Suçta Tekerrür ve Özel Tehlikeli Suçlular (TCK 58)

Suçta Tekerrür ve Özel Tehlikeli Suçlular (TCK 58)

Suçlu tekerrür ve özel tehlikeli suçlular 5237 sayılı Türk ceza kanununun ikinci bölümünün güvenlik tedbirleri başlığı altında 58. maddede düzenlenmiştir.

Burada ilk olarak suçta tekerrür ve özel tehlikeli suçlular ile ilgili olarak suçta tekerrür, mükerrir ve mükerrerin ne olduğu ile ilgili olan hususlardan bahsetmemiz mümkündür. Suçta tekerrür daha önceden işlenmiş olan bir suçtan dolayı verilmiş olan hükmün kesinleşmesinden sonra suçun tekrar işlenmesi durumunda meydana gelir. Öyle ki daha önceden işlenmiş olan bir suçun hükmün kesinleşmesinden sonra bu suçun tekrar işlenmesi durumunda suçta tekerrür ile ilgili olan hükümler uygulama bulur. Mükerrer suç daha önceden işlenmiş olan bir suçun hükmün kesinleşmesinden sonra tekrar yenilenmesi halinde burada mükerrer suç meydana gelir. Mükerrer suç Önceden işlenmiş bir suçun hükmün kesinleşmesinden sonra tekrar işlenmesidir. Mükerrir mükerrer suçu işleyen kişiye denir. Öyle ki daha önceden işlenmiş bir suçtan dolayı verilmiş olan hüküm kesinleşmesinden daha sonra bu suçu tekrar işleyen kişiye Mükerrir denir.

Suçun tekerrür ve özel tehlikeli suçlular hükümlerine göre Daha önceden işlenmiş olan suçtan dolayı verilen hüküm kesinleştikten daha sonra yine bir suçun meydana gelmesi durumunda hükümler uygulama bulur. Bundan dolayı cezanın infaz edilmiş olması gereklilik arz etmez. Tekerrür ile ilgili olan hükümler önceden işlenmiş olan suçtan dolayı beş yıldan fazla süreyle hapis cezasına mahkûmiyet durumunda bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren beş yıl geçmesinden sonra işlenen suçlardan dolayı uygulama bulunmaktadır. Bununla birlikte tekerrür hükümleri önceden işlenmiş olan suçtan dolayı beş yıl ya da daha süreli hapis veya adli para cezasına mahkûmiyet durumunda bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren üç yıl geçmesinden sonra işlenen suçlar için uygulama bulmayacaktır. Tekerrür durumunun söz konusu olması halinde sonraki suça dair kanun hükümlerinde seçimlik olarak hapis cezası ile adli para cezası öngörülmüş ise hapis cezasına hükmedilmesine karar kılınır. Kasıtlı suçlar ile taksirli suçlar ve sırf askeri suçlar ile diğer suçlar arasında tekerrür hükümleri uygulama bulunmamaktadır. Kasti bir şekilde öldürme, kasten bir şekilde yaralama, yağma, dolandırıcılık, uyuşturucu ya da uyarıcı madde imal ve ticareti ile parada ya da kıymetli damga da sahteciliğe dair suçlar hariç yabancı ülke mahkemeleri tarafından verilmiş olan hükümler tekerrüre esas niteliği taşımazlar. Eylemin işlenmiş olduğu esnada 18 yaşını doldurmamış olan kişilerin işlemiş olduğu suçlardan kaynaklı olarak tekerrür hükümleri uygulama bulmayacaktır. Tekerrür halinin uygulama bulmuş olduğu durumda söz konusu olan ceza mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesi gerekir. Bununla birlikte Mükerrir ile ilgili olarak cezanın infazından daha sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulama bulabilmektedir. Mahkûmiyet kararı esnasında hükümlü hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin Ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasının söz konusu olacağı belirtilmesi gerekir. Mükerrerlerin mahkûm olduğu cezanın infazı ile denetimli serbestlik cezasının uygulama bulması kanunu hükümleri içerisinde söz konusu olan şekilde yapılması gerekir.

Mükerrirlere özgü İnfaz rejimine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin itiyadi suçlu, suçu meslek edinen kişi ya da örgüt mensubu suçlu ile ilgili olarak uygulama bulunmasına dair hüküm söz konusu olur.

5275 sayılı ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı hakkında kanun hükümlerinin İkinci bölümünün koşullu salıverilme, mükerrirlere özgü infaz rejimi ve denetimli serbestlik tedbiri başlığı altında 108. maddede mükerrirlere ve bazı suç faillerini özgü infaz rejimi ve denetimi serbestlik tedbiri hükümleri düzenlenmiştir. Burada mükerrirlere özgü İnfaz rejimi ve denetimli serbestlik tedbiri ile ilgili olan hususlardan bahsetmemiz mümkündür. Tekerrür durumunda işlenmiş olan suçtan kaynaklı olarak mahkûm olunan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının 39 yılının, müebbet hapis cezasının 33 yılının, birden fazla süreli hapis cezasına mahkûmiyet durumunda en fazla 32 yılının, süreli hapis cezasının üçte ikisinin infaz halinde iyi hali olarak çekilmesi halinde koşullu salıverilmeden bahsedilmesi mümkündür. Fakat koşullu salıverilme orana üçte ikiden fazla olan suçlar açısından tabi oldukları koşullu salıverilme oranının uygulama bulması durumu söz konusu olur. Tekerrürden kaynaklı olarak koşullu salıverilme süresi içerisinde eklenmesi gereken miktar tekerrür esas alınmış olan cezanın en ağırından fazla bir nitelik taşıyamaz. İkinci defa tekerrür hükümlerinin uygulama bulması halinde hükümlü nitelikte olan kişiye koşullu salı verilme hükmü uygulanamaz. Hükümlü ile ilgili olarak ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulama bulacağı hüküm içerisinde belirtilmesi gerekir. İnfaz hâkimi Mükerrir ile ilgili olarak cezanın infazını tamamlanmasından sonra başlamak ve bir yıldan daha az olmamak üzere denetim süresini belirler. Tekerrürden kaynaklı olarak söz konusu olan denetim süresi esnasında koşullu salıverilmeye dair hükümlerin uygulama bulunması durumu söz konusu olur. İnfaz hâkimi mükerrir ile ilgili olarak denetim süresinin uzatılmasına dair karar kılınabilir. Bununla birlikte denetim süresi en fazla beş yıla kadar uzatılmaya tabi olabilir. Cezanın infazını tamamlanmasından sonra devam eden denetim süresi içerisinde bu maddeyle ilgili olarak kendilerine yüklenmiş olan yükümlülükleri ve yasaklara aykırılık teşkil eden davranışlar sergileyen mükerrirler İnfaz hâkiminin vereceği karar ile disiplin hapsine tabi tutulurlar. Disiplin hapsine süresi 15 günden az ve üç aydan fazla bir nitelik taşıyamaz.

Suçta Tekerrür ve Özel Tehlikeli Suçlular Nedir?

5237 sayılı Türk ceza kanununun İkinci bölümünün güvenlik tedbirleri başlığı altındaki 58. maddesi içerisinde yer alan suçta tekerrür ve özel tehlikeli suçlar İle ilgili olarak ilk tekerrürün kelime anlamını İncelemek mümkündür. Tekerrür tekrarlama anlamına gelir. Tekerrür önceden işlemiş olduğu bir suçtan kaynaklı olarak kesin bir hüküm ile mahkûm olmuş bir kişinin söz konusu olan bu mahkûmiyetin kesinleşmesinden sonra kanuni hükümler içerisinde öngörülmüş olan sürenin geçmesinden önce yeni bir suçu işlemesi durumunu ifade eder. Bu durumda ikinci suçu işlemiş olan kişiye mükerrer ismi verilir. Bir suçun ilk kez işlenmesinden sonra ikinci kez işlenmesi durumunun altında birçok neden yatmaktadır. Bu nedenler içerisinde kişilerin ekonomik durumu sosyal çevreleri ve benzeri hususlar yer almaktadır. Bununla birlikte ilk suç işleyen kişilerin içerilerinde bulundukları cezaevlerinin durumları suçluların ıslah edilmemiş olmaları ve cezaevinden çıktıktan sonra hayatlarına devam etmelerini zorlaşması tekrar kişileri suç işleme itmektedir.

Suçta Tekerrür Özel Tehlikeli Suçluların Hukuki Niteliği Nedir?

Tekerrür ile ilgili olan hükümler eski Türk ceza kanunu olan 765 sene Türk ceza kanunun 81. maddesi ve devam içerisinde düzenleme bulmuştur. 2005 yılında kabul edilen yeni Türk ceza kanunumuz olan 5237 sayılı Türk ceza kanunu içerisinde 58. madde hükümleri içerisinde düzenleme bulmuştur. Bununla birlikte 5275 sayılı kanun hükümlerinin 108. maddesi içerisinde de tekerrür müessesesinin söz konusu olduğundan bahsetmek mümkündür. Ancak burada yapılan değişiklikler ile 108. madde içerisindeki tekerrür müessesesi kaldırılmamış içeriğinde bir takım değişiklikler meydana gelmiştir. 5237 sayılı Türk ceza kanunu hükümleri yürürlüğe girmesinden sonra sana konumunda yer alan kişinin Mükerrir olup olmadığı ile ilgili olarak hâkimin araştırma yapması gerekecektir. Bununla birlikte hâkim tarafından yapılan araştırmanın neticesinde sanık Mükerrir ise bu durumu karar içerisinde belirtmek suretiyle infazın mükerrerlere özgü infaz rejimine göre yapılacağına cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulama bulacağını kararında açık Bir şekilde göstermesi gerekecektir. Tekerrür un ceza hukuku içerisinde mi yer aldığı yoksa infaz hukuku içerisinde mi yer aldığı ile ilgili olarak tartışmaların mevcudiyeti söz konusudur. 5237 sayılı Türk ceza kanunun tekerrür müessesesini güvenlik tedbiri olarak kabul etmesi durumu söz konusu dur. Böylelikle tekerrür ile ilgili olarak 5237 sayılı Türk ceza kanunu ile 5275 sayılı kanunun güvenlik tedbirine hâkim olan ilişkilerinin uygulama bulacağını söylememiz mümkündür.

Suçta Tekerrür ve Özel Tehlikeli Suçlular İle İlgili Olan Düzenlemeler Nelerdir?

Tekerrür ile ilgili olarak söz konusu olan düzenlemeler 5237 sayılı yeni Türk ceza kanunu, 5237 sayılı Türk ceza kanunun yürürlüğe girmesinden önce mevcut olan 765 sayılı Türk ceza kanunu ve 5275 sayılı ceza ve güvenlik tedbirinin infazı hakkında kanun içerisinde yer almaktadır. 5237 sayılı yeni Türk ceza kanunun kabul edilmesi ile birlikte tekerrür ile ilgili olarak yeniliklerin mevcudiyeti söz konusu olmuştur. Burada yenilik içerisinde söz konusu olan durum tekerrür müessesesinin güvenlik tedbiri olarak düzenleme bulmuş olmasıdır. Bunun bununla birlikte tekerrür müessesesi infazda nazara alınacak bir kurum niteliği taşımaktadır. 5237 sayılı yeni Türk ceza kanunu hükümleri içerisinde mükerreren sonraki işlemiş olduğu suçtan kaynaklı olarak verilen ceza da belirli oranda artırım yapılması ile ilgili olarak söz konusu olan duruma son verilmiş müşteriler bakımından ayrı bir infaz rejimi düzenlenmiş ve denetimli serbestlik kurumunun uygulanması hala zorunluluk teşkil eder hale gelmiştir. 5237 sayılı Türk ceza kanunu ile birlikte eski Türk ceza kanunu olan 765 sayılı Türk ceza kanunu hükümleri içerisinde bulunmuş olan tekerrür hükümlerinin uygulanması bakımından cezanın infaz edilmesi şartı kaldırılmıştır. Cezanın infaz edilmesi tekerrür süresinin başlaması bakımından bir koşul olarak öngörülmüştür. Bununla birlikte tekerrür uygulaması bakımından önceki cezanın kesinleşmiş olması yeterlilik teşkil etmiştir. 5237 sayılı Türk ceza kanunu hükümlerinde genel tekerrür özel tekerrür ayrımı kaldırılmış ve 5237 sayılı yeni Türk ceza kanununun yürürlüğe girmesiyle eski Türk ceza kanunu olan 765 sayılı Türk ceza kanunun 85. maddesi içerisinde söz konusu olan benzer şekildeki sürekli tekerrür müessesesi düzenlenmiştir. 765 sayılı eski Türk ceza kanunu dönemi içerisinde 18 yaşını tamamlamamış olan çocukları ile ilgili olarak tekerrür hükümlerinin uygulanmayacağına dair bir hüküm söz konusu olmamıştır. Bunlar ile ilgili olarak teker uygulama bulurken yeni Türk ceza kanunu hükümleri içerisinde 18 yaşını tamamlamış çocukların işlemiş olduğu suçtan kaynaklı olarak tekerrür hükümlerinin uygulanmasına mümkün olmayacağı kabul edilmiştir. 5237 sayılı Türk ceza kanunu hükümleri ile yabancı ülkede verilmiş olan mahkeme kararlarından hangi hususların tekerrüre esas alınacağı 765 sayılı kanun hükümlerinden çok farklı olarak düzenlenmiştir. 765 sayılı eski Türk ceza kanununun 81. maddesinin Üçüncü fıkrası içerisinde söz konusu olan tekerrürden dolayı artırılacak miktarın önceki mahkûmiyeti geçmeyeceği ile ilgili olarak söz konusu olan husus 5275 sayılı ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı hakkında kanun hükümlerinin 108. maddesinin ikinci fıkrası içerisinde kurulmuştur. Öyle ki bu maddede tekerrürden kaynaklı olarak koşullu salıverme süresine eklenecek miktar tekerrüre esas alınacak cezanın en ağırından fazla olamaz şeklinde düzenleme söz konusu olmuştur.

Burada tekerrür ile ilgili olan hususların uygulanması esnasında adli sicil kaydı ve okuma şekli ile ilgili olan durumlardan bahsetmemiz mümkündür. Öyle ki 5237 sayılı yeni Türk ceza kanunu yürürlüğe girmesinden daha sonra mahkemeler mi Cumhuriyet başsavcılıklarının nüfus ve sabıka kayıtlarını dosyaya getirmekle yükümlü olacaklardır. Sabıka kaydı ile ilgili olarak en önemli husus sabıka kaydının nüfus kaydına uyumlu olmasının sağlanması hususu dur. Öyle ki burada herhangi bir hatalı yazım bilgisayar ortamı içerisinde yanlış şahsın sabıka kaydının söz konusu olması neticesini meydana getirmektedir.

Suçta Tekerrür Hükümlerinin Uygulama Bulması Açısından Eski ve Yeni Kanun Hükümlerindeki Lehe Kanun Tespiti Nasıl Yapılır?

Yeni Türk ceza kanunu olan 5237 sayılı Türk ceza kanunun 2005 yılında yürürlüğe girmesiyle birlikte eski Türk ceza kanunu on 765 sayılı Türk ceza kanununun tabi olduğu tekerrür hükümlerinin uygulanması ile ilgili olarak lehe kanun tespitinin nasıl yapılacağı durumu meydana gelmiştir.

Burada ilk olarak 5237 sayılı Türk ceza kanunun kabul edilmesinden önce işlenen suçlar bakımından tekerrür hükümlerinin uygulanması ile ilgili olumlu suçlardan bahsetmemiz mümkündür. Mükerrerlere özgü olarak infaz rejimi ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulama bulması esnasında 2005 yılından önce işlenmiş suçlar bakımından 5237 sayılı yeni Türk ceza kanununun yedinci maddesinin ikinci fıkrasının uygulama bulması suretiyle lehe kanun tespiti içerisinde eski Türk ceza kanunu olan 765 sayılı Türk ceza kanunu hükümlerinin mi yoksa yeni Türk ceza kanunu olan 5237 sayılı Türk ceza kanunu düzenlemelerinin mi sanık lehine hükümler meydana getirdiği ile ilgili olarak önemli bir husus söz konusudur. Öyle ki 5237 sayılı Türk ceza kanununun yürürlüğe girmesinden sonra yani 2005 yılından sonra işlenmiş olan suçlar ile ilgili olarak teker uygulaması bakımından herhangi bir sorunun mevcudiyeti söz konusu değildir. Suçun işlenmiş olduğu tarih içerisinde 5237 sayılı yeni Türk ceza kanunu hükümleri yürürlükte bulunmaktadır. Tekerrür uygulanması içerisinde 58. maddede söz konusu olan düzenlemeye göre kararın verilmesi gerekli olacaktır. Bununla birlikte önceki ya da sonraki suç tariflerinin 2005 yılından önce olduğu durumda tekerrür hükümlerinin uygulanmasının hangi durumlara göre yapılacağı tartışma konusudur. Öyle ki 5237 sayılı yeni Türk ceza kanunun yedinci maddesinin Üçüncü fıkrası içerisindeki hususun 5377 sayılı kanunla yapılan değişiklik neticesinde hapis cezasının ertelenmesi koşullu salı verilme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç infaz rejimine ilişkin hükümler derhal uygulama bulacağına daha hayır düzenleme tartışmalara son vermemiştir. Doktrin içerisinde 2005 yılından önce işlenmiş olan suçlar bakımından tekerrür hükümlerinin uygulama alanının söz konusu olmayacağını savunan görüşler vardır. Yeni Türk ceza kanunu olan 5237 sayılı Türk ceza kanunu hükümleri içerisinde yer bulmuş olan tekerrüre dair düzenlemenin göz önünde bulundurulması halinde kanun koyucunun tekerrürden kaynaklı olarak ceza artırımına kabul etmemek suretiyle eski Türk ceza kanunu olan 765 sayılı Türk ceza kanunun 81. maddesi ve devamında yer alan maddelerdeki düzenlemelerden vazgeçtiği Söylenmektedir. 5252 sayılı yürürlük kanununun dokuzuncu maddesinin üçüncü fıkrası içerisinde söz konusu olan lehine olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlere olayı uygulanmak suretiyle ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirleneceğine dair durum göz önünde bulundurularak eski Türk ceza kanunu olan 765 sayılı Türk ceza kanunun lehe olması halinde bu Yasada yer alan tekerrür hükümlerinin uygulanması İle birlikte yine Türk ceza kanunu olan 5237 sayılı Türk ceza kanununda kabul edilmiyor olmasına rağmen ceza da artırım yapılması ceza da kanunilik ilkesi ile yasanın geçmişe uygulanması ilkelerine aykırılık teşkil etmektedir. 5252 sayılı yürürlük kanunun dokuzuncu maddesi içerisinde hükümler uygulama bularak lehe kanun tespitinden önceki ve sonraki yasanın tüm hükümlerinin uygulanması suretiyle sonuçların karşılaştırılmasından Önce ceza hukuku içerisinde yer bulmuş olan durumlardan kurumların kendi içerisindeki karşılaştırılmasının yapılması mümkündür. Söz konusu olan görüşü savunan yazarlara göre LH kanun tespiti içerisinde blok uygulama yapılmasına dair durum doğruluk teşkil etmemektedir. Böyle bir uygulama yapılacak olması halinde en azından yürürlükte olmayan müessese ve hükümlerinin göz ardı edilmesi suretiyle bir uygulama yapılması gerekmektedir. 5252 sayılı kanun hükümleri içerisinde söz konusu olan dokuzuncu maddenin uygulanması neticesinde 5237 sayılı yeni Türk ceza kanunun sanık bakımından lehe olduğunun tespiti durumunda sanık ile ilgili olarak 5237 sayılı yeni Türk ceza kanununun 58. maddesi uygulanmaması gerekir. Uygulanmaya dair karar verilmesi durumunda ise böyle bir durum sanığın cezasının infazı bakımından sonuca etkili olmayacaktır. Bunun sebebi 5237 sayılı Türk ceza kanunun yedinci maddesinin üçüncü fıkrası içerisinde söz konusu olan koşullu salı verilme ye dair uygulama bakımından lehe olan düzenlemenin göz önünde alınacak olması durumudur. 647 sayılı yasa ile birlikte 5275 sayılı kanunun infazı ile ilgili olan hükümlerin karşılaştırılması neticesinde koşullu salı verme oranı itibari ile 647 sayılı kanunun mahkûm lehine sonuçlar içerdiği durumuna ulaşmak mümkündür. Bundan kaynaklı olarak tekerrür sebebiyle mahkemenin cezasının infaz edilmesinde 5275 sayılı kanun hükümleri içerisinde yer alan 108. maddede söz konusu olan durumların uygulama bulmasından bahsetmek mümkün olmayacaktır. Mükerrir konumunda yer alan kişiler ile ilgili olarak 5237 sayılı yeni Türk ceza kanununun 58. maddesinin yedinci fıkrası içerisinde olan durumlara göre karar verilmiş olsa bile Mükerrir konumunda yer alan kişilere dair infaz rejimi ve infaz tamamlanmasından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanamayacaktır. Denetimli serbestlik tedbiri infaz hukuku ile ilgili olan bir düzenleme içerisinde yer almaktadır. Aksine bir durumun söz konusu olmadığı halde derhal uygulanmaları gereklilik teşkil eder. 5237 sayılı yeni Türk ceza kanununun yedinci maddesinin üçüncü fıkrası içerisinde denetim serbestlik tedbirleri bakımından istisnai bir düzenlemenin getirilmiş olmasından bahsetmek mümkün değildir. İnfaz mevzuatı içerisinde neyinle olduğunun saptanması ile ilgili olarak çapraz uygulama yapılması olağanken karma uygulama yapılması olağan olmamaktadır. 5237 sayılı Türk ceza kanunu içerisinde söz konusu olan hükümler varsa bile lehine olduğundan dolayı infaz aşaması içerisinde 647 sayılı kanun hükümlerinin uygulanması durumu söz konusu olduğunda bu kanunun bir bütün olarak uygulanması durumu söz konusu olacaktır. Öyle ki 5237 sayılı yeni Türk ceza kanunu ile olduğundan bahisle mahkûm ile ilgili olarak 58. maddenin uygulanmasına karar verilmiş olsa dahi sonucu etkili bir durum söz konusu olmayacaktır.

2005 tarihinden önceki işlenmiş olan suçlara dair söz konusu olan mahkûmiyet kararları infazı içerisinde 5237 sayılı yeni Türk ceza kanunun yedinci maddesinin üçüncü fıkrasıyla birlikte lehe olan 647 sayılı kanun hükümlerine göre infaz yapılması gerekecektir. Lehine olduğundan kaynaklı olarak 5237 sayılı yeni Türk ceza kanunu hükümlerine göre mahkûmiyet kararları içerisinde tekerrür uygulanmasına karar verilse dahi fiilen uygulanmayacaktır. Bununla birlikte 765 sayılı yeni Türk ceza kanununun lehine olduğundan kaynaklı olarak uygulanıyor olması durumunda 81. maddeden dolayı ceza artırma yoluna gidilmesi farklı uygulamaların meydana gelmesine neden olabilecektir. 2005 tarihinden önce işlenmiş olan suçlar bakımından tekerrür hükümlerinin uygulanacağını savunmuş olan yazarların düşüncelerine göre 5252 sayılı kanunun dokuzuncu maddesinin üçüncü fıkrası içerisinde söz konusu olan açık düzenleme karşısında 2005 tarihinden önce işlenmiş olan suçlar bakımından lehe kanun tespiti yapılırken önceki ve sonraki kanun hükümleri içerisinde bir bütün şeklinde uygulama bularak sonuç cezaların birbirleriyle karşılaştırılıyor olmaları gereklilik arz etmektedir. Öyle ki ceza bakımından hangi kanunla lehe ise sanık hakkında bu kanun hükümlerinin uygulama bulması gerekmektedir. Lehe kanun tespiti içerisinde kanun koyucu blok uygulamayı kabul etmiştir. Söz konusu olan değerlendirme neticesinde 765 sayılı eski Türk ceza kanununun lehine olduğunun tespit edilmesi durumun söz konusu olması halinde koşullar mevcut ise sanığın cezasında tekerrür sebebiyle artırım yapılması mümkün olacaktır. 5237 sayılı yeni Türk ceza kanunu hükümlerinin olduğunun kabul edilmesinde sanık ile ilgili olarak 58. madde bakımından müşterilere özgü infaz rejiminin uygulanmasına ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına dair kararın kılınması gerekmektedir.

Burada bahsedilmiş sen gereken bir diğer durum her iki suçunda 2005 tarihinden önce işleniyor olmasının meydana gelmesidir. Suçun faili konumunda yer alan kişi tarafından işlenmiş olan suçlardan her ikisinin söz konusu olduğu yıl 2005’ten önce ise suçun faili konumunda yer alan kişi ile ilgili olarak tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağına dair Lehe kanun tespiti bakımından tekerrür hükümlerinin uygulama bulmasının gerekli kabul Edip etmemeye göre değişik neticeler ortaya çıkaracaktır. Tekerrür hükümlerinin uygulanıyor olmasının kabul edilmesine savunan görüş düşüncelerin ne göre hakkında tekerrür uygulaması söz konusu olacak suçun tarihi eski bir tarih ise böyle bir durumda 5252 sayılı kanun hükümlerinin dokuzuncu maddesinin üçüncü fıkrası dolayısıyla yapılacak değerlendirme neticesinde tekerrür hükümlerinin değerlendirilmesi mümkün olmayacaktır. Bununla birlikte tekerrür hükümlerinin uygulanmasının gerekli olduğunu savunan görüşe göre Lehe kanun saptanmasında tekerrür hükümlerinin de değerlendirme konusu yapılması gerekecektir.

Burada bahsedilmesi gereken bir diğer durum sadece ilk suçun 2005 tarihinden önce işlenmiş olması durumudur. Suçun faili konumunda yer alan kişinin işlemiş olduğu suçlardan tekerrür ile ilgili olan suçun 2005 yılından daha önce işlenmesine karşın hakkında tekrar hükümlerin uygulanacağı ikinci suçun bu tarihten daha sonra işlenmiş olması halinde tekerrür uygulanmasında Bir tartışmalı mevcudiyeti söz konusu olmayacaktır. Öyle ki hakkında tekerrürden kaynaklı olarak yaptırım uygulanacak suç ilk suç olmamaktadır. İşlenmiş olan ikinci suçtur. Tekerrürün koşullarının meydana gelip gelmediği de işlenmiş olan ikinci suçun işlenme tarihinde yürürlükte olan ceza mevzuatına göre değerlendirmeye tabi olacaktır. Hakkında tekerrür hükümleri uygulama bulacak olan suçun 5237 sayılı yeni Türk ceza kanunu hükümlerinin yürürlüğe girmiş oldu 1 Haziran 2005 tarihinden sonra işlenmiş olması halinde suçun faili konumunda yer alan kişi ile ilgili olarak aynı kanunun 58. maddesine göre söz konusu olan işlemlerin yapılması durumu meydana gelecektir. İkinci suçun işlenme tarihinin 2005 yılından sonra olması halinde 5252 sayılı kanunun dokuzuncu maddesinin uygulama alanı söz konusu olmayacaktır.

Burada bahsedilmesi gereken bir diğer durum 765 sayılı eski Türk ceza kanununa göre verilmiş olan erteleme cezalara dair mahkûmiyetlerin durumudur. Seçenek yaptırım şeklinde cezanın ertelenmesine dair eski Türk ceza kanunu on 765 sayılı Türk ceza kanunu düzenlemesi ile 5237 sayılı yeni Türk ceza kanunu hükümleri arasında farklılık söz konusu olmaktadır. 765 sayılı yeni Türk ceza kanunu dönemi içerisinde verilen erteleme kararı sonrasında belirlenen sürede yeniden suç işlenmemesi durumunda mahkeme hükmü tüm sonuçları ile birlikte ortadan kalkmaktadır. Öyle ki böyle bir durumda tekerrür esas alınması durumu söz konusu olmuyordu. Böylelikle ertele ceza olarak tekerrür esas niteliği taşımamaktadır. 5237 sayılı yeni Türk ceza kanunun ertelemeyi düzenleyen 51. maddesi hükümleri içerisinde söz konusu olan denetim süreleri içerisinde herhangi bir suç işlenmiyor olması ve denetim yükümlülüğüne uygun bir davranış sergilenmesi halinde mahkûmiyet hükmü ortadan kalkmayarak ceza infaz edilmiş sayılacaktır. 5237 sevgin Türk ceza kanununun 51. maddesinin üçüncü fıkrası ve dördüncü maddesinde söz konusu olan fıkraları ile 58. maddenin ikinci fıkrasında söz konusu olan durumlar birlikte değerlendirilmesi halinde Ertelenmiş mahkûmiyet hükmü tekerrüre esas teşkil eder nitelik taşıyabilecektir. 765 sayılı eski Türk ceza kanunu hükümlerine göre verilmiş olan ertelemeye dair mahkûmiyet kararları hüküm tarihi itibari ile başlayacak olan ve 95. madde içerisinde söz konusu olan sürelerde varlıklarını ve kendilerine bağlanan sonuçlar doğurmaya devam edeceklerdir. Vaki olmamış sayılmayan ertelenmiş mahkûmiyetler 5237 sayılı yeni Türk ceza kanununun uygulanmasında tekerrüre esas alınabilecek nitelikler taşımaktadır. 2005 yılından önce işlenmiş olan bir suçtan kaynaklı olarak 5252 sayılı kanunun dokuzuncu maddesinden dolayı yapılan değerlendirme neticesinde L olması sebebiyle eski Türk ceza kanunu olan 765 sayılı Türk ceza kanunu hükümlerine göre verilecek olan her türlü mahkûmiyet hükmü kararın verilmesinden itibaren beş yıl boyunca mevcudiyetine koruyacak olduğundan bu süre içerisinde ancak 2005 yılından sonra işlemiş olduğu bir suçtan kaynaklı olarak tekerrüre esas nitelik taşıyabilecektir.

Suçta Tekerrür Hükümlerinin Koşulları Nelerdir?

5237 sayılı yeni Türk ceza kanununun ikinci bölümünün güvenlik tedbirleri başlığı altında yer alan 58. maddesinde düzenlenmiş olan suç da tekerrür ve özel tehlikeli suçlar ile ilgili olarak tekerrürün koşulları ile ilgili olan hususlardan bahsetmek mümkündür. Burada ilk olarak daha önceden işlenen suçtan dolayı mahkûm olma koşulundan bahsetmek mümkündür. Bir kişi hakkında tekerrür ile ilgili olan hususların uygulanması bakımından gereken ön şart bu kişinin önceden işlemiş olduğu bir suçun mevcudiyetinin söz konusu olmasıdır. Böylelikle bu kişi bu suçtan dolayı mahkûm edilmiş olmalıdır. Daha önceden mahkûm olmamış kişiye ilk suçlu demek mümkündür. Bu koşulu 5237 sayılı yeni Türk ceza kanunu hükümleri içerisinde aranmış olan unsurlardan olduğunu söylememiz mümkündür. Öyle ki 5237 sayılı yeni Türk ceza kanununun 58. maddesinin birinci fıkrası içerisinde önceden işlenen suçtan dolayı verilen hüküm ibaresi düzenlenmiştir. Beraat kararlarının mevcudiyeti tekerrür esas teşkil etmeyecektir. Öyle ki tekerrüre esas teşkil eden hükmün mutlaka mahkûmiyet olması gerekli olmaktadır. Beraat kararı bir mahkûmiyet kararı değildir. Böylelikle kişinin bir suçlu olduğunu söylemek mümkün olmaz. Kişinin herhangi bir suç işlemediği açıktır. Öyle ki herhangi bir suç işlemeden tekerrür gibi bir durumun söz konusu olmasından bahsetmek olanaksızdır. İlk olarak bir suçun işlenmesi ve bunun neticesinde mahkûmiyet kararının verilmesi ön şart niteliği taşımaktadır. Burada bahsetmiş olduğumuz mahkûmiyetin bir ceza mahkûmiyeti olması gerektiğini altını çizmemiz gerekmektedir. Eğer ceza mahkûmiyeti söz konusu değil ise suçlu teker ile ilgili olan ön şartı meydana geldiğini söylememiz mümkün olmaz.

Burada daha önceden işlenen suçtan dolayı mahkûm olma koşulu içerisinde Ceza mahkûmiyeti olma zorunluluğu, verilen ceza kesinleşmiş olması, kesinleşen cezanın infazının gerekli olmaması, önceki mahkûmiyetini tekerrüre esas alınmasını engelleyen durumlar, tekerrüre esas olmayan mahkûmiyetler ile ilgili olan hususlardan bahsetmemiz mümkündür. İlk olarak daha önceden işlenen suçtan dolayı mahkûm olma koşulu içerisinde ceza mahkûmiyeti olma zorunluluğu ile ilgili hususlardan bahsetmemiz mümkündür.

5237 sayılı yeni Türk ceza kanunu hükümleri içerisinde söz konusu olan mahkûmiyet kararı tabiriyle ceza mahkûmiyeti kast ediliyor olmaktadır. 5237 sayılı yeni Türk ceza kanunu dönem içerisinde önceki mahkûm yetinin hapis cezası olması ile adli para cezası olması arasında bir farkın mevcudiyeti söz konusu değildir. Her iki mahkûmiyet tekerrür hükümlerini meydana getirmektedir. Ceza mahkûmiyeti dışında söz konusu olan mahkûmiyetler idari para cezaları, güvenlik tedbirleri ile ilgili olan kararlar tekerrür meydana getirmezler. Disiplin cezalarının tekerrüre esas olan mahkûmiyetlerden biri olduğunu söylemek mümkün değildir.

Bununla birlikte hapisten çevrilmiş olan adli para cezası haricinde söz konusu olan seçenek yaptırımların tekerrüre esas olmayacağı ile ilgili olarak bir görüşün birliğinden bahsetmek mümkün değildir. Ceza tertibine Yer olmadığına ilişkin kararlar tekerrüre esas teşkil eder niteliği taşımamaktadırlar. Öyle ki 5237 sayılı yeni Türk ceza kanunu hükümleri içerisinde söz konusu olmuş olan karşılıklı hakaret suçunun işlenmesi ile verilecek olan ceza verilmesine yer olmadığına dair hüküm tekerrüre esas nitelik taşımaktadır. Öyle ki sanık konumunda yer alan kişinin almış olduğu önceki mahkûmiyet 2005 tarihinden önce işlenmiş ve 765 sayılı yeni Türk ceza kanunu göre alınmış bir mahkemesi niteliği taşısa bile yeni Türk ceza kanunun 58. maddesi içerisinde söz konusu olmuş olan koşulların meydana gelmiş ise anılan maddenin uygulama bulmasına bahsetmemiz mümkün olabilecektir. Yargıtay işte hatları içerisinde söz konusu olacağı üzere eski mahkûmiyetlerin yeni Türk ceza kanunu ile kurulmuş olan hükümler bakımından tekerrüre esas anlamayacağını dair düşünceler yerinde olmadığı söylenmektedir.

Burada daha önceden işlenen suçtan dolayı mahkûm olma koşulu içerisinde Ceza mahkûmiyeti olma zorunluluğu İle ilgili hususlardan bahsettik. Burada bahsedilmesi gereken bir diğer husus verilen cezanın kesinleşmiş olmasıdır.

Ceza mahkûmiyetin verilmesinin tekerrüre esas teşkil etmesini mümkün olması bakımından kesinleşmiş olması önem teşkil etmektedir. Öyle ki beraat kararları nedeni ne bakılmadan tekerrüre esas nitelik taşıdığı söylenemez. Tekerrür uygulamasının temel hareket noktası yargılanmakta olan kişinin önceden bir ceza mahkûmiyetine sahip olup olmadığıdır. Daha önceki suçları ile ilgili olarak hükümlerin kesinleşmiş olması durumunun söz konusu olması halinde tekerrürden bahsedilemeyecektir. Böyle bir durumda içtima meydana gelecektir. Eski Türk ceza kanunu olan 765 sayılı Türk ceza kanunundan farklı bir tekerrür sistemini benimsemiş olan 5237 sayılı Türk ceza kanunu hükümleri içerisinde mevcut olan 58. maddenin birinci fıkrası içerisinde önceden işlenen suçtan kaynaklı olarak verilen hükmün kesinleşmesinin gerekli ortadadır. Yeni Türk ceza kanunu olan 5237 sayılı Türk ceza kanunun 58. maddesi içerisinde söz konusu olan mahkûmiyet kararının kesinleşmiş olması aranmasından kaynaklı olarak mahkûmiyet kararının verilmesi ile beraber söz konusu kararın kesinleşmesinden ikinci suçun işlenmesi halinde tekerrürün meydana geldiğini söylemek mümkün olmayacaktır.

Burada daha önceden işlenen suçtan dolayı mahkûm olma koşulu içerisinde Ceza mahkûmiyeti olma zorunluluğu ve verilen ceza kesinleşmiş olması İle ilgili olan hususlardan bahsettik. Burada bahsedilmesi gereken bir diğer husus kesinleşen cezanın infazının gerekli olmamasıdır.

Burada daha önceden işlenen suçtan dolayı mahkûm olma koşulu içerisinde Ceza mahkûmiyeti olma zorunluluğu, verilen ceza kesinleşmiş olması, kesinleşen cezanın infazının gerekli olmaması ile ilgili Olan hususlardan bahsettik. Burada bahsedilmesi gereken bir diğer husus önceki mahkûmiyetini tekerrüre esas alınmasını engelleyen durumlardır.

Burada daha önceden işlenen suçtan dolayı mahkûm olma koşulu içerisinde Ceza mahkûmiyeti olma zorunluluğu, verilen ceza kesinleşmiş olması, kesinleşen cezanın infazının gerekli olmaması, önceki mahkûmiyetini tekerrüre esas alınmasını engelleyen durumlar İle ilgili olan hususlardan bahsettik. Burada bahsedilmesi gereken bir diğer husus tekerrüre esas olmayan mahkûmiyetler ile ilgili olan hususlardır.

Suçta Tekerrürün Çeşitleri Nelerdir?

5237 sayılı Türk ceza kanunun ikinci bölümünün güvenlik tedbirleri başlığı altında 58. maddede suçla tekerrür ve özel tehlikeli suçlar düzenlenmiştir. Suçun tekerrür ile ilgili olarak bazı çeşitlerin mevcudiyeti söz konusudur. Eski Türk ceza kanunu olan 765 sayılı Türk ceza kanunu hükümleri içerisinde tekerrür genel tekerrür, basit özel tekerrür ve sürekli özel tekerrür şeklinde çeşitleri ayrılmış nitelikteydi. Tekrar hükümlerinin uygulama bulmasına mümkün olması açısından önceki suçla sonradan işlenmiş olan suç arasında ayniyet ya da benzerlik aramaya sistem genel tekerrür, arayan sistem ise özel tekerrürü oluşturmaktadır. Genel tükürür 765 sayılı eski Türk ceza kanununun 81. maddesinin ilk fıkrası içerisinde düzenleme bulmuş ve koşulları belirlenmiştir. Basit özel tekerrür 765 sayılı eski Türk ceza kanununun 81. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenmiş aynı nevi suçtan dolayı Mükerrir olandır. 765 Sayılı eski Türk ceza kanununun 85. maddesinde düzenlenen ise sürekli özel Tekerrürdür. Sürekli özel tekerrür birden fazla defa aynı neviden suç işlemek suretiyle Mükerrir olanlara Karşılık gelmektedir.

765 sayılı Türk ceza kanunun 85. maddesi içerisinde düzenleme bulmuş olan sürekli özel tekerrür içerisinde üst üste suç işleyenlere verilecek olan cezaları belirleyen bir sistem getirilmiş olmaktadır. 5237 sayılı yeni Türk ceza kanununun hükümet gerekçesi içerisinde özel tekerrür durumlarının kaldırılması yoluna gidilmiştir. Öyle ki gerekçe içerisinde özel sektör ile ilgili olarak söz konusu olan maddeler ceza tertibi içerisinde bir takım zorlukların meydana gelmesi Sonucunu ortaya çıkardığından çeke görüş ile ilgili olan hükümlerin bir tertibe bağlanması yani özel tekerrür hallerinden kaldırılıyor olması şeklinde yeni bir düzenleme getirilmiştir. Bununla birlikte 5275 sayılı kanunun 108. maddesinin üçüncü fıkrası içerisinde ikinci defa tekrar hükümlerinin uygulanması halinde hükümlü koşullu salı verilmez. Bu duruma göre 5237 sayılı yeni Türk ceza kanunu hükümlerinin 58. maddesinin dokuzuncu fıkrası içerisindeki müşterilere özgü nitelikteki infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin itiyadı suçlu suçu meslek edinen kişi ya da örgüt mensubu suçlu ile ilgili olarak uygulanmasına hükmedileceğine dair düzenleme karşısında özel tekerrür hallerinden söz konusu olmadığını söylemek mümkün olmamaktadır. Öyle ki ikinci tekerrür 5237 sayılı Yeni Türk ceza kanununun 108. maddesinin üçüncü fıkrası içerisinde düzenlenmesi ile ve itiyadi suçlar ve suçu meslek edinen kişi ile ilgili düzenlemelerin mevcudiyetinden bahsetmek mümkündür.

Burada ilk olarak ikinci tekerrür ile ilgili olan hususlardan bahsedebiliriz. Sonrasında itiyadı suçu ve suçu meslek edinen kişi ile ilgili olan hususlardan devam etmemiz mümkündür. İkinci tekerrür 5275 sayılı ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı hakkında kanun hükümlerinin 108. maddesinin üçüncü fıkrası içerisinde yer bulmuştur. Bahsetmiş olduğumuz fıkrada sanık konumunda yer alan kişi ile ilgili olarak birinci tükürürüm şartlarının meydana gelmesinden dolayı tekerrür hükmü uygulama bulduktan ve bu tekerrür uygulama bulan mahkûmiyet kesinleştikten sonra suçun faili konumunda yer alan kişi tekrardan tekerrür hükümlerinin uygulanmasını gerekli kılan bir suç işlemiş olması durumu mevcuttur. Bu suç ikinci suçun infazından biri tekerrür süresi içerisinde işlenmiş olmalıdır. Tekerrür süresinin geçmesinden sonra üçüncü suçun işleniyor olması halinde Bu hükmün uygulama olmasına bahsetmek mümkün olmayacaktır. Üçüncü suçun birinci suçun tekerrür süresi içerisinde işlenmesine gerek olmamaktadır. İkinci tekerrür halinde artık mahkûm İle ilgili olarak koşullu salı verme hükümleri uygulama bulmayacaktır. Mahkeme kararı içerisinde bu durumu belirtecek sana konumunda yer alan kişinin ikinci kez mükerrer oldu anlaşılmasından sanık ile ilgili olarak bu suçtan kaynaklı almış olduğu cezanın infazında koşullu salı verilme hükümlerinin 5237 sayılı Türk ceza kanunun 58. maddesinde ve 5275 sayılı ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı hakkında kanun hükümlerinin 108. maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanmasına yer olmadığına dair karar söz konusu olacaktır. Bununla birlikte ikinci teker halinde hükümlü konumunda yer alan kişi ile ilgili olarak 5275 sayılı ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazını hakkında kanun hükümlerinin 108. maddesinin beşinci fıkrasından kaynaklı olarak denetimli serbestlik tedbirinin de uygulanması durumu söz konusu olacaktır.

Burada tekerrürün çeşitleri ile ilgili olarak ikinci tekerrür durumundan bahsettik. Burada bahsedilmesi gereken bir diğer durum itiyadi suçludur. 5237 sayılı Türk ceza kanunun altıncı maddesi içerisinde itiyadi suçlu ile ilgili olan hususlara yer verilmiştir. 5237 sayılı Türk ceza kanunun altıncı fıkrasına göre itiyadi suçlu kasıtlı bir suçun temel şekline veya daha ağır ya da daha az cezayı gerekli kılan nitelikli şekillerine bir yıl içerisinde mi farklı zaman dilimlerinde ikiliden fazla işleyen kişi anlamına gelmektedir. Öyle ki önemli olan husus itiyadi suç ile itiyadı suçlu kavramlarının birbiriyle aynı olmadığıdır. İtiyadı suç Kanun hükümlerinin bir defa işlemesi durumunda suç saymadığı fiildir. Bu durum bazı hallerde ağırlaştırıcı sebep olarak görülmektedir. Öyle ki itiyadı suçlu daimi kanun hükümlerine karşı aykırı bir eylem içerisinde olan kişi konumundadır. Bu kişi toplum içerisinde tehlike yaratan bir tip niteliği taşımaktadır. Bir kişinin itiyadı suçlu sayılıp sayılmayacağı ile ilgili olarak bazı ölçütlerin mevcudiyeti söz konusudur. Öyle ki burada söz konusu olan ölçütlerden bahsetmemiz mümkündür. İlk olarak sana konumunda yer alan kişinin işlemiş olduğu suçlar kasıtlı suç niteliği taşıması gerekmektedir. Bu kaset doğrudan olabileceği gibi olası kast ile de olması mümkün niteliktedir. Taksirli suçlar da ihtiyattan alışkanlıktan bahsetmek mümkün nitelikte değildir. Öyle ki sürekli trafik kazası yapan bir kamyon şoförünün bu nitelikte olmasından bahsedemeyiz. Bununla birlikte ölçütlerden bir diğer durum sana konumu duyulan kişinin işlemiş olduğu suçlar aynı türden suç niteliği taşımalıdır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır ya da daha az cezayı gerekli kılan nitelikli halleri aynı türden olabilirler. Öyle ki yaralama suçu içerisinde 5237 sayılı Türk ceza kanununun 86. 87. durum 88. maddeleri aynı tür niteliğini taşımaktadırlar. Fakat 5237 sayılı Türk ceza kanunu yürürlüğe girmeden önce mevcut olan eski Türk ceza kanunumuz olan 761 sayılı Türk ceza kanunu hükümlerinin 81. maddesinin ikinci fıkrası ve 86. maddesi içerisindeki hususlar farklılık teşkil etmektedir. Aynı tür kavram daha dar tutulduğu söylenebilir. Burada bahsetmiş olduğunuz aynı tür kavramı yalnızca suçun basit şekli, ağırlaştırılmış hallerimi nitelikli halleri ile ifade edecektir. Öyle ki bunları kapsayacak bunların haricinde kalanları dışarıda bırakacak şekilde kullanım söz konusu olmuştur. Burada bahsedilmesi gereken bir diğer ölçüt aynı türden suçların ikiden fazla kez işlenmesinin gerekli olmasıdır. Öyle ki en az üç kez aynı türden suçun işlenmiş olması gerekir. Burada en az üç aynı türden suçun işlenmiş olmasının gerekliliği söz konusudur. Bahsedilmesi gereken bir diğer ölçüt suçların bir yıl içerisinde işlenmesinin gereklidir. Aynı türden en az 3 suç aynı yıl içerisinde işlenmiş olması gereklidir. Söz konusu olan bir yılın başlangıç süreci Birinci suçun işlenmiş olduğu tarihten başlayacaktır. Bahsetmiş olduğumuz üç suçun işleniş tarihi ile arasında en fazla bir yıl olması gereklidir. Birinci ve ikinci suç ile ilgili kararın kesinleşmesi zorunlu olmamaktadır. Öyle ki ceza hukuku uygulaması içerisinde ortalama ceza yargılama süresi dört yıldır. Eğer önceki işlenmiş olan suçların kesinleşmesi şartı aranırsa itiyadı suçlu ile ilgili olan hususun uygulanması mümkün olmayacaktır. Tekerrür ile itiyadı suçlunun farkı itiyadi suçluda Birinci ve ikinci suçlar kesinleşmeden ikinci suç işlenmiş olmaktadır. Tekerrür değilse önceki suç ile ilgili mahkûmiyet kararı kesinleşmiş olmadan tekerrür ile ilgili olan hükümler uygulama bulamayacaktır. Burada bir yıl içerisinde aynı türden üç suç işlemiş olan şahsın bu suçları farklı zamanlar içerisinde işlem şu anması gereklilik arz etmektedir. Aynı anda bu suçlardan ikisi ya da üçü bir arada işlenmiş ise bu durumda itiyadi suçluluktan bahsedilmesi mümkün olamayacaktır. Bu suç bunun en önemli neticesi bunlar ile ilgili olarak teker hükümleri uygulanması bile Mükerrir konumunda yer alan kişilere özgü infaz rejimi ve denetimi serbestlik tedbirlerinin uygulama bulması durumu söz konusu olacaktır.

Burada tekerrürün türleri ile ilgili olarak bahsedilmesi gereken bir diğer husus suçu meslek edinen kişidir. Suçu meslek edinmiş olan kişiler için Mükerrir konumunda yer alan kişilerin tabi olduğu infaz rejimi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulama bulması durumu söz konusu olacaktır. 5237 sayılı Türk ceza kanunu hükümleri içerisinde yer bulmuş olan altıncı maddede suçu meslek edinen kişi ile ilgili olan tanıma yer verilmiştir. Bu tanıma göre suçu meslek edinen kişi kısmen de olsa geçimini suçtan elde etmiş olduğu kazançla sağlamaya alışmış olan kişi olarak nitelenebilir. Suçu meslek edinme durumunda itiyadı suçluluğun daha fazla bir şekilde işlenmiş durumu ortaya çıkmaktadır. Bir diğer durumda suç işlemeye alışık bulunma durumu söz konusu olsa dahi suç o kişinin hayatında bir olay olarak kalmaktadır. Suçu meslek edinen kişi içerisinde suç işlemek bir yaşam biçimi haline almıştır. Suçun meslek edinmiş olan kişi bakımından suç tesadüfen işlenmiş bir olay niteliği taşımamaktadır. Kişinin hayatının bir parçası haline gelmiştir ve kişinin yaşamını bu şekilde idame ettirmektedir. Öyle ki kişinin yaşamını sağlaması için sahip olunca gelir suç işlemek vasıtasıyla sağlanmaktadır. Burada kısmi bir şekilde olsa dahi suçtan elde etmiş olduğu kazanç ile geçimini sağlamaya alışmış olan kişi suça meslek edinen kişi konumunda yer almaktadır. Suçu meslek edinmiş olan kişi suçtan elde etmiş olduğu kazanç ile hayatını sürdürme alışkanlığını elde eden kişi konumunda yer alır. Farklı bir kazanç kaynağına sahip olsa bile her türlü suçu kazanç için işlemiş olan kişi suçu meslek edinen kişi olur. Öyle ki burada bir sürecinin mevcudiyetine söz konusu olduğundan bahsetmemiz mümkündür. Suçu alışkanlık haline getirme durumu mevcut olmaktadır. Örneğin hırsızlık yaparak geçimini sağlayan kişi suçu meslek haline getirmiş kişi olmaktadırlar. Burada tekerrür ile ilgili olan koşulların meydana gelmiş olması durumu söz konusu olmasa dahi suçu meslek edinmiş olan kişiler müşterilere özgü infaz rejimine ve denetimi serbestliğe tabi nitelik taşıyabilirler.

Suçta Tekerrürün Sonuçları Nelerdir?

2005 tarihinde yürürlüğe girmiş olan 5237 sayılı yeni Türk ceza kanunu hükümleri içerisinde söz konusu olan düzenlemeler de olduğu gibi tekerrür müessese içerisinde de 765 sayılı Türk ceza kanunu hükümlerinden farklı bir düzenlemenin mevcudiyeti söz konusudur. Öyle ki 5237 sayılı yeni Türk ceza kanunu tekerrür ile ilgili olan hükümleri 765 sayılı eski Türk ceza kanunu hükümlerinden farklıdır. Eski Türk ceza kanunu olan 765 sayılı Türk ceza kanunu hükümleri içerisinde tekerrür maddi ceza hukuku kapsamında değerlendirilmiş olan ve ceza da artırma gerekli kılan bir haldir. Yeni Türk ceza kanunu olan 5237 sayılı Türk ceza kanununda ise tekerrür ceza içerisinde artırım sebebi olarak kabul edilmemiştir. Bir infaz rejimi olarak düzenleme bulmuştur. 5237 sayılı yeni Türk ceza kanunun 58. maddesinin birinci maddesinde ve ikinci maddesinde daha önceki mahkûm yetinin infazının tekerrür uygulaması bakımından gerekli olmadığına yer verilmiştir. Öyle ki cezanın infazını tekerrür süresinin başlaması açısından önemli olduğuna yeni kanun hükümlerinde yer verilmiştir. 5237 sayılı yeni Türk ceza kanunun 58. maddesi içerisinde müdürler ile ilgili olarak özel bir en fazla değişimi uygulanabilecektir. Bu infaz rejiminin ne olduğu ile ilgili olarak 5275 sayılı kanun hükümlerine 108. maddesi hükümleri söz konusudur. Tekerrür ile ilgili olarak hükümlerin sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi ne mümkün olması bakımından mahkemelerin göz önünde bulundurması gereken bazı hususları mevcudiyeti söz konusudur. Öyle ki tekerrür uygulaması bakımından sana konumunda yer alan kişinin sabıka kaydının getirilmesi suretiyle söz konusu olan şekilde okunup incelenmesi gereklidir. Bununla birlikte sabıkaya esas ilamlar, kesinleşme ve infaz şerhi ile birlikte mahkemesinden getirilmeli gelen infaz evrakları içerisinde içtima varsa çözülmeli ve en ağır cezanın saptanması gereklilik arz etmelidir. Tekerrür ile ilgili olan hükümlerin uygulanması durumunda sanık konumunda yer alan kişinin sabıka kaydının bulunan mahkûmiyet kararları içerisinde hangisinin tekerrür esas alındığı mutlaka gösterilmesi gereken hususlar içerisinde yer almaktadır. Bunun ile ilgili olarak Yargıtay’ın tekerrürün şartlarının meydana gelip gelmediğini denetlemesi ikinci suç ile ilgili olarak koşullu salıverme süresine eklenecek olan sürenin saptanması bakımından önemli Bir durumun mevcudiyeti söz konusudur.

Daha önceki mahkûmiyetin mevcudiyeti Adli sicilden istenmiş olan bilgiler karşılığında söz konusu olan cevaplar ile anlaşılmaktadır. Bununla birlikte suçun faili konumunda yer alan kişi önceden Mahkûm olduğunu farklı bir kanıtla ispat edemeyeceksin.

5271 sayılı kanun hükümleri içerisinde söz konusu olan hükümler ile adli sicil kaydını aşığım kaydı ile birlikte Cumhuriyet savcılıklarının getirmesine söz konusu olduğunu söylememiz mümkündür. Adli sicil kaydının mutlaka nüfus kaydına uygun bir şekilde söz konusu olması gerekmektedir. Adli sicil kaydı içerisinde sanık sabıkalı bir şekilde duruyor ise böyle bir durumda avukatın alınması ve 51. ve 58. madde hükümleri içerisinde uygulama bulacak olan hükümler ile ilgili olarak Cumhuriyet Savcılığı tarafından getirtilmesi gerekmektedir. Cumhuriyet Savcısı ya da mahkeme tarafından dosyaya getirilmiş olan bu sabıka ile ilgili olarak ilanların kesinleşme ve infaz tarihlerinde mutlaka belirlenmesi gerekmektedir. Gelen bu ilanlara göre sanık ile ilgili olarak tekrar hükümlerin uygulama bulabileceğinin görülmesi durumunun söz konusu halinde sevk maddelerine 5237 sayılı Türk ceza kanununun 58. madde hükümleri ve 5275 sayılı Kanun hükümlerinin 108. maddelerine yer verilmesi gerekmektedir. Adliye sicil içerisindeki kayıt sanık konumunda yer alan kişiye duruşmada nüfus ve sabıka kaydıyla gelen ilam okunması gerekmektedir. Bu durum önem teşkil etmektedir. Bununla birlikte mahkûmiyetin 18 yaşından küçük bir çocuğa ait olup olmadığına dikkat edilmesi gerekmektedir. Öyle ki sanığın ilk mahkûmiyetindeki suç tarihi itibari ile yaşına bakılması gerekir. Ayriyeten mahkemeye vermiş olunca ikinci cezanın para cezası olup olmadığına bakmalı böyle bir ceza ise tekerrür hükümleri uygulanmamalıdır. Sevk maddeleri içerisinde 58. madde söz konusu değilse mahkeme sana konumunda yer alan kişi ceza muhakemesi kanununun 226. maddesi içerisindeki ek savunma hakkı tanımalı ve hüküm de sabıka kaydındaki ilanlardan hangisinin tekerrüre esas alındığı göstermelidir. Mahkeme kararı içerisinde hangi mahkemenin kararının tekerrür esas alındığı gösterildikten sonra hüküm içerisinde 5237 sayılı Türk ceza kanunun 58. maddesinin altıncı fıkrasına göre mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve infazdan sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair hüküm kullanılması gerekmektedir.

İzmir’de hukuk bürosunda ceza avukatı olarak danışmanlık ve ceza davaları avukatlığı yapan Av. İdil Su Aydın’dan randevu almak için telefonla arayabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir