşır.

Cinayet Davası Avukatı İzmir

Cinayet fiilinin gerçekleştiği bir olay yeri vardır. Bu olay yerinde ilk olarak meydana gelen olayların nasıl işlendiği kullanılan suç aletleri ve sebepler çerçevesinde ilgili olaya yönelik soruşturma yönteminin belirlenmesi gerekir. Bu soruşturma yönteminin belirlenmesi hususunda ölen ve öldürülmüş olan kişilerin etkisi vardır. Bununla birlikte birçok cinayet türü vardır. Bunlar nefret cinayeti terör cinayeti kadın cinayeti namus cinayeti fanatik cinayetler gibi birçok türe ayrılır.

Nefret cinayeti dinsel ırksal cinsel farklılıklar sebebiyle bir başkasının hayatına son verildiği cinayetler için kullanılır. Örneğin farklı bir Irktan olan bir kişinin bir başkası tarafından herhangi bir sebep olmadan kişinin ırkına duyduğu bir nefretle onu öldürmesi nefret cinayetini oluşturur.

Terör cinayeti bir cinayet türüdür. Terör cebir ve şiddetin kullanılması ile baskı ve korkutma yıldırma sindirme veya tehdit yöntemlerinden herhangi biriyle anayasada belirtilmiş olan cumhuriyetin niteliklerine siyasi hukuki sosyal laik ekonomik düzeni değiştirmek devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünü bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek olan her türlü suç teşkil eden eylemler olarak tanımlanabilir. Bununla birlikte Türk devletinin ve Cumhuriyeti’nin varlığını tehlikeye düşürmek devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek temel hak ve hürriyetleri yok etmek devletin iç ve dış güvenliğini kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla girişilmesi düşünülen her türlü eylemde terör eylemi içerisinde yer alır. Bu suç teşkil eden eyleme girişmeyi düşünen ve bu amaçlara ulaşmak için meydana getirilmiş olan örgütlerin mensubu olup da bu amaçlar doğrultusunda diğer kişiler ile beraber veya tek başına suç işleyen veya amaçlayan Bu suçu işlememiş olsa dahi örgütlerin mensubu olan kişi terör suçlusu kabul edilir. Eğer terör örgütüne mensup değilse ancak bu örgüt adına suç işlemişse de kişi terör suçlusu sayılır. Örneğin 5237 sayılı Türk ceza kanunu içerisinde devletin güvenliğine karşı suçlar başlığı altında yer alan devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçu bir terör suçudur. Bununla birlikte 5237 sayılı Türk ceza kanunu içerisinde yer alan diğer terör suçları da vardır. Bunlar askeri tesisleri tahrip ve düşman asker hareketleri yararına anlaşma suçu, anayasayı ihlal, yasama organına karşı suç, Hükümete karşı suç, Türkiye cumhuriyeti Hükümetine karşı silahlı isyan, silahlı örgüt, silah sağlama, yabancı hizmetine asker yazma yazılma gibi suçlar da terör suçu kapsamında yer alır. Terör suçları insan hakları içerisinde yer alan en temel hakkı olan yaşam hakkını tehdit eder. Şiddet terör savaş ve çatışma ise en temel tehlike olmakla birlikte Şiddet ve terör yönetimini kullanan grupların belli bir kesimin haklarını savunma iddiasıyla ortaya koymuş oldukları eylemler en temel hak olan yaşam hakkını ortadan kaldırır. Ülkemizde terör eylemleri nedeniyle binlerce insan hayatını kaybetmiş yaralanmış ve yaşadığı yerlerden ayrılmak zorunda kalmıştır.

Cinayet Davası Ceza Avukatı

Kadın cinayeti kadına yönelik olarak işlenen bir cinayet türüdür. Kadın cinayetleri kavramı ilk kez bir kadının öldürülmesi anlamında kullanılmış ve böylece literatüre geçirilmiştir. Bu kavram incelenmeye başlanıldığında biyolojik cinsiyetin vurgulandığını söylemek mümkündür. Kadın cinayetlerinin toplumsal cinsiyeti karşılar bir nitelik oluşması ise feminist akademisyenleri kadına yönelik şiddetle ilgili olarak yaptıkları çalışmalarla oluşmuştur. Evlilik için kötü muamele tecavüz ve öldürme ile tehdit gibi kadına yönelik olan şiddetin İncelendiği çalışmalarda kadınların kadını oldukları için öldürülmeleri tanımlanmıştır. Yani kadın cinayetleri kavramı kadınların toplumsal rolleri ile bağlantılı olan nedenler ile öldürülmeleri anlamında kullanılır. Buna birçok örnek verilebilir. Kadından nefret etmek kadını küçümsemek tiksinmek ya da kadına sahip olmak duygusu ile erkeklik tarafından işlenen kadın cinayetleri vardır. Namus cinayetleri tutku cinayetleri lezbiyen olan kadınlara yönelik homofobik cinayetler ırkçı cinayetler bunun yanı sıra ensest ilişki içerisinde veya tecavüz sonucu kadının ölmesi bu tür cinayetler içerisinde yer alır. Kadına mirastan pay vermemek veya kadının ailenin isteği dışındaki bir kişiyle evlilik yapması aile içerisinde yer almayan bir erkekle iletişim kurması kadının evlenerek bir başkasının evinde yaşamaya gittiği yere çeyiz götürmemesi gibi olaylarda cinayet sebebiyetleri arasında sayılan nedenlerdir. Kadının bir tek tarafından öldürülmesinin yanı sıra kızının kadını tarafından öldürülmesi örnekleri de vardır. Yani kadına karşı bir kadın tarafından işlenen cinayetlerin varlığı da mümkündür. Kadının kadına yönelik cinayetine örnek olarak ülkemiz dışında Hindistan‘dan önemli bir durumdan bahsedebiliriz. Hindistan‘da yeni gelinler damat evlerini çeyiz getirirler. Damat evine getirilen bu çeyizin damadın annesi tarafından az bulunması sebebiyle kadınların yakılarak öldürüldüğü durumu ile karşı karşıya gelinmiştir. Burada kadının bir kadın tarafından öldürülmesi söz konusudur. Kadın cinayeti kavramı çok geniş bir şekilde ele alınması gerekir. Çünkü kadına yönelik her türlü şiddet cinayet potansiyeli taşır. Bununla birlikte her kadına yönelik cinayet eylemi kadının kadın olduğu için öldürülmesi sebebiyle olmaz. Bir cinayet sebebiyle ölen kadının cinsiyetinin cinayetin sebebi ile bir ilgisi yoksa bu kadın cinayeti niteliği taşımaz. Örneğin bir cinayete kadın, kadın olmasa da bu cinayette öldürülen kişi olacak ise bu cinayeti kadına yönelik bir cinayet değildir. Bir banka soygununda amacına ulaşmak için güvenlik görevlisinin öldüren hırsızın Öldürdüğü güvenlik görevlisinin kadın olması bu cinayetin türünün bir kadın cinayeti olduğunu göstermez. Bu güvenlik görevlisi erkek olsa bile yine soyguncu tarafından öldürülecek kişi olacaktır. Yani burada güvenlik görevlisinin cinsiyeti olayda herhangi bir farklılık taşımaz. Bu tür durumların kadın cinayeti olarak adlandırılması kadın cinayeti olarak yer alan gerçeklerin saptırılmasına ve bu gerçeklerin göz ardı edilmesine ve hafife indirilmesine sebebiyet verebilir. Bu noktada kadın cinayetlerinin belirlenmesi, Sebepleri ve olayları derin bir şekilde incelenmesi önem taşır. Kadına yönelik şiddet cinayet ve bu cinayetlerin altında yatan nedenler titizlikle araştırılmalıdır. Böylelikle cinsiyete yönelik kadın cinayeti bariz bir şekilde açıklanabilir ve göz ardı edilme olasılığı düşer. Kadın cinayetleri içerisinde yer alan alanlardan belirleyici olan durumlardan biri katil ile kadın arasında bulunan ilişkidir. Yani kadının katil ile hangi İlişki içerisinde olduğu önemlidir. Katilin kadının babası, kocası abisi veya işvereni olup olmadığı ve kadın ile hangi bağ içerisinde bulunduğu kadın cinayetlerinin sebebinin belirlenmesinde önemli bir yer alır.  Kadın cinayetleri Yargıtay kararlarına da konu olur. Buna örnek bir karar vermek mümkündür.

Cinayet Davası Örnek Yargıtay Kararı

T.C.

YARGITAY

1. CEZA DAİRESİ

E. 2019/2653

K. 2020/3319

T. 15.12.2020

DAVA: Sanık… Hakkında maktul… Yönelik nitelikli kasten öldürme suçundan CMK’nin 223/2-e maddesi uyarınca beraatına dair… 12. Ağır Ceza Mahkemesince kurulan hükme yönelik olarak katılan… Vekili ve katılanlar… İle Kadın Cinayetleri Derneği vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, istinaf başvurularının esastan reddine dair… Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin dosya üzerinden inceleme yaparak verdiği 31.05.2017 gün ve 2017/615 esas, 2017/1130 karar sayılı kararında, bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; katılan… vekili ile katılan… vekilinin temyiz itirazlarının 5271 Sayılı CMK’nin 302/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, CMK’nin 304/1. maddesi uyarınca dosyanın … 12. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15/12/2020 gününde sayın Üyeler … ve …’in suçun sübuta erdiğine ilişen karşı oyları ile oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY:

Sanık … hakkında, eşi …’ü kasten öldürme suçundan dolayı açılan kamu davasının açık yargılaması sonrasında, … 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 20/12/2016 gün ve 2015/379 Esas, 2016/351 Karar nosu ile sanığın beraatine karar verilmiş olmakla, katılan vekilinin istinaf incelemesi talebi sonrasında, dosyanın gönderildiği … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 31/05/2017 gün ve 2017/615 Esas 2017/1130 Karar nosu ile esastan reddine ilişkin kararın, bu kere müdahil vekilince temyiz istemi sonrasında, dosya Dairemiz heyetince yapılan ayrıntılı inceleme ve değerlendirme sonrasında oy çokluğu ile sanık hakkında verilen beraat kararının oy çokluğu ile esastan reddine karar verilmiş ise de, sanığın dosyada toplanan tüm delil ve belgelerin tarafımızca değerlendirilmesi sonrasında, sanığın müsnet suçunun sabit olduğu gerekçesi ile sayın çoğunluk görüşüne karşıyız.

Oluşa ve dosya kapsamına göre;

Sanık … maktulenin resmi evli oldukları ve 2 yaşında müşterek bir çocuklarının bulunduğu, aralarında kıskançlığa bağlı zaman zaman tartışmalar yaşandığı, olay tarihinde sanık … maktulenin birlikte ikamet ettikleri evde 2 yaşında çocuklarıyla birlikte bulundukları sırada bağırma seslerini duyan komşularının kapıya geldiği, sanık …’ın kapıyı açtığında üzerinde bir atlet ve boxer olduğu, içeri giren komşuların maktulü yatak odasında yerde sırt üstü kanlar içinde yatarken gördükleri, …’ın 112’ye haber verdiği, 112 görevlileri tarafından söylenilmesi üzerine sanık …’ın maktulenin yarasına bezle bastırmak suretiyle müdahale ettiği ve sanığın savunmasına göre eline kan bulaştığı, görevliler geldiğinde silahın maktulün sağ elinde bulunduğu, görevlilerin maktuleye müdahale etmek için eldivenle silahın ucundan tutarak yatağın üzerine bıraktıkları, o sırada olay yerine gelen sanığın yeğeni …’ün içeri girerek silahın şarjörünü çıkartığı ve fişek haznesini boşalttığı, sağlık görevlileri tarafından uyarılması üzerine silahı bırakarak dışarı çıktığı, maktulün branda sedye ile alınarak Acıbadem hastanesine götürüldüğü, evde sanık … sanığın yeğeni …’ün kaldığı, sağlık görevlilerinin binanın önünde araçla hareket ettikleri sırada emniyet görevlilerinin olay yerine geldiği, sanığın eşi ambulansla giderken çocuğunu komşularına veya yeğeni … bırakma imkanı varken onlarla birlikte gitmeyip yeğeni … ile olay yerinde kaldıkları anlaşılan olayda,

Maktuleye Acıbadem Hastanesinde müdahale sırasında saat 01:00’de el svabının alındığı, sonrasında olay yerine gidilerek saat 01:15’de sanığın el svabının alındığı, svap alma tutanağına göre sanığın elinde kan bulunmadığının belirtildiği, … Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 26/01/2015 tarihli ve 596 Sayılı raporuna göre; sanık …, maktul … Gonca, tanık …’ün svaplarda atış artıklarına rastlanmadığının tespit edildiği, ayrıca 26/01/2015 tarihli uzmanlık raporuna göre; 1 numaralı svap örneğinin (Müzekkerede … … madde N2456 ibareli tabanca tetik yüzeyinden alındığı belirtilen 1-3 delil numaralı svap) bayan genotipik özellikte olduğunun belirtildiği, otopsi raporuna göre atışın bitişik atış olduğu, Jandarma Genel Komutanlığının 30/09/2015 tarihli uzmanlık raporuna göre; metal, cam ve plastik vb pürüzsüz ve emici olmayan yüzeyler üzerinde parmak izi kalmasına elverişli yüzeyler olduğu, tabancanın mekanizmasının kurulması (doldurulması veya boşaltılması) aşamalarında metal olan sürgü dış yüzeyine yapılacak temas ile parmak izi veya avuç izi bırakılmasının mümkün olduğunun belirtildiği;

Sanığın savunmasında, maktulenin ölümüne neden olan silahı komidinin üzerine bıraktığını, (olağan şartlarda silahını akşam yatarken, boş olarak komidine koyduğunu belirtmesine karşın, şarjörünün dolu olması) daha sonra maktulenin aldığını beyan etmesine ve sanığın yeğeni …’ün olaydan sonra silahın şarjörünü ve haznedeki fişeği çıkarttığını beyan etmesine rağmen silahta hiçbir parmak izinin çıkmaması, sanığın maktulenin silah kullanmayı bilmediğini ve namluda mermi olmadığını söylemesine rağmen merminin namluya nasıl sürüldüğünü açıklayamadığı, bitişik atış yapıldığının anlaşılması karşısında silah üzerinde maktuleye ait DNA’nın bulaşmasının hayatın olağan akışına uygun olması, maktulede atış artığı tespit edilememesi, maktulenin ayakta iken vurulduğunu belirtmesi karşısında maktulenin yarayı aldıktan sonra yere düşerken, silahın elinden düşmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, sanığın savunmasında olay sırasında maktulenin yarasına bezle bastırdığını ve eline kan bulaştığını beyan etmesine rağmen svap alma tutanağına göre sanığın elinde kan bulunmaması, başından yaralanan maktulenin silahı temizleme imkanının bulunmaması ve sağlık görevlileri maktuleye müdahale ederken, sanığın yeğeni … tarafından silaha müdahale edilmesi, ardından maktule hastaneye götürüldükten sonra evde sanık … yeğeni Çağrı dışında kimsenin kalmaması ve garip bir şekilde, sanığın savunmasında geçtiği üzere, maktulenin silahı kullanması durumunda, elinin dış kısmında atış artıkları ve kan sıçrama izlerinin bulunması doğal netice iken,otopsi esnasında alınan resimler üzerinde tarafımızca yapılan incelemede maktulün ellerinin üst kısımlarının kanlı olmadığı, yine suç konusu silahta hiç parmak izi bulunmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın suç tarihinde eşini kendisine ait silahla kasten öldürdüğü, daha sonra silahtaki parmak izlerinin silinmek ve sanığın elinin yıkanmak suretiyle delillerin karartılmaya çalışıldığı, sanığın önceden Emniyet Müdürlüğü görevini ifa ettiğinin bilinmesi karşısında, bu tür durumlarda yapılması gerekli her türlü bilgi ve donanıma sahip olduğu, yine sanığın önceki eşine karşı davranışlarıda düşünüldüğünde, kişiliği itibarıyle de, sanığın üzerine atılı suçun sübuta erdiği ve sanığın TCK’nin 82/1-d maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiğinden, sanığın müsnet suçtan beraatine dair, sayın çoğunluk görüşüne katılmıyoruz. (www.kazanci.com.tr)

Töre cinayetleri zina etmek aldatmak evlenmeyi kabul etmemek boşanmak istemek veya tecavüze uğramış kişi olmak gibi sebepler nedeniyle Özellikle kadınlara yönelik bir şiddettin sonucudur. Namus suçu olarak da adlandırılır. Her yıl binlerce kadın töre ve namus sebebi ile öldürülüyor. Töre ve namus cinayetleri ailenin namusunu kirlettikleri gerekçesi ile genellikle erkekler tarafından kadınların öldürülmesi niteliği taşıyor. En yaygın cinayet sebeplerini yasak ilişki cinsel taciz ve tecavüz oluşturmaktadır. Bununla birlikte gey namus cinayetleri de vardır. Namus veya töre kişilerin kendi bakış açılarına göre çeşitli davranışların doğru ve yanlış olduğunu söyledikleri ve bu kişilerin yazılı olmayan kurallarıdır. Bireylerin yaşamlarını şekillendirilmesinde toplumun kendi bakış açsına göre anlam verdiği töre kavramı yer almaktadır. Toplum bireyleri bu töre kavramı çerçevesinde davranmaya zorlayabilir.Bu kavramı göre hayatını şekillendirme yönleri ise cezai yaptırım uygulama yoluna giderler. Ancak bu kavramlar genel geçer değildir. Kişiden kişiye değişen göreceli bir nitelik taşırlar. Örneğin namusun bir tanımı yoktur. Örneğin bazı kişilere göre giyinilen kıyafet kişinin namusuna oluştururken bazı kişilere göre de yalan söylememek gibi bir kavram namusunu oluşturur. Bu göreceli bir kavram olduğu için çeşitli örnekler verilebilir. Hırsızlık yapmak birine göre namussuzluk oluşturabilir. Oysa bir başkasına göre ise hırsızlık yapmak namussuzluk oluşturmazken İstenilmeyen şekilde bir kıyafet giymek namussuzluk oluşturur. Yani bir kişi hırsızlık yaparken namussuz olmaz ama Hırsızlığı namussuzluk olarak görmeyen kişi tarafından belirlenen kıyafet giyme şekillerine uymayan kişi namussuz olur. Tabi bu kişiden kişiye değişen bir kavramdır. Ülkemizde töre namus anlayışına bağlı olarak töre ve namus cinayetlerinin varlığı mevcuttur. Sadece ülkemizde değil tüm dünyada bu tür cinayetlerin yaşandığı olağandır. Bu töre ve namus cinayetleri genel olarak kadınlar aleyhinedir. Bu çok derin ve tartışılması gereken bir konudur. 5237 sayılı Türk ceza kanunu içerisinde töre saikiyle işlenen suçların cezası arttırılmıştır. Kasten öldürme suçu eğer töre saikiyle işlenirse kişi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır. Yani bir kişi birini kasten öldürürse müebbet hapis cezası ile cezalandırılırken eğer bu kişiyi töre saikiyle öldürse ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır. Kanunda töre saikiyle cinayet işlenmesi ağırlaştırıcı bir neden olarak sayılmıştır.

İzmir’de Cinayet Davası Avukatı

Yukarıda bahsettiğimiz gibi cinayetler nefret cinayeti kadın cinayeti töre cinayeti namus cinayeti gibi birçok cinayet türüne ayrılabilir. Bu cinayet türleri soruşturmanın yöntemi için önem teşkil eder ve soruşturmanın kapsamının farklılaştırmasında rol oynar. Soruşturmanın kapsamında ve farklılaşmasının da cinayet türünün öneminin yanı sıra Olay yerine ilk giden görevlilerin sorumlulukları da önemlidir. Olay yerine giden ilk ekip durumu kontrol altına alınması için görevi en iyi şekilde yapmalı ihtiyaç duyduğu halde destek almalıdır. Olay yerine giden ilk ekip görevini yaparken titiz ve dikkatli davranmalıdır ki olay yerinde yer alan delilleri bir zarar gelmesin. Ekibin yapacağı hatalar delillere zarar verebilir. Bununla birlikte delillerin korunması için tedbirlerin alınması gereklidir.

Cinayet davası avukatı için arama yapmak isteyen kişiler mağdur olmuş veya bir suça karışmış olabilir. Cinayet davası içinde hakkın savunulmasında yer alacak kişi cinayet avukatıdır. Cinayet davaları ağır ceza mahkemeleri tarafından görülür. Savunmanın yürütülmesinde görev alan kişiler ise cinayet avukatlarıdır. Cinayet diğer suçlara göre ağırlaştırılmış müebbet suçuyla yaptırım öngörülen bir suçtur. Bu yüzden bu davanın yürütülmesinde ve savunulmasında gösterilmesi gereken titizlik diğer dava türlerine göre daha fazladır. Bu suç için özgürlüğü bağlayıcı ve daha yüksek ceza ile karşılaşılma durumu vardır. Böyle bir durum içerisinde yer alan kişiler için savunma hakkının kullanılması önem teşkil eder. Bir suç İşlediği iddia edilen her kişinin savunma hakkı vardır. Kişiler savunma hakkı dâhilinde yargı organlarında kendini savunma avukattan Yardım alma susma veya bu kişilerin aleyhine olan işleme katılmama tercüman olan kişilerden yararlanma delillerin toplanmasını talep etme duruşma içerisinde hazır bulunma kanun yoluna başvurma gibi haklara sahiptirler. Savunma hakkı ile ilgili olarak Avrupa insan hakları Sözleşmesi içerisinde de bazı hükümler yer almaktadır. Kişi kendisine karşı işlenildiği iddia edilen suçun özelliği ve nedenini en kısa sürede anlayacağı bir dilde ve ayrıntılı şekilde haberdar edilmelidir. Bu kişi savunmasını hazırlayabilmesi için ihtiyacı olan zamanı ve kolaylığa sahip olmalıdır. Kişi kendisini bizzat savunabilir. Bununla birlikte bu kişinin seçmiş olduğu bir müdafiinin yardımı ile savunma yapabilir. Kişi Savunmasını profesyonel bir yardım almak amacıyla avukata yaptırabilir. Türkiye cumhuriyeti anayasası içerisinde yer alan temel haklar ve ödevler bölümünde savunma hakkı ile ilgili hükümlere yer verilmiştir. Bu hükümlere göre herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanmak yolu ile yargı mercileri önünde davacı olarak veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Savunma hakkı bir temel haktır. Savunma hakikate ulaşılmada önemli bir yer alır.

İzmir cinayet davası avukatı arıyorsanız ağır ceza davası avukatı İdil Su Aydın ile iletişime geçebilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir